Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu
Utanacak yüzleri kalmamış!
İsrail’in işgali altındaki Batı Şeria’da “Siyonist-faşist yerleşimci terörü” her geçen gün artarak yoğunlaşıyor. Neredeyse her gün yaşanan Siyonist terör Batı Şeria’da can almaya devam ediyor. Batı yönetimleriyse Siyonist-faşist yerleşimcilere ağır çekim yaptırımlar uygulayarak durumu idare etmeye çalışıyorlar. Bu yönetimler yerleşimci terörüyle İsrail hükümetini ayırıyorlar. Yerleşimcilerin İsrail hükümetiyle organik bağlantılarını görmezden geliyorlar.
Gazze’de tam zamanlı bir soykırım gerçekleştiren İsrail, Batı Şeria’yı Filistinlilerden arındırmak için yerleşimci terörünü besliyor, arkalıyor. Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da 250’ye yakını çocuk olmak üzere 1100’den fazla Filistinli katledildi. On binlerce Filistinli ise evlerinden barklarından edildi. Dünyanın gözleri önünde Filistinli köylülerin evlerini ve topraklarını gasp eden yerleşimciler kendilerine direnen köylüleri ise katlediyorlar.
Netanyahu ve çetesi yerleşimcileri silahlandırarak Filistinli köylülerin üzerine salıyorlar. Amaçları Batı Şeria’yı Filistinlilerden arındırarak ilhak etmek. ABD ve Batı yönetimlerinin desteğiyle İsrail öteden beri işgal altındaki topraklarda sistematik ilhak politikası sürdürüyor.
Filistin Devleti’ni sözde tanıyan Batı yönetimleri İsrail’in ilhak politikalarına göz yumuyor. İsrail’i cezalandırmak yerine birkaç yerleşimciye yaptırım getirerek kendi kamuoylarını aldatıyorlar. Üstüne üstlük bu Batı yönetimleri İsrail’e askeri desteği de sürdürüyorlar.
En son Almanya Gazze ve Batı Şeria’da soykırım devam ederken İsrail'e yaklaşık 930 milyon dolarlık silah ihracatını onayladı. Der Spiegel'in bir haberine göre, İsrail'in Filistinlilere karşı soykırım savaşını sürdürmesiyle birlikte ihracat lisansları 2025'te onaylanan toplam sayının 4 katından fazla arttı. Hitler’in Yahudilere uyguladığı soykırımın bedeli Filistinlilere çıkarılıyor.
Almanya bir kez daha tarihin yanlış tarafında yer alıyor. 1948’de kurdurulmasından itibaren İsrail’in güçlü destekçisi olan Almanya şimdi de Siyonist-faşistlerin yürüttüğü soykırım ateşine yakıt taşıyor. Nazilerin suçlarından güya utanan Almanya, Siyonistlerin Filistinlilere yönelik soykırım suçlarından zerre miskal utanmıyor. Tarih elbet bunu da hanelerine yazacaktır.
Amerikalı şöhretli Yahudi oyuncu Wallace Shawn geçen yıl kendisiyle yapılan röportajda İsrail’in Filistinlilere muamelesini Nazilerin Yahudilere muamelesine benzetmişti. Hatta Shawn İsraillilerin bazı yönlerden Nazilerden daha kötü olduklarını belirterek, “Çünkü bir bakıma bununla övünüyorlar. Hitler bunu (soykırımı) gizli tutmaya çalışacak kadar nezaket gösterdi. Nedense Hitler, Yahudilere yaptığını insanların bilmesini istemiyordu. İsrailliler neredeyse bununla gurur duyuyorlar ve bu şeytani bir kötülük” diye konuşmuştu.
Wallace Shawn İsraillilerin bilinçli veya bilinçsiz olarak her geçen gün nefreti artırdıklarının farkında olmaları gerektiğini belirterek, “Nefretin seviyesi hayal bile edemeyeceğimiz bir düzeyde” diyordu. Ne ki Siyonistler, dünyanın dört bir tarafında Gazze’deki soykırıma karşı dile getirilen insani tepkileri “Yahudi karşıtı” olarak göstererek mağduru oynuyorlar. Ancak İsrail’in küresel halkla ilişkiler çalışmaları artık bir sonuç vermiyor. Tam tersi bit etki yapıyor.
Esir müzakerecisi Amerikalı-İsrailli Gershon Baskin ise ABD’deki üniversite öğrencilerinin yüzde 74'ünün İsrail'in Filistinlilere karşı soykırım uyguladığına inandığını belirtiyordu. Gershon şöyle devam ediyordu: “İsrail, geleneksel olarak kendisini dostu olarak gören insanlar arasında bile giderek artan bir şekilde dünyanın en çok nefret edilen ülkelerinden biri haline geliyor. Bu durum daha iyi halkla ilişkiler çalışmalarıyla tersine çevrilemez.”
“İsrail-Filistin Kamu Politikası Enstitüsü’nün (IPCRI) kurucusu olan Baskin, Batı Şeria’da yerleşimlerin genişletilmesinin amacının sadece konut sağlamak için değil, Filistin Devleti’nin kurulmasını coğrafi olarak engellemek olduğunu da söylüyor. Baskin bakın neler söylüyor:
“Filistin topraklarında izinsiz yerleşim birimleri kuruluyor ve daha sonra buralara elektrik, yol, askeri koruma ve kamu finansmanı sağlanıyor. İdeolojik yerleşimcilerin yasadışı bir eylemi olarak başlayan bu süreç, kademeli olarak resmi devlet politikasına dönüşüyor.”
Bir İsrailli olarak Gershon Baskin bunları söylerken Batı yönetimleri hala deve kuşu gibi başlarını kuma gömüyorlar. Sözde medeni olduklarını ve uluslararası hukuk ve düzene uyduklarını iddia ediyorlar. Fiiliyatta ise savundukları düzenin temellerini baltalıyorlar.

