
Sırrı Sakık’tan Suriye üzerinden yeni provokasyon
PKK/SDG’nin sahadaki hezimetin ardından, Türkiye kamuoyunu etkilemeye dönük provokatif açıklamaların artması dikkat çekiyor.
Suriye sahasında dengeler hızla değişirken, PKK/SDG yapısının askeri ve siyasi alanda yaşadığı çözülme, söylem düzeyinde de yeni bir hat üzerinden kendini göstermektedir. Sahadaki hezimetin ardından, Türkiye kamuoyunu etkilemeye dönük provokatif açıklamaların artması dikkat çekicidir.
PKK/SDG çizgisine yakın isimlerin, sahadaki gelişmelerle örtüşmeyen, doğrulanmamış ve kaynağı belirsiz iddiaları sistematik biçimde dolaşıma sokması, açık bir algı operasyonuna işaret etmektedir. Bu dil, yaşananları anlamaya değil, gerilimi tırmandırmaya ve yeni cepheleşmeler üretmeye hizmet etmektedir.
PKK/SDG’nin Suriye’de uzun yıllar kontrol ettiği bölgelerde Kürt, Arap ve Türkmen sivillerin maruz kaldığı baskılar, zorla silah altına alma uygulamaları, keyfi tutuklamalar ve infaz iddiaları kamuoyunun hafızasında tazeliğini korurken, bugün aynı çevrelerin kendilerini sorgulanamaz bir mazlumluk zırhına büründürme çabası inandırıcılıktan uzaktır.

Bu çerçevede Sırrı Sakık’ın sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşım özellikle dikkat çekmektedir. Sakık, paylaşımında Suriye’de esir alınan Kürt kadınlarının başlarının kesildiğini, onlarca infaz videosunun dolaşımda olduğunu iddia etmiş, bu ağır ithamları herhangi bir somut delil, doğrulanabilir görüntü ya da bağımsız kaynağa dayandırmamıştır. Böylesine vahim suçlamaların, kanıt sunulmadan kamuoyuna servis edilmesi sorumlulukla bağdaşmamaktadır.
Kamuoyunun sorması gereken sorular açıktır: Bahsi geçen görüntüler nerededir? Bu iddialar hangi bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmıştır? Daha önce “Halep’te 16 bin Kürt katledildi” şeklindeki gerçek dışı iddialarda olduğu gibi, bugün de benzer bir propaganda dili mi devrededir?
Suriye’de yaşanan her türlü insan hakları ihlali, faili kim olursa olsun açık biçimde mahkum edilmelidir. Ancak doğrulanmamış iddialar üzerinden toplumu kışkırtmak, sahadaki aktörleri toptancı suçlamalarla hedef göstermek ve çatışma zeminini genişletmek, hakikat arayışı değil siyasi manipülasyondur.
Hakikat, siyasi hesaplara kurban edilemez. İddia, belgeyle; eleştiri, adaletle; siyaset ise ahlaki sorumlulukla yapılmak zorundadır.






HABERE YORUM KAT