1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. "Emaneti unutan insanın varlıkla ortak dili koptu"
"Emaneti unutan insanın varlıkla ortak dili koptu"

"Emaneti unutan insanın varlıkla ortak dili koptu"

İnsanın emaneti unutması basit bir dalgınlıkla izah edilemez, bu unutma, varlığın içsel anlamıyla dışsal görüntüsü arasındaki bağın kopması halidir.

08 Ocak 2026 Perşembe 18:16A+A-

HAKSÖZ-HABER

İnsanın varlıkla ontolojik ortak dile sahip oluşunun adı olan emanet, unutulduğunda insanın insan olma özelliklerini aşındıran bir hale sebebiyet veriyor.

Yaratılmışlarla olan ortak dili unutan modern insan, varlığın içsel anlamını dışsal görüntüsünden koparmıştır. Böylece düşünce, tefekkür olmaktan çıkmış; teknik bilgiye indirgenmiştir.

İsmail Ceyran, İslam'ın insanın varlıkla kurduğu ontolojik ilişkinin kopuşuna itiraz olduğunu ifade ettiği yazısında, İslam'ın varlığın ontolojik diline yeniden iştirak etme durumu ve tevhidin bu iştirakin bilince dönüşme hali olduğunu vurguluyor.

***

İnsan emaneti unuttu - İsmail Ceyran

Ama bu, basit bir dalgınlık değildir. Bu, varlığın içsel anlamıyla dışsal görüntüsü arasındaki bağın kopması halidir. Bugün insan, gördüğü şeyle anladığı şey arasında ontolojik bir mesafe üretmiştir. Oysa varlık, parçalı değil; anlamlı bir bütündür.

"Biz bir kemik yığını hâline gelmişken, ufalanmışken yeniden mi diriltileceğiz?" (İsrâ, 17/49) diye soran itiraz, sadece ahireti inkâr etmez; varlığın şimdi ve burada taşıdığı içsel anlamı da yok sayar. Çünkü dirilişi inkâr eden akıl, varlığı sadece dışsal görüntüsüyle okur. Kemik, kemiktir; taş, taştır; dağ, sadece bir kütledir.

Oysa Kur'an, insanı bu yüzeyselliğe mahkûm etmez. Israrla bakmasını ister ama bu bakış, salt görsel bir bakış değildir: "Allah'ın yarattıklarını görmüyorlar mı? Onların gölgeleri sağa sola dönmekte ve Allah'a secde etmektedir." (Nahl, 16/48) Gölge, varlığın dışsal görüntüsüdür; secde ise içsel hakikatidir. Kur'an, bu ikisini birlikte okur. İşte ontolojik dil tam da burada başlar: Görünenle yönelen, biçimle anlam, hareketle teslimiyet arasında kurulan bağda.

İnsan, bu bağı kurabildiği ölçüde düşünür. Çünkü düşünce, soyut bir zihinsel faaliyet değil; varlıkla yeniden ilişki kurma ameliyesidir. Varlığın içsel ve dışsal boyutları arasındaki bağı koparan bir düşünce sahici değildir; o sadece hesap yapar, tasnif eder, tüketir.

Yazının devamı için tıklayınız.