1. HABERLER

  2. HABER

  3. BİYOGRAFİLER

  4. Doğan Cüceloğlu’nun vefatı ve ortaya koyduğu örneklik
Doğan Cüceloğlu’nun vefatı ve ortaya koyduğu örneklik

Doğan Cüceloğlu’nun vefatı ve ortaya koyduğu örneklik

Doğan Cüceloğlu çok farklı kesimlerden insana hitap eden bir yazar olarak tarihe geçti.

17 Şubat 2021 Çarşamba 17:57A+A-

HAKSÖZ HABER

Doğan Cüceloğlu geçtiğimiz gün vefat etti. Türkiye’de akademinin genel seyri içerisinde oldukça farklı bir yerde duran Cüceloğlu çok farklı toplumsal kesimlerde karşılık buldu.

Özellikle psikoloji bilimi içerisinde tahakkümünü ilan eden sol-seküler tahayyüle karşı Cüceloğlu çok daha farklı bir anlayışı temsil ediyordu. Belki de bu sebepten olsa gerek dindar-muhafazakar kesimlerde de takip edilen bir insandı. İslam ve Müslümanlara düşmanlık da beslemedi.

83 yaşında vefat eden Doğan Cüceloğlu, politik tartışmaların uzağında duran ancak özgürlükçü çizgide yer alan bir ilim insanıydı. Başörtüsü yasaklarına karşı çıkmış ve olabildiğince toplumsal normalleşmeyi savunmuştu.

Yer yer popülizme kaçsa da Doğan Cüceloğlu’nun eğitim psikolojisinde insan ve vicdan odaklı bakış açısı Türkiye’deki militarist modernleşme öğretisine karşı bir alternatif olma imkânı sunuyordu.

Uzun bir süre Türkiye’deki akademik diktatörya içinde sosyal disiplinlerde ‘yaratıcının’ varlığını kabul eden ender isimlerden birisi olan Cüceloğlu yaşadığı hayatın hesabını vereceği ebedi aleme intikal etti. Rabbimizden hesabını kolaylaştırmasını niyaz ediyoruz.

Doğan Cüceloğlu'nun vefatı hakkında araştırma yapan Emniyet soruşturma başlatıldığını duyurdu. Cüceloğlu'nun ilerlemiş yaşına rağmen herhangi bir rahatsızlığı bulunmuyordu.

Faruk Beşer'in Cüceloğlu'nun vefatı hakkında yaptığı açıklama ve paylaştığı yazı:

basliksiz-022.jpg

“Ben Amerika'da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum. Amerika'da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım. Beş dolar için gırtlağını kesebilir. Eğitim orada gerçekten bir fark yaratıyor. Eğitim düzeyi yükseldikçe, uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan olma yolunda ilerliyor. İstisnalar kesinlikle olabilir ama genellikle böyle.
Türkiye'ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum. Şehirleşme ve eğitim. Türkiye'de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insandan korkuyorum. Kesinlikle insafsız, kendinden ve kendi yakınlarının çıkarından başka bir şey düşünmüyor. Bu son derece kuvvetli bir duygu bende. İliğini sömürür bitirir, hiç acıma duygusu yoktur.
Ama şehirleşmemiş, okumamış, saf köylü olarak kalmışsa, onda değerler bilinci çok yüksektir. Sanki eğitilmiş Amerikalı.... Burada çok önemli bir gözlem var. Bunun üzerine düşünmek lâzım.
Benim analığım yörüktü. Annem öldükten sonra babam yeniden evlendi. Biz ona anne demedik, Ayşe teyze dedik. Ben daha on yaşındayım, sapanla vicik dediğimiz küçücük bir kuşu vurmaya çalışıyorum. 'Vurma oğlum' dedi. Ben, sen ne bilirsin Yörük karısı tavrı içinde, 'Ne var parmak gibi küp küçücük kuş' dedim.
Analığımın cevabı:'Yavrum! Canın küçüğü büyüğü olur mu? Allah her birine bir can vermiş. Vurma yavrum günah.' dedi.
Şu derinliğe bakın. Okuma yazması yok bu kadının. Yıllar Sonra bunun anlamını anladım. Anladığım zaman ağlamaya başladım.
Konferanstayım, böyle gözyaşı dökerek ağlıyorum. Yanımdaki Amerikalı kadın, ne oluyor bu adama diye meraklanmaya başladı. Ne oluyor dedi. O kadar mutluydum ki, 'çok mutluyum' dedim ağlayarak. Kendi kendime 'Ya Rabbi! Çok şükür. Sağken bunun farkına vardım.
Biz bütün insanlar kardeştir deyince sanki çok şey söylüyoruz. Kadın bunları aşmış. Canlardan oluşan bir aile, büyük küçük yok. Hepsi birbirine eşit. Onur eşitliği var. Canın büyüğü küçüğü olur mu? Allah hepsine can vermiş. Şu bilinci görüyor musunuz? Nereden geliyor bu?
Bu, tasavvuf kültüründen geliyor. Bu yayılmış. Eğer şehirleşme ve eğitim ele geçirmemişse, hâlâ bu mayamızda var. Ben zamanım olsa, hiç şehir yüzü görmemiş hiç okumamış köylülerin, özellikle yaşlı kadınların arasında zaman geçirip, onlardan bilgelikler öğrenmek isterim.
Bu topraklarda neler birikmiş. Ne insanlık deneyimleri var. Bir de doğadan kopmamış. Sürekli doğayla haşır-neşir içerisinde o bilgelikler bilenmiş. Kitap bilgisi değil. Farkına varmış ve bir yere oturtmuş.”

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

9 Yorum