FHKC Politik Büro üyesi Ebu Ahmad Fuad, "Filistin halkının büyük çoğunluğu ve onun siyasi güçleri, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi de dahil olmak üzere, Filistinlilerin çalınmış haklarını geri almak için Amerika'nın pozisyonuna ne geçmişte bel bağlamıştır, ne de gelecekte bel bağlayacaktır" diyor.
Kuds ül Arabi Gazetesi'nin, FHKC Politik Büro üyesi Ebu Ahmad Fuad'la yaptığı röportaj:
ABD yönetiminin, Amerikan Başkanı'nın Ramallah'a gerçekleştirdiği ziyareti sırasında yaptığı açıklananları uygulamak için ciddi ciddi çalışacağını düşünüyor musunuz? Görev süresi sona ermeden önce bir Filistin devletinin kurulmasının olasılığı gibi...
Filistin halkının büyük çoğunluğu ve onun siyasi güçleri, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi de dahil olmak üzere, Filistinlilerin çalınmış haklarını geri almak için Amerikanın pozisyonuna ne geçmişte bel bağlamıştır, ne de gelecekte bel bağlayacaktır. Amerikanın pozisyonu, İsrail işgalinin devam etmesi, yerleşkelerin devam etmesi ve Filistinli mültecilerin İsrail tarafından çıkartıldıkları köylerine ve kasabalarına geri dönme haklarının iptal edilmesidir. Bu, son derece açıktır.
ABD eski Başkanı Clinton da, yaşayabilecek bir Filistin devletinin kurulmasının gerekliliğini açıklamıştı. Ama pozisyon üzerinden yıllar geçti. Sonuç; başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik bir tek adım bile uygulamaya sokulmadı.
Ayrıca, Madrid konferansından ve 17 sene önceki Oslo anlaşmasının imzalanmasından bu yana, siyonist düşman ile müzakereler aracılığıyla, Sharm el-Seyh ve diğer yerlerde yapılan tüm konferansların, politik ve ekonomik anlaşmaların arasında Filistin devletinin kurulması ile ilgili yer alan konuşmalar oldu, sonuç ne oldu? Daha fazla yerleşim yerlerinin yapılması, daha fazla toprağın zorla alınması, ırkçı ilhak duvarının yapılması, abluka vs vs...
Bu yüzden, Bush ve onun yönetimi tarafından Filistin devletinin kuruluşuna ve Filistin/siyonist çatışmasının çözümüne yönelik sunulan ne olursa olsun, yalan ve aldatmadır. Olanlar, söylediklerimizin gerçek olacağını ispatlamıştır.
Neredeyse yüzyıldır sürmekte olan bu kanlı çatışmanın, Bush yönetiminin kalan günlerinde çözüleceğini, yani sihirbaz Bush'un sihirli çözümünü hayal etmek mümkün müdür? Yedi yıldır Bush neredeydi!
Bush'un Ramallah ve diğer Arap ülkelerini ziyaretinde söylediği neydi?
1- Amerika'nın pozisyonunun, siyonist varlığın pozisyonu ile aynı olduğunu ifade etti. Aslında Bush, siyonist pozisyonu daha açık bir şekilde temsil etmektedir.
2- Bush, ABD'nin Annapolis'te kurduğu ve gelecekte kuracağı komiteler dahil olmak üzere, bir çözüm için referans olduğunu söyledi. Bu; Amerikan/İsrail projesinin, Filistinlilerin ulusal haklarını, mültecilerin geri dönüş hakkı ile birlikte Kudüs, ırkçı ek duvar, düşmanın 1967 sınırlarından geri çekilmesi gibi onlarca ve onlarca BM kararı ve Güvenlik Konseyi kararını ortadan kaldırma amacı taşıdığının açık bir kanıtıdır.
3- George Bush, Filistinli mültecilerin topraklarına ve kendi mülklerine BM kararları doğrultusunda geri dönme hakları olmadığını açık bir şekilde ifade etti. Bu, tüm Filistinlilerin reddetmesi gereken çürümüş bir pozisyondur.
4- Bush'un yeşil hattın değişmesiyle ilgili ifade ettiklerini; biz, halkımız ve de Filistin ulusal güçlerinin büyük çoğunluğu reddetmektedir. Ne yazık ki, Filistin politik sahnesinde bu tür şeyleri esneklikle halletmeye çalışanlar da var. Bizler bunu reddediyoruz ve işgal edilmiş topraklarımızın bir santimetresi için bile ödün vermeyeceğiz. İlkesel olarak toprak ve arazi değişimini reddediyoruz.
5- Bush, topraklarımız ve vatanımızda İsrail'in bir Yahudi devleti, yani ırkçı bir devlet anlamına gelen yalnızca Yahudilerin bir devleti olduğu şeklindeki ifadesinde, 1.3 milyon Filistinliyi topraklarından ve evlerinden göç ettirmeyi hedefleyen siyonist projeyi tam olarak desteklediğini de ima etti.
ABD ve İsrail'in Filistin sorununu tasfiye girişimlerinin başarıya ulaşacağını düşünüyor musunuz?
Hayır. Halkımız, tüm Filistin ulusal amacını gerçekleştirmek için muazzam bir gücü, direniş ruhunu ve fedaya hazırlığı içinde taşımaktadır. Hiçbir güç yoktur ki; Filistin halkının başını eğdirebilsin ya da halkı haklarından vazgeçmeye zorlayabilsin. FHKC olarak bizler, direnişe tüm biçimleri içerisinde ön planda silahlı mücadele ile, dönüş hakkımızı alana ve Kudüs başkent olmak üzere Filistin devletinin kuruluşunu sağlayana kadar, ulusal toprağımız Filistin'in tam özgürlüğü şeklindeki stratejik hedefimize giden yolda yürümeye devam edeceğiz.
Başkan Mahmut Abbas, İsrail başbakanı ile birkaç gün önce nihai bir çözüm için müzakerelere başlama anlaşmasına vardıklarını açıkladı. Bu müzakerelerin İsrail işgalci güçlerinin 1967'de işgal ettiği topraklardan çekilmesine ve başkent Kudüs olmak üzere Filistin devletinin kuruluşuna ön ayak olacağını düşünüyor musunuz?
Müzakereler yıllardır sürmekte. Bu da aynı öncekiler gibi. Bir tek düşman ve ABD bundan kazançlı çıkar. Hepimiz Olmert'in ve ondan öncekilerin ve düşmanın birçok liderinin yol haritasının birinci maddesinin uygulanmasını talep eden, direnişin sona ermesinin ve Filistin'in içeriden bölünmesinin devamını kasteden ifadelerini duyduk. Ve bundan sonra düşman liderliği, yeni şartlar hakkında konuşmaya başlayacaklar falan filan, işte aynen böyle olacak.
Düşman, Batı Şeria'nın büyük bir kısmını yerleşim yerleri, duvarlar, su vs. ile ele geçirdi. Üzerine konuşacak hiçbir toprak yok, yerleşim yerlerinin genişletilmesi projesi devam ediyor, Kudüs'ün gasp edilmesi devam ediyor. ABD yönetiminin İsrail'e tam desteği içerisinde gerçekleşen müzakerelerde, Filistin delegasyonunun siyonist delegasyon ile Kudüs'ün başkent olduğu bağımsız bir Filistin'i, mültecilerin dönüşünü içeren bir çözüme ulaşabilme şansları olduğunu düşünmüyorum. Ve hiç kimseden saklanmayan herkesin bildiği siyonist proje bir gerçek.
İşin gerçeği şu ki; ABD, halkımızı ezmeyi hedefliyor. Bu amaçla bölgede savaşlar başlattı. Hala nasıl oluyor da ABD'nin İsrail'e geri çekilmesi için baskı yapacağını düşünüyoruz? Ve ABD'nin kendisi Irak'ı ve Arap yurdunun diğer kısımlarını doğrudan ya da dolaylı yollarla işgal ediyor İran ve Suriye'yi savaşla tehdit ediyor.
Kimi Filistinliler ve Araplar, mevcut İsrail hükümetinin Filistinlilerin bazı taleplerine yanıt vermeyi istediğini düşünüyor...
İsrail hükümeti, Filistinlilerin taleplerine ne kısmen ne de tamamen yanıt vermeyecek. Oslo ekibi, Yol Haritası'nın ve Annapolis'in ABD'ye bel bağlamak konusunda başka bir başarısızlık anlamına geldiğini görecek. Biz, FKÖ önderliği üzerinde tekel sahibi olanlara bu tür yöntemleri arkalarında bırakmalarını ve boşa zaman harcamamalarını söylüyoruz. Bu önderlik için en iyi şey, Filistin sahnesindeki boşluklar üzerinde köprü oluşturmak ve FKÖ kurumlarını yeniden demokratik temelde inşa etmektir. Yönetim, halkımızın tüm eğilimlerinin istisnasız katılabileceği yeni bir Filistin Ulusal Meclisi'nin seçimi için çaba ve zaman harcamalıdır.
Şimdiki Filistin önderliğinin, Başbakan Arafat'ın Camp David'de reddettiklerini kabul edeceğini ve bir anlaşma imzalayacağını düşünüyor musunuz?
Böyle bir şeyin olmamasına inanmak istiyorum, ancak sorun yalnızca tutkulara dayanmıyor. Bu hakim önderlik üzerinde şehit Başbakan Arafat'ın reddettiklerini kabul etmeleri yönünde hem uluslararası hem de Arap dünyasından gelen baskılar var. Bu nedenle biz sürekli birleşik Filistin Ulusal Meclisi tarafından kabul edilmiş olan Filistin ulusal değişmezleri ve ilkelerini destekleme ihtiyacını vurguluyoruz. Biz hiçbir değişiklik yapmadan Filistinlilerin ilkelerini, özellikle de mültecilerin nereden çıkarılmışlarsa oradaki evlerine geri dönme hakları ve Kudüs başkent olmak üzere tam bağımsız Filistin devletinin kurulmasını destekleyenlerle birlikte duracağız ve "küçük" ya da "büyük" her türlü tavizi reddedeceğiz.
Bütün ulusal diyaloğu yeniden başlatma çabalarından ve her iki partinin de -Hamas ve Fetih-, hala pozisyonlarını korumalarından sonra Filistin'deki iç bölünmenin sona ereceğine dair bir umut var mı?
Bölünme, ulusal davamız için çok büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Devam ettiği takdirde, feci bir durum olur. Bana göre, bu bölünmenin devam etmesinin hiçbir haklı yönü yok. Ve ulusal kurtuluş aşamasında, tüm küçük çelişkiler ulusal düşmanla olan ana çatışmaya hizmet etmek için bir kenara bırakılması lazım. Ulusal birlik, işgale karşı gelmede önemli bir silah ve amaçtır. Bölünme ise Filistin ulusal haklarına karşı durmaktadır. Şu anda ihtiyaç duyulan şey, tüm Filistin ulusal güçlerini, tüm anlaşamayan tarafları ulusal diyaloğa katılmaya çağırmak için azami çabayı göstermesidir. Ulusal diyalog dışında başka bir seçenek yoktur.
Hamas hareketi içerisindeki kardeşlerimizin uzun vadeli süre içerisinde kurulmuş güvenli ve güvenli olmayan binaları Ebu Mazen'e ya da onun kabul edeceği üçüncü bir kişiye vermek için inisiyatif alma olasılığı mevcuttur. Ve her iki taraftan olmayan güçler dahil, tüm gruplardan oluşan birleşik bir grubun diyalog ile bir anlaşmaya varana kadar bu görevi üstlenmesi de olasıdır. Diyalog içerisinde tüm sorunlar ortaya konulabilir. Tutukluların ulusal konsensüs belgesi olarak, FKÖ kurumlarının seçim yoluyla demokratik temelde yeniden oluşturulması ve tam oransal temsili ve güvenlik birimlerinin profesyonellik ve ulusal bağlılık ilkesi temelinde ancak kotalar ve intisap temelinde olmamak şartıyla yeniden inşası şeklindeki Kahire Deklarasyonu herkes tarafından imzalandı.
Erken bir Yasama ve Başkanlık seçiminin, Fetih ve Hamas arasındaki diyaloğu yeniden başlatma çabalarının sonuç vermemesinin ardından bir çıkış olacağını düşünüyor musunuz?
Her türlü gerçekçi demokratik süreci biz destekleyeceğiz, ancak bunun bir konsensüs ile olması gerekir. Hiç bir taraf gücünü empoze etmemelidir. Ayrıca bu soru kapsamlı ulusal diyalog tartışmasının bir parçası olabilir.
Not: İngiltere'nin başkenti Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi Gazetesi'nin, FHKC Politik Büro üyesi Ebu Ahmad Fuad'la 21 Ocak'ta yaptığı röportajdır. İngilizceden kısaltarak çevirdik. (Atılım)

