Erkek dindarlığı ya da “Tanrıların Elçileri Erkekler” vehmi!

Erkek dindarlığı ya da “Tanrıların Elçileri Erkekler” vehmi!

​​​​​​​Dindar erkekliğin asıl tehlikesi kimliğin korunup karakterin aşınmasıdır. Dindarlık eşine merhamet, evladına emniyet, nefsine hudut, sözüne sadakat olarak dönmüyorsa geriye dinî bir dekor kalır.

Mustafa Sabri Beşer / STAR

Yıllardır kadını konuştuk.

Başörtüsünü, anneliği, çalışma hayatını, mahremiyeti, aileyi, doğurganlığı, boşanmayı konuştuk.

Kadının nerede duracağını, nasıl yaşayacağını, neyi muhafaza edeceğini tartıştık.

Peki erkek?

Sanki çağın bütün hengâmesi kadınların üzerinden geçmiş de erkek, zamanın kenarında sapasağlam kalmış gibi davrandık.

Galiba sessiz zelzele tam burada oluyor.

Vaktiyle baba otoritesinin aşındığını, ardından annenin zayıfladığını yazmış, "Bu yeni dindarlar eskinin klonları mı?" diye sorarken de merkeze gelen Müslümanların, vaktiyle itiraz ettikleri sınıfın huylarını nasıl devraldığını kurcaladım.

Şimdi aynı soruyu evin eşiğinden içeri sokmak istiyorum.

Yeni dindar erkek, sünnetin varisi mi, geleneğin klonu mu?

Kıymetli Alev Erkilet hocamın "Toplumsal Cinsiyet ya da 'Tanrıların Elçileri Olarak Erkekler' Sorunu" başlıklı makalesi meselenin sinir ucuna dokunuyor. Başlıktaki ibare bir hüküm değil, erkek üstünlüğünün nasıl kutsiyet kisvesine büründürüldüğünü gösteren sosyolojik bir iğne.

Kadınla erkeğin farklılığını tamamlayıcılık içinde yaşamak başka, erkeği sırf erkek olduğu için evin tabii üst makamı saymak başka.

Meselenin düğümü de burada galiba.

Biz reisliği son sözü söylemek zannettik, oysa reislik evvela yük taşımak, babalık hüküm vermeden önce hâl olmak.

Oysa erkeklik öfkeye yaslanmak değil, nefse gem vurabilmekti.

Dindarlık ilkeye değil itaate yaslanınca erkek, ahlâkın hamili olmaktan çıkıp hiyerarşinin sahibi kesildi.

Geleneğin tortusu dinin hükmü diye takdim edilince, insan kendi konforunu bile mukaddes bir vazife sanıverir.

Modernlik de masum sayılmaz.

Eski erkeğin kaba otoritesini budadı ama yerine sorumluluk sahibi yeni bir erkek koyamadı.

Bir yanda itaat bekleyen eski erkeklik, öte yanda hiçbir bağın kendisini sınırlamasını istemeyen yeni erkeklik kaldı.

İkisinin ortasında çocuk, eş ve aile bekliyor.

Namaz kılan erkek var. Umreye giden var. Çocuklarının iyi yetişmesini isteyen erkek de var. Lakin çocuğunun öğretmeninin adını bilmiyor.

İşinde milyonlar çeviriyor, evladıyla haftada bir sofraya oturamıyor.

Kartına para yüklüyor ve adına babalık diyor. Oysa babalık banka hareketlerinde görünmez.

Namazı kıldığı hâlde oğluna guslü, tahareti, namazın farzını öğretmemiş baba biliyorum.

Evladı üniversite sıralarında ama, cenabet dolaşmanın ağırlığını anlatmayı dahi vazife saymamış baba biliyorum.

Cuma namazına pantolonunun ütüsü bozulur diye gitmeyen oğluna, secdeyi hatırlatmak yerine yeni pantolon alma telaşına düşen dindar baba biliyorum.

Veya eşinin kıyafetine, sesine ölçü koyan erkek, hududunu iş hayatında kolayca esnetebiliyor.

Karısına "mesafeni koru" diyor, kendisi gecenin ilerleyen saatlerine kadar karışık ortamlarda iş bahanesiyle oturuyor. Dışarıda kendisine açtığı ruhsatın fetvasını yine kendisi veriyor.

Mahremiyet yalnız kadının vazifesi olamaz. Sadakat yalnız eşten beklenemez. İffet yalnız kız çocuklarına anlatılamaz.

Erkeğin de gözü var, dili var, nefsi var, hududu var.

Üstelik yeni çağ erkeğin işini kolaylaştırmadı. Cep telefonuna sığan haz pazarı, bahis, pornografi, oyun, gösteriş ve tüketim iradeyi lime lime ediyor.

Böyle bir zamanda erkek dindarlığı yalnız dışarıdan görünen ritüellerle ölçülebilir mi?

Çocuk babasının kaç rekât namaz kıldığından önce annesine nasıl baktığını görüyor.

Öfkelendiğinde neye dönüştüğünü, para karşısında nasıl değiştiğini, güç eline geçtiğinde kimi ezdiğini görüyor.

Çocuklar vaazdan önce babalarının hayatını ezberliyor.

Sonra baba otoritesi niçin kayboldu diye hayıflanıyoruz.

Belki soruyu tersinden sormalıyız.

Baba, otoritesini kaybetmeden önce sorumluluğunun ne kadarını terk etti?

Çünkü otorite çocuğun hafızasında biriken emekle kurulur.

Ben kendi babamdan bunu gördüm.

Baba bazen evin en yüksek sesi olmaz. Evin en derin istikameti olur.

Geleneğin erkeğini dinin erkeği zannettik.

Dindar erkekliğin asıl tehlikesi kimliğin korunup karakterin aşınmasıdır. Dindarlık eşine merhamet, evladına emniyet, nefsine hudut, sözüne sadakat olarak dönmüyorsa geriye dinî bir dekor kalır.

Erkilet'in dikkat çektiği husus, babaların yeniden ebeveynliğe çağrılmasıdır. Ne ağır bir söz!

Dindar erkek hâlâ var.

Peki dindarlığın erkeği nerede?

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir