Dr. Musa Ebu Merzuk, Hamas'ın Halid Meşal'den sonra onun gibi Şam'da yaşayan ikinci lideri. Uzun zaman Amerika'da cezaevinde kaldıktan sonra, 1996 yılından beri sürgünde yaşayan Merzuk, aynı zamanda Hamas'ın Siyasi Birim başkanlığını da yürütüyor. Şam'daki ofisinde Zaman'ın sorularını cevaplandıran Merzuk, Filistin sorunuyla ilgili, geçmişe ve bugüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Hamas, uluslararası baskılar dışarıda tutulursa kendini 'iyi bir hükümet' olarak nitelendirebilir mi?
Bu kanaatteyiz. Zira hükümetimizin siyasi, idari ve teknik kadrolarında herhangi bir eksiklik yoktur. Karşı karşıya olduğumuz problem, Hamas hareketinin seçimleri kazanmasından ve hükümetin kurulmasından bu yana daha önce benzeri görülmeyen biçimde Filistin halkına uygulanan acımasız ablukadır.
Filistin'de, seçimlerin yapılması desteklendiği halde, hükümet üyelerinin ve milletvekillerinin yaklaşık yarısı cezaevinde.
Tüm dünya demokrasi ve özgürlük çağrısı yapıyor. İşin gerçeği ise, dünya tek gözle görüyor, o da sadece İsrail ve Amerika'nın gözü. İsrail işgal kuvvetleri, Filistin halkı tarafından seçilmiş milletvekillerinin yarıdan fazlasını tutuklamasına rağmen, kendisini "özgür dünya" diye niteleyenler bu duruma sessiz kalmaktadır. Bu da, Batı demokrasisinin ve iddia edilen özgürlüğün yalan ve sahte olduğunun bir kanıtıdır.
İsmail Haniye'nin, İsrail'in 1967'den önceki topraklarına geri çekilmesi halinde onu tanıyacaklarına dair açıklamalarının olduğu söylenmektedir. Bu açıklama doğru mudur?
Bu konuda Hamas'ın tutumu sabittir. O da, ne uzun ne de kısa vadede Filistin toprağında siyonist işgali tanımamaktır. İsrail devleti mevcuttur, bu topraklar üzerinde yaşamaktadır ve Filistin halkına karşı organize devlet terörü uygulamaktadır. Biz diyoruz ki, siyonist işgal kuvvetleri 1967 yılında işgal edilen Filistin topraklarından tamamen çekilir, mülteciler geri döner ve siyonist zindanlarındakiler serbest bırakılırsa, Hamas, iki taraf arasında zamanı ve sınırları belli olan bir ateşkes imzalamaya hazırdır.
Şaron ve Olmert hükümetleri Gazze'den çıktılar. Fakat Batı Şeria toprakları üzerinde yerleşim yerleri arttı ve diğer yerleşim yerleri genişletildi.
İsrail hükümetinin değişmeyen politikası genişlemek ve Filistin'e doğru yayılmaktır. Oslo Antlaşması'ndaki yerleşim bölgelerinin dondurulmasıyla ilgili cümle aldatmaca bir cümledir. İsrail, bu anlaşmayı ve Filistin yönetiminin kurulmasını kullanmıştır.
Abbas yönetimi ile uzlaşma durumunuz var mı? Hamas'la El- Fetih arasında devam eden çekişmenin sebebi nedir?
Evet, Filistin halkımızın haklarına bağlı kalma prensibi üzerinde Abbas'la anlaşmaya varmak mümkün. El- Fetih'le Hamas arasındaki çekişmenin sebebine gelince, onların Filistin halkının seçimine saygı göstermemesidir. Bir başka husus da, El-Fetih hareketinin hiçbir şekilde Filistin halk liderliğine kimseyi ortak kabul etmemesidir. Bizden, kamu idaresinde ve Filistin siyasi işlerinde bir vitrin olarak kalmamızı istedi. İşte bu noktada, yönetimle ilgili hususları Cumhurbaşkanı Abbas yanlısı gruplara ve El-Fetih hareketine bırakan kararnameleri çıkararak hükümetin çalışmaları işlevsiz bırakılmıştır.
ABD ve İsrail, Refah sınır kapısının yeniden açılmasına kapıyı Abbas yönetimi kontrol ederse onay veriyor. Bu konuda sizin öneriniz nedir?
Amerika ve İsraillilerin tutumu bizi ilgilendirmiyor. Mısır'ın tutumu bizim önerilerimiz doğrultusunda, sınırı kapatmak ve anlaşmalara göre geçiş kapısını açmak şeklindedir. Refah sınır kapısı, Filistin-Mısır sınır kapısı olup İsraillilerin hiçbir hakkı yoktur. Onların oradaki varlığını reddediyoruz. Bu anlaşma iddia edildiği gibi beş taraf arasında değildir. İsrail tarafı da bağlı kalmamıştır. Örneğin anlaşma sınır geçiş kapısının kapatılmamasını öngörmektedir. Fakat İsrail, açık bıraktığından daha fazla süre kapalı tutmuştur. İsrail, kendi sınırlarını korumak için başkalarına görev dağıtmaktadır.
Filistin sorununa bakış açısı konusunda Amerika ile Avrupa arasında fark görüyor musunuz?
Aslında bazı farkların ve ayırt edici yönlerin olması gerekir. Ne var ki biz, seçimleri kazandıktan sonra ve halkımıza karşı dayatılan acımasız ablukadan sonra hiçbir şey göremedik. Her ne kadar ablukanın kaldırılmasına ve bizimle konuşulmasına çağıran kimi Avrupalıların tutumları olsa da.
İmad Mugniye'nin Şam'da öldürülmesi bölgedeki gerginliği artırır mı?
Suikastın Şam'da gerçekleştirilmesinin birçok mesajı vardır. Bunların en belirgini ise, siyonist terörizminin sınır tanımadığı, tüm ülke ve halklar için bir tehlike olduğu yankısı uyandırmaktır. Bu olay, İsrail'in geçen yılın temmuz ayında Lübnan'a karşı gerçekleştirdiği saldırının fiyasko olduğu hakikatini ortaya koymuştur. Zira bu savaşta işgale karşı direniş hareketinin büyük zafer kazanmasında, İmad Mugniye büyük rol oynamıştır.
İsrail, suikastın arkasında Suriye'nin olduğunu açıkladı.
İsrail her zaman siyasi ve güvenlik bakımdan hedef saptırmaktadır. İsrail basını Suriye emniyet teşkilatındaki görevlileri sindirmek amacıyla bir mesaj göndererek, bu teşkilatın içine sızıldığını ifade etmektedir.
Türkiye'nin Filistin sorununda oynadığı rolü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'nin, mazlumlara, işgal altında yaşayan Filistinlilere ve onların haklarına karşı tarafgir bir siyaset uygulaması gerekmektedir. Geçen yüz yılın başında Türkiye, bölgede etkin bir rol üstlenenlerden biri ve hatta en önemlisi olmuştur. Filistin halkı, Türk halkı hakkında çok iyi duygulara sahiptir. Kendilerinin yanında destekleyici ve yardımcı konumlarda bulunduklarını hiçbir zaman unutmazlar. Bu sebeple, Türkiye'nin, İsrail saldırılarına karşı konumu her zaman için Filistin halkını destekleyen ve yardımcı olan, onlar için işgale karşı gösterdikleri mücadelelerinde siyasi ve diplomatik güç, halkımızın yüklerini hafifleten bir enerji ve adil sorununa yardımcı olan bir konum olmasını bekliyoruz.
Türkiye'nin İsrail'le olan ilişkilerine nasıl bakıyorsunuz?
İsrail'le kurulan ilişkilerin Türkiye ve Türk halkına bir fayda sağlayacağı görüşünde değiliz. Bizler tüm dünya ülkelerini ve özellikle de adaletten yana olan İslam ülkelerini, işgal ve düşman devleti olan İsrail'le ilişkilerini sona erdirmeye, haklarını geri alması için Filistin halkına yardımda bulunmaya çağırıyoruz.
Filistinli birçok lider çeşitli saldırılarda hayatını kaybetti. Böyle bir akıbete uğrama riskiniz yüksek olmasına rağmen bu düşünceyle nasıl yaşıyorsunuz?
Suikast düzenleme siyaseti, İsrail'in uyguladığı bir yöntemdir. Bu yüzden her direnişçinin kendisini, kardeşlerini ve hareketini bu siyasetten koruması gerekmektedir. Bunun yanında kendimizi, bir gün elbet şahadeti tadacak olanlardan sayıyoruz.
Zaman gazetesi

