Birleşmiş Milletler’in Sudan’daki bağımsız Uluslararası Gerçekleri Araştırma Misyonu, yabancı silahlar, askeri teknoloji ve paralı savaşçıların Sudan’daki savaşı sürdürdüğünü ve savaş suçu teşkil edebilecek saldırıları mümkün kıldığını açıkladı. Raporda, Birleşik Arap Emirlikleri’yle bağlantılı bir ağın Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (RSF) silah, lojistik destek, eğitim ve yabancı savaşçı sağladığına ilişkin makul gerekçeler bulunduğu belirtildi.
BM’nin bağımsız soruşturma misyonunun yayımladığı rapora göre, RSF’ye yönelik destek ağı BAE, Kolombiya, Çad, Libya ve Somali üzerinden faaliyet gösteren şirketler, aracılar ve kişilerden oluşuyor.
Raporda, söz konusu ağın faaliyetlerinin doğrudan BAE devletine mal edilmesi konusunda kesin bir sonuca varılmadı. Ancak BAE’de faaliyet gösteren, kayıtlı bulunan veya ülkeyle bağlantılı kişi ve kuruluşların RSF’ye askeri personel temini, finansmanı ve taşınması ile diğer desteklerin sağlanmasında “önemli bir rol” oynadığı tespit edildi.
BAE ise suçlamaları reddederek silah sağlamadığını ve yabancı savaşçıların transferini kolaylaştırmadığını savundu. Abu Dabi, tarafsız olduğunu ve kendi soruşturmalarında ülkesinin yargı alanındaki kuruluşların paralı asker faaliyetleriyle bağlantılı olduğuna dair kanıt bulunmadığını bildirdi.
Dış destek savaşın yıkımını büyütüyor
BM soruşturma misyonu, RSF’ye sağlanan dış desteğin yanı sıra Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin (SAF) de yabancı kaynaklı insansız hava araçları sayesinde RSF kontrolündeki bölgelerin derinliklerine yönelik saldırı kapasitesini artırdığını belirledi.
Misyon Başkanı Mohamed Chande Othman, dış desteğin sivillerin korunmasını artırmadığını, aksine bedelini sivillerin ödediğini söyledi.
Rapora göre yalnızca Ocak-Mayıs 2026 döneminde İHA saldırılarında 1.000’den fazla sivil hayatını kaybetti.
BM araştırmacıları RSF’nin bir anaokulu, hastane ve yerinden edilmiş kişiler için kullanılan bir barınma merkezine yönelik saldırılarını; Sudan ordusunun ise hastaneler, pazar yerleri, bir düğün ve mahkeme oturumuna yönelik saldırılarını belgeledi.
114 kişi aynı saldırıda öldürüldü
Güney Kordofan’daki Kalogi kentinde RSF tarafından düzenlenen art arda İHA saldırılarında Nabaa el-Hanan Anaokulu, ilk saldırının ardından olay yerine gelen kişiler ve yakındaki Kalogi Kırsal Hastanesi hedef alındı.
4 Aralık 2025’te gerçekleşen saldırılarda yaklaşık 60’ı çocuk olmak üzere 114 kişi hayatını kaybetti, 35 kişi yaralandı.
BM müfettişleri, anaokulu veya hastanenin askeri amaçlarla kullanıldığına ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını belirtti.
RSF’nin ayrıca Kulba’da yerinden edilmiş ailelerin barındığı Uluslararası Göç Örgütü’ne ait eski bir binaya saldırdığı ve aralarında çocukların da bulunduğu en az beş sivili öldürdüğü aktarıldı.
Misyon, saldırıların hedeflerin doğrulanması, sivil ve askeri unsurlar arasında ayrım yapılması ve saldırılar sırasında gerekli önlemlerin alınmasına ilişkin uluslararası insancıl hukuk kurallarını karşılamadığını belirtti.
Sivillerin, hastanelerin ve eğitim kurumlarının doğrudan hedef alınmasının savaş suçu teşkil edebileceği ifade edildi.
Sudan ordusu da hastane ve pazarları vurdu
Raporda Sudan ordusunun da Doğu Darfur’daki Ad-Da’in Eğitim Hastanesi’ne yönelik art arda saldırılar düzenlediği belirtildi.
Mart ayında Ramazan Bayramı’nın ilk gününde gerçekleştirilen saldırılarda en az 70 kişi hayatını kaybetti, 146 kişi yaralandı. İki milyondan fazla kişiye sağlık hizmeti sağlayan hastane kullanılamaz hale geldi.
BM misyonu, hastanede yaralı RSF mensuplarının tedavi edildiği yönündeki iddiaları da inceledi. Ancak yaralı savaşçıların tedavi edilmesinin hastanenin uluslararası hukuk kapsamındaki koruma statüsünü ortadan kaldırmadığını vurguladı.
Sudan ordusunun Kuzey Kordofan’daki Abu Zaima Pazarı ile Mavi Nil eyaletindeki Yabus Pazarı’na yönelik saldırılarının da orduya ait olduğu belirtildi. Saldırı noktalarında belirlenebilir bir askeri hedef bulunmadığını bildiren müfettişler, sivillerin kasten hedef alınması halinde bu saldırıların savaş suçu teşkil edebileceğini kaydetti.
“Soykırım belirtileri” taşıyan saldırılar
Raporda özellikle RSF’nin Darfur’daki operasyonları sırasında aldığı dış desteğe geniş yer verildi.
Silah, askeri personel ve diğer malzemelerin Somali’nin Puntland bölgesindeki Bosaso, Libya’nın güneydoğusu ve Çad üzerinden uzanan birbirine bağlantılı hava, deniz ve kara güzergâhlarıyla taşındığı belirtildi.
Söz konusu ekipmanlar arasında Çin üretimi NORINCO AH-4 obüsleri, FK-2000 hava savunma sistemleri ve CH-95 keşif ve saldırı İHA’ları bulunduğu aktarıldı. BM misyonu, bazı askeri malzemelerin daha önce BAE’ye ihraç edilen ekipmanlarla örtüştüğünü bildirdi.
Tanıklar, BAE’den kalkan ve Çad üzerinden ilerleyen kargo uçuşlarının düzenli olarak gerçekleştirildiğini, ardından malzeme ve yabancı askeri personelin RSF kontrolündeki bölgelere taşındığını anlattı.
Misyon üyesi Mona Rishmawi, dış desteğin RSF’nin Zamzam Kampı’ndaki operasyonlarına ve daha sonra el-Faşir’in ele geçirilmesine katkı sağladığını belirterek, bölgede “soykırım belirtileri” taşıyan ağır ihlaller ve uluslararası suçların belgelendiğini söyledi.
2 bine yakın Kolombiyalı eski asker toplandı
BM raporunda, RSF’nin operasyonlarında Kolombiyalı askeri personelin özellikle İHA, topçu ve hava savunma sistemlerinin kullanımı açısından önemli rol oynadığı belirtildi.
Ağustos 2024’ten bu yana 2 bine kadar eski Kolombiyalı askerin RSF için toplandığı tahmin ediliyor. Bazılarının BAE’deki Ghayathi kentinde askeri eğitim merkezine benzeyen bir tesiste eğitildikten sonra Somali, Libya veya Çad üzerinden Sudan’a gönderildiği kaydedildi.
“Çöl Kurtları” olarak bilinen bir birime bağlı savaşçıların, el-Faşir’in RSF tarafından ele geçirilmesinden önce, sırasında ve sonrasında bölgede bulunduğu; İHA, topçu ve diğer gelişmiş askeri sistemleri kullandığı belirtildi.
İşe alım ağının yöneticileri açıklandı
BM müfettişleri çok sayıda yabancı kişi ve kuruluş tespit etmesine rağmen raporda kamuoyuna yalnızca daha önce BM Güvenlik Konseyi’nin Sudan yaptırım komitesi tarafından yaptırım listesine alınmış isimleri açıkladı.
Bunlar arasında, işe alım ağındaki başlıca şirketlerden birinin kurucusu olan ve Abu Dabi’de bulunan emekli Kolombiyalı albay Alvaro Andres Quijano Becerra da yer aldı.
Eşi Claudia Viviana Oliveros Forero’nun ise Kolombiya’daki işe alım faaliyetlerini koordine ettiği öne sürüldü. Her iki isim de nisan ayında eski Kolombiyalı askerlerin Sudan’a gönderilmesi ve burada görevlendirilmesi nedeniyle BM Güvenlik Konseyi tarafından yaptırım listesine alındı.
Misyon, diğer şüphelilere ilişkin gizli dosyaları muhafaza ettiğini ve bunları adli makamlar ile hesap verebilirlik mekanizmalarıyla paylaşabileceğini bildirdi.
Kolombiya hükümeti, Kolombiyalı şirket ve kişilerin Sudan’da görevlendirilmek üzere askeri personel topladığını kabul ederken, devletin bu faaliyetleri yönlendirmediğini veya desteklemediğini savundu. BM misyonu da Kolombiya devletinin sorumluluğuna ilişkin herhangi bir tespitte bulunmadı.
BM: Hesap verebilirlik saldırganlarla sınırlı kalmamalı
BM misyonu üyesi Joy Ngozi Ezeilo, “Hesap verebilirlik yalnızca saldırıları gerçekleştirenlerle sınırlı kalamaz” dedi.
Müfettişler, uluslararası suçların sorumluluk zincirinin tamamının araştırılması gerektiğini belirterek saldırıları emreden, finanse eden, silah ve mühimmat sağlayan veya başka yollarla kolaylaştıran kişilerin de soruşturulmasını istedi.
Misyon ayrıca BM Güvenlik Konseyi’ne Darfur için yürürlükte olan silah ambargosunun Sudan’ın tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesi çağrısında bulundu.
Devletlerden de ciddi ihlallere yol açma ihtimali bulunan silah, İHA ve askeri teknoloji transferlerini durdurmaları istendi.
Sudan savaşı dünyanın en büyük insani krizlerinden birine dönüştü
Sudan’da savaş, ordu komutanı Abdülfettah el-Burhan ile eski yardımcısı ve RSF lideri Muhammed Hamdan Dagalo, yani Hemedti arasındaki iktidar mücadelesinin ardından Nisan 2023’te başladı.
Savaşta en az on binlerce kişi hayatını kaybederken, 13 milyondan fazla insan yerinden edildi. 19,5 milyondan fazla kişi ise kıtlığın eşiğine sürüklendi.
BM ve Avrupa Birliği, Sudan’daki krizi dünyanın en büyük insani ve yerinden edilme krizlerinden biri olarak nitelendiriyor.
Çatışmanın her iki tarafı da yaygın savaş suçları ve ağır insan hakları ihlalleriyle suçlanırken, ateşkes sağlanmasına yönelik uluslararası girişimler şimdiye kadar sonuçsuz kaldı.

