1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut"
"Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut"

"Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut"

"(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik." (Meryem / 12)

21 Ocak 2026 Çarşamba 07:49A+A-

 

يَا يَحْيٰى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍۜ وَاٰتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّاۙ ﴿١٢﴾

12- (Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik.

Yahya (a.s) nın doğumu, çocukluğu, büyümesi konusunu hiç anlatmıyor Rabbimiz. Bize lâzım olacak, bizim kulluğumuza örnek olacak bölümü anlatır Rabbimiz. Bize lâzım olan yönü neymiş Yahya (a.s) nın? Büyüyüp elçi olunca Rabbimiz buyuruyor ki: Ey Yahya kitaba kuvvetlice sarıl. İşte Yahya (a.s) şahsında bizden istenen de budur.

"Ey Yahya kitaba kuvvetle sarıl." 

Kitaba sarılmak demek kitabın âyetlerini ve o âyetlerin ortaya koyduğu manayı hiç kaybetmeden hayatta uygulamaya çalışarak onu muhafaza etmek demektir. Kitabın âyetlerine sarılıp,  anlayıp sürekli onlar kılavuzluğunda yol bulmak ve onlarla bir hayat yaşamak demektir. 

Kitabın olmadığı yerde, kitabın olmadığı gönüllerde, kitabın olmadığı toplumlarda îman yoktur, orada inanç yoktur ve bunun için de orada hayat yoktur. Çünkü vahiyden uzak olan bir yerde hayat da yoktur. Kur’an ve Sünnetin olmadığı bir yerde, bir evde, bir ülkede kesinlikle hayat da yoktur. Vahiyle irtibatları olmadığı için ölüdür onlar.

Ama şurasını hiçbir zaman unutmayalım ki Yahya (a.s)’a hitap eden bu emir şu anda bizim kitabımızda bir âyettir. Öyleyse bu sadece Yahya (a.s)’a ve Onun toplumu olan İsrâil oğullarına değildir bu hitap. Bu kitap bize gelmiştir. Öyleyse bu emir aynı zamanda bize de veriliyor. Demek ki biz de Allah’ın bize gönderdiği bu kitaba sımsıkı kuvvetlice tutunmak zorundayız. 

Sadece okunan, sadece ezberlenen, sadece konuşulan ama hayatta tatbik edilmeyen, hayatta yaşanmayan bir kitap, kitap olarak korunma özelliğini kaybedecektir.

Meselâ düşünün ki şu anda toplum olarak, müslümanlar olarak kitapla diyalog kursak, gece gündüz kitabın âyetlerini okuyup anlasak, okunup anlaşılması adına paneller, konferanslar düzenlesek, ama anladığımız bildiğimiz bu âyetleri bireysel hayatımızda, aile hayatımızda, toplum hayatımızda, hukuk hayatımızda uygulamıyorsak, bu âyetlerin istediği bir hayatı yaşamıyor ve hayatımızı onlarla düzenlemiyorsak o zaman biz ne o kitaba inanmış sayılırız, ne de o kitaba kuvvetlice tutunmuş sayılırız. 

Evet daha çocuk yaşındayken Ona hikmet verdik, hüküm verdik. Kuvvetle sarılmasını emrettiğimiz kitabın bilgisini, kitabı anlama, kavrama gücünü, kitapla hareket etme yeteneğini, kitabı hayata indirgeyip intibak ettirme bilgisini, kitabı hayatta hakim kılma gücünü verdik Yahya’ya. 

BASAİRUL KUR’AN

“Ey Yahya, tüm gücünle kitab’a (Tevrat’a) sarıl.”

Sözü edilen “kitap” Hz. Musâ dan beri İsrailoğullarının kutsal kaynağı olan Tevrat’tır. Hz. Musa’dan sonraki İsrailoğullarına gelen bütün peygamberler bu kitaba dayanmışlar, insanlara onu öğretmişler, hükümlerinde onun ilkelerini rehber edinmişlerdir. Nitekim Hz. Yahya da babası Hz. Zekeriyya’dan bu mirası devralıyor, bu misyonu yüklenmeye, güçlü ve kararlı bir enerji ile bu emaneti omuzlamaya çağrılıyor; bu mirasın yükümlülüklerini yerine getirirken zayıflık ve ihmalkârlık göstermemesi isteniyor.

Bu yüce seslenişin hemen arkasından Hz. Yahya’nın, omuzlarına bindirilen bu büyük yükün altından kalkabilmek için hangi ayrıcalıklarla donatıldığı açıklanıyor..

…”Ona daha çocukken bilgelik armağan ettik.”

     FİZİLALİL KUR’AN

HABERE YORUM KAT

4 Yorum