
Ona sizin için yapacağı zırh sanatını da öğrettik. Savaşlarda düşmanlarınıza karşı sizi koruyacak zırh yapma becerisini de öğrettik Ona. O dönemde Rabbimizin öğretmesiyle hiç kimsenin bilmediği zırh yapma ve onunla korunma işini ilk defa Dâvûd (a.s) gerçekleştiriyordu. Demir Onun emrine boyun büktürüldü de Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde dilediği gibi ondan savaşta müslümanları koruyacak zırhlar yapıyordu. Tıpkı Nuh (a.s) un Allah gözetiminde gemi yaptığı gibi.
Bunca nîmetine karşı Rabbinize şükretmeyecek misiniz? Hayatınızı Allah için yaşamaya yanaşmayacak mısınız? Rabbinizin size böylece ilim ve hikmet vermesine karşılık sizler Rabbinize teşekkür etmeli, Ona kulluğa yönelmeli değil misiniz?
BASAİRUL KUR’AN
Fahruddîn er-Râzî bu ayeti, dilbilgisi, hikmet ve peygamberlik kavramları ekseninde şu temel başlıklar altında ele alır:
1- "Lebûs" ve "Sanat" Kavramlarının Analizi
Râzî, ayette geçen "lebûs" kelimesinin Arapçada esasen "giyilen şey" (giysi) anlamına geldiğini, ancak burada özel olarak savaşta giyilen koruyucu zırhı ifade ettiğini belirtir.
Allah'ın Hz. Dâvûd'a doğrudan zırhın kendisini değil, "san'at" (zırh yapma sanatı ve tekniği) öğrettiğini vurgular. Hz. Dâvûd’dan önce zırhlar ağır, yekpare levhalar halindeyken; Allah ona demiri yumuşatma mucizesini vererek hafif, birbirine kenetlenen demir halkalardan oluşan esnek örme zırh imal etme sanatını ilham etmiştir.
2- Kulun İmkânları ve Allah'ın Koruması
Ayetteki "sizi korusun diye" (lituhsinekum) ifadesini incelerken Râzî, asıl koruyanın (Hâfız) Allah olduğunu hatırlatır. Zırh sadece görünen bir sebeptir (vesile). Allah, kullarına kendi korumasını ve lütfunu maddî sebepler üzerinden deneyimleme düzeni (âdetullah) takdir etmiştir.
3- Çalışıp El Emeğiyle Geçinme (Sünnetullah)
Tefsîr-i Kebîr’de Hz. Dâvûd’un bir hükümdar ve peygamber olmasına rağmen devlet hazinesinden (Beytülmâl) yemeyip, kendi eliyle zırh yapıp satarak rızkını kazandığına dikkat çekilir. Bu durum, peygamberlerin insanlara hem manevî hem de maddî alanlarda (zanaat, rızık temini, tedbir) rehber olduğunu gösterir.
4- "Şükrediyor musunuz?" (İstifham-ı İnkârî)
Ayetin sonundaki "Artık şükredecek misiniz?" sorusunu Râzî, bir sitem ve teşvik olarak yorumlar. Allah kullarına; düşmandan korunma imkânı, demiri işleme ilmi ve savaşta hayatta kalma vesileleri vermiştir. Bu nitelikteki büyük nimetler karşısında insanın nankörlük etmeyip, canını ve emniyetini sağlayan Yaratıcı'ya ibadet ve şükürle yönelmesi gerektiği ihtar edilir.
TEFSİR-İ KEBİR

