Fon piyasasında kriz ve soruşturma derinleşiyor

Fon piyasasında kriz ve soruşturma derinleşiyor

Yoğun kamu ve siyaset bağlantısının bulunduğu şirketlerde risklerin büyümesine uzun süre müdahale edilememiş olması, yalnızca teknik bir denetim eksikliği olarak görülemeyecek kadar ciddi sorular ortaya çıkarıyor.

HAKSÖZ-HABER

Sermaye Piyasası Kurulu’nun bazı hisselerdeki işlemler hakkında suç duyurusunda bulunması, yedi portföy yönetim şirketine ait fonların alım satımını durdurması ve yaklaşık 130 fonu tasfiye sürecine almasıyla başlayan kriz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü geniş kapsamlı soruşturmayla yeni bir aşamaya geçti.

Katılımevim Tasarruf Finansman, Gündoğdu Gıda ve Destek Faktoring paylarındaki işlemler soruşturmanın merkezinde yer alıyor. Adli ve mali tedbirlerin kapsamı Pusula, Tera, Hedef ve Bulls gruplarına bağlı şirketlere kadar uzanırken, bu şirketlerin yönetimlerinde halen veya geçmişte Cumhurbaşkanlığı ve hükümet tarafından kamu görevlerine atanmış kişilerin bulunması da denetimin bağımsızlığına ilişkin tartışmaları büyüttü.

Söz konusu siyasi ve bürokratik bağlantılar tek başına herhangi bir suçun kanıtı değil. SPK’nın kararlarında da bu kişilerin kamu görevleri veya siyasi ilişkileri üzerinden yöneltilmiş bir suçlama bulunmuyor. Bununla birlikte bağlantılar; çıkar çatışması kurallarının yeterliliği, düzenleyici kurumların şirketlere eşit mesafede durup durmadığı ve risklerin neden daha erken tespit edilemediği sorularını gündeme getiriyor.

SPK üç hissedeki işlemler nedeniyle 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu

SPK, Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ, Gündoğdu Gıda Süt Ürünleri Sanayi ve Dış Ticaret AŞ ile Destek Finans Faktoring AŞ pay piyasalarında gerçekleştirilen işlemleri inceledi.

Kurul, bu hisselerde piyasa dolandırıcılığı niteliği taşıdığı değerlendirilen işlemler nedeniyle toplam 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Haklarında işlem yapılan kişilerin suçlu olup olmadıkları ise yürütülen soruşturma ve yargılama sonucunda belirlenecek.

SPK’nın bu aşamadaki kararları, kesinleşmiş bir mahkûmiyet değil; şüpheli görülen işlemlerin adli makamlar tarafından soruşturulmasını talep eden idari işlemler niteliğinde.

Yedi şirketin fonlarında işlemler durduruldu

SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy tarafından kurulan ve TEFAS’ta işlem gören fonların alım ve satımı durduruldu.

Kurulun şirketler bazında yayımladığı tasfiye listesinde toplam 130 fon bulunuyor:

  • Pardus Portföy: 42 fon

  • Hedef Portföy: 31 fon

  • Atlas Portföy: 16 fon

  • Bulls Portföy: 15 fon

  • Pusula Portföy: 12 fon

  • A1 Capital Portföy: 9 fon

  • Tera Portföy: 5 fon

Sonraki bazı açıklama ve haberlerde tasfiye edilecek fonların sayısı 131 olarak verildi. Bu nedenle ilk SPK listesinde 130, daha sonraki duyurularda ise 131 fon ifadesi kullanılıyor.

Fonların tasfiye işlemlerinin İş Portföy ve Ziraat Portföy tarafından yürütülmesi öngörülüyor. Bu görevlendirme, kamu kontrolündeki veya büyük ölçekli finans kuruluşlarının özel portföy şirketlerinden kaynaklanan bir krizin çözümünde devreye girmesi anlamına geliyor.

Müdahale likidite krizi görünür hâle geldikten sonra geldi

Pusula Portföy ve bazı bağlantılı fonların yatırımcıların katılma payı iade taleplerini zamanında karşılayamadığı, ödeme yükümlülüklerinde temerrüt yaşandığı ve yüksek tutarlı nakit çıkış taleplerinin karşılanmasında güçlük çekildiği bildirildi.

SPK’nın fon işlemlerini durdurma ve tasfiye kararı ise likidite sıkıntısı yatırımcıların günlük işlemlerine yansıdıktan sonra geldi.

Bu zamanlama, düzenleyici kurumların fonların portföy yoğunlaşmasını, likidite riskini ve bağlantılı şirketlerin hisselerinde alınan yüksek pozisyonları daha erken fark edip etmediği sorusunu gündeme getiriyor. Fonların işlemleri durdurulmadan önce hangi denetimlerin yapıldığı ve tespit edilen risklere karşı hangi önleyici adımların atıldığı konusunda kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapılmış değil.

İlk tutuklamalar ve 51 kişi hakkındaki tedbir kararları

Soruşturmanın ilk aşamasında Pusula Finans Holding Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın da aralarında bulunduğu dört kişinin tutuklandığı basına yansıdı.

Yarız, Yunanistan’a kaçmaya çalıştığı yönündeki iddiaları reddetti. Bodrum’da ifade veren Yarız, daha sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Aynı soruşturma kapsamında 51 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve mal varlığı tedbiri uygulandığı bildirildi. Bu kararların birer koruma tedbiri olduğu, söz konusu kişiler hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığı göz önünde bulundurulmalı.

Gürlek: 25 şüpheli hakkında işlem başlatıldı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 21 Eylül 2026 tarihinde yaptığı açıklamada Katılımevim payına ilişkin soruşturmanın genişletildiğini duyurdu.

Gürlek’in verdiği bilgiye göre 25 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Bu kişilerden 15’i gözaltına alınırken, firari durumdaki 10 kişinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü açıklandı.

Gürlek, soruşturmanın vatandaşların haklarının korunması, suçtan elde edildiği değerlendirilen kazançların ortaya çıkarılması ve hukuki sorumluluğu bulunan kişilerin adalet önünde hesap vermesi amacıyla çok yönlü olarak yürütüldüğünü belirtti.

Bu açıklama, soruşturmanın yalnızca birkaç fon yöneticisiyle sınırlı tutulmadığını; şirketler, yöneticiler, imza yetkilileri ve mal varlığı hareketleri üzerinden daha geniş bir mali ağın incelendiğini gösteriyor.

Dokuz şirketle bağlantılı mal varlığı hareketleri donduruldu

Başsavcılık soruşturması kapsamında şu şirketlerle bağlantılı yönetici ve yetkililerin para ve mal varlığı hareketleri donduruldu:

  • Pusula Finans Holding

  • Pusula Yatırım Menkul Değerler

  • Tera Yatırım Menkul Değerler

  • Tera Portföy Yönetimi

  • Hedef Holding

  • Hedef Portföy Yönetimi

  • Bulls Yatırım Menkul Değerler

  • Bulls Portföy Yönetimi

  • Ufuk Yatırım Yönetim ve Gayrimenkul

Soruşturma konusu mal varlıklarının üçüncü kişilere devredilmesini, azaltılmasını veya kaçırılmasını önlemek amacıyla Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği, Türkiye Noterler Birliği, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, Denizcilik Genel Müdürlüğü, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve MASAK’a yazılar gönderildi.

Şirketlerin yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile imza yetkililerinin yanı sıra bunların eşleri ve birinci derece kan hısımlarının mal varlığını azaltabilecek işlemlerinin de başsavcılığın bilgisi ve görüşü dışında gerçekleştirilmemesi istendi.

Tedbirlerin şirket yöneticilerinin ailelerine kadar genişletilmesi, savcılığın muhtemel mal kaçırma veya dolaylı devir ihtimalini ciddi bir risk olarak değerlendirdiğine işaret ediyor. Bununla birlikte bu kişiler bakımından da masumiyet karinesi geçerli.

Tera yönetimindeki kamu görevi geçmişi bulunan isimler

SPK’nın tasfiye listesinde Tera Portföy’e ait beş fon yer alıyor. Bunlar Birinci Serbest Fon, Dördüncü Hisse Senedi Serbest Fon, Üçüncü Hisse Senedi Serbest Fon, Para Piyasası Katılım Fonu ve Para Piyasası Fonu.

Tera Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen hakkında 17 Eylül’de yurt dışına çıkış yasağı getirildiği bildirildi.

Tera Portföy’ün yönetiminde yer alan Prof. Dr. Emre Alkin, aynı zamanda İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörlüğü görevini yürütüyor. Alkin geçmişte Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyinde de görev yaptı.

Emre Alkin’in kardeşi Prof. Dr. Kerem Alkin ise Tera Yatırım Menkul Değerler ile Tera Finansal Yatırımlar Holding’de bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak yer alıyor.

Kerem Alkin’in geçmiş kamu görevleri arasında Türkiye Varlık Fonu ve Halkbank yönetim kurulu üyelikleri bulunuyor. Alkin, 2021-2024 yılları arasında Türkiye’nin OECD nezdindeki daimi temsilcisi ve büyükelçisi olarak görev yaptı. O da Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyinde yer alan isimler arasındaydı.

Tera’nın yakın geçmişteki yöneticilerinden bir diğer isim ise Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin. Alptekin, 10 Kasım 2025’te Tera Yatırım Menkul Değerler’in bağımsız yönetim kurulu üyeliğine getirildi. Şirketin kurumsal yönetim, denetim ve riskin erken saptanması süreçlerinde görev üstlendi; yaklaşık iki ay sonra yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevini ise sürdürdü.

Alptekin’in özellikle denetim ve riskin erken saptanmasıyla ilgili komitelerde görev yapmış olması, fonlarda daha sonra ortaya çıkan risklerin hangi dönemde oluştuğu ve şirket içi denetim mekanizmalarının bu risklere nasıl karşılık verdiği sorularını önemli hâle getiriyor.

Bulls grubunda Mumcu bağlantısı

SPK’nın tasfiye listesinde Bulls Portföy’e ait 15 fon bulunuyor. Bunların biri para piyasası fonu, 14’ü ise hisse senedi serbest fonu.

Bulls Portföy’ün sahibi Bulls Yatırım Menkul Değerler, bu şirketin hâkim ortağı ise Bulls Yatırım Holding. Holdingin ortak ve yöneticileri arasında Neslihan Mumcu’nun adı yer alıyor.

Neslihan Mumcu, 2023 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Kültür ve Turizm Bakan Yardımcılığına atanan Batuhan Mumcu’nun eşi. Batuhan Mumcu, Ağustos 2026’da bakan yardımcılığı görevinden alınarak yine Cumhurbaşkanı kararıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu üyeliğine atandı.

Neslihan Mumcu’nun Bulls grubundaki ortaklığı daha önce TBMM gündemine de taşındı. CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmasında Batuhan Mumcu’nun bakan yardımcısı olduğu dönemde eşinin Bulls Yatırım Holding’de ortak bulunmasını ve Bulls grubuna SPK tarafından uygulanan para cezasını gündeme getirdi.

SPK’nın 17 Eylül tarihli kararında Mumcu ailesinin siyasi veya bürokratik bağlantılarına ilişkin bir suçlama yer almıyor. Neslihan Mumcu’nun ortaklığı da tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmiyor.

Bununla birlikte bir düzenleyici kurumun yaptırım uyguladığı finans grubunda, üst düzey kamu görevlisinin eşinin ortaklığının bulunması; çıkar çatışması kurallarının, kamusal şeffaflığın ve siyasi nüfuz ihtimaline karşı oluşturulan denetim mekanizmalarının ne ölçüde yeterli olduğu sorusunu doğuruyor.

Siyasi bağlantılar açıklama gerektiriyor

Tera ve Bulls yönetimlerindeki isimlerin Cumhurbaşkanlığı, kamu bankaları, Türkiye Varlık Fonu, büyükelçilik, bakan yardımcılığı ve düzenleyici kurul üyeliği gibi görevlerle ilişkili olması, soruşturulan piyasa işlemlerine katıldıkları anlamına gelmiyor.

Ancak bu kadar yoğun kamu ve siyaset bağlantısının bulunduğu şirketlerde risklerin büyümesine uzun süre müdahale edilememiş olması, yalnızca teknik bir denetim eksikliği olarak görülemeyecek kadar ciddi sorular ortaya çıkarıyor.

Açıklığa kavuşturulması gereken başlıca noktalar şunlar:

  • Şirketlerin siyasi ve bürokratik bağlantıları denetim süreçlerinde herhangi bir ayrıcalık algısı yarattı mı?

  • SPK, şirket içi risk komitelerinin raporlarını ve yöneticilerin olası çıkar çatışmalarını ne ölçüde inceledi?

  • Fonların belirli hisselerde yoğunlaşmasına hangi tarihte müdahale edildi?

  • Daha önce verilen idari para cezaları sonrasında şirketler neden daha sıkı izlemeye alınmadı?

  • Kamu görevleriyle özel sektör yöneticilikleri arasındaki geçişleri düzenleyen kurallar yeterli mi?

  • Fon yatırımcılarının zararlarının bir bölümü kamu kuruluşlarının üstleneceği tasfiye süreci üzerinden topluma mı aktarılacak?

Bu sorulara açık ve belgeli yanıt verilmemesi, hukuki sorumluluğu henüz belirlenmemiş kişiler hakkında kuşkuları artırabileceği gibi düzenleyici kurumlara duyulan güveni de zedeleyebilir.

Tera ile Pusula arasındaki devir tamamlanmadı

Tera Finansal Yatırımlar Holding, Pusula Finans Holding ve bağlı şirketlerin devralınmasına yönelik görüşmeler yürütüldüğünü açıkladı. Ancak dokuz şirketin Tera’ya kesin olarak devredildiği yönündeki ifadeler mevcut açıklamalarla doğrulanmıyor.

Tarafların bazı ticari koşullarda mutabakata vardığı, işlemin tamamlanmasının ise hukuki incelemelere, sözleşmelere ve gerekli resmi izinlere bağlı olduğu anlaşılıyor.

Emre Tezmen ile eski TCMB Başkan Yardımcısı Erkan Kilimci’nin Pusula Finans Holding yönetiminde görev almasına ilişkin kararlar da tescil edilmeden geri çekildi. Kilimci daha sonra Tera grubundaki görevlerinden istifa etti.

Emlak Katılım’ın Katılımevim ve Birevim’i satın alabileceğine ilişkin haberler bulunmakla birlikte, tamamlanmış ve resmen ilan edilmiş bir satış işlemi yok.

Yatırımcı kayıpları ve piyasa etkisi

Katılımevim hissesi, 17 Eylül’de 69 lira seviyesine kadar yükseldikten sonra 21 Eylül’de 33,88 liraya kadar geriledi. Zirve noktasından dip seviyeye kadar hesaplandığında kayıp yaklaşık yüzde 51’e ulaştı.

Aynı dönemde BIST 100 endeksinde de sert satışlar görüldü. Endeksin 17 Eylül’deki kapanışından 21 Eylül gün içi en düşük seviyesine kadar olan gerileme yaklaşık yüzde 5 oldu.

Ancak Borsa İstanbul’daki düşüşün tamamını yalnızca bu soruşturmaya bağlamak mümkün değil. Yatırımcıların güven kaybı, fon satışları, siyasi gelişmeler ve genel risk algısı aynı dönemde fiyatlamalar üzerinde etkili oldu.

Fonların tasfiye edilmesi de yatırımcıların anında ve zararsız biçimde paralarını alacağı anlamına gelmiyor. Portföylerdeki varlıkların hangi fiyatlardan ve ne kadar sürede nakde çevrilebileceği, yatırımcıların nihai zararının belirlenmesinde kritik rol oynayacak.

Asıl soru: Denetim neden daha önce çalışmadı?

Savcılığın mal varlığı hareketlerini dondurması ve SPK’nın tasfiye kararı alması, soruşturmanın kapsamı bakımından önemli adımlar. Ancak bu tedbirler, fonlardaki likidite problemi yatırımcıların para çekme taleplerini karşılayamayacak noktaya geldikten ve şüpheli işlemler piyasa fiyatlarında ciddi dalgalanmalar yarattıktan sonra uygulandı.

Bu nedenle tartışmanın yalnızca fon yöneticileri ve şirket sahipleriyle sınırlı kalmaması gerekiyor. Düzenleyici kurumların hangi uyarıları aldığı, hangi denetimleri yaptığı, siyasi ve bürokratik bağlantılı yöneticilerin bulunduğu şirketlerde çıkar çatışması riskini nasıl değerlendirdiği de açıklanmalı.

Hukuki sorumluluk yargı sürecinde belirlenecek. Fakat kamu otoritesinin sorumluluğu yalnızca kriz çıktıktan sonra gözaltı, mal varlığı tedbiri ve tasfiye kararı uygulamakla sınırlı değil. Sermaye piyasası denetiminin temel işlevi, yatırımcıların zarar görmesini mümkün olduğunca önceden engellemek.

Fonlarda biriken risklere zamanında müdahale edilip edilmediği açıklanmadıkça, siyasi ve bürokratik bağlantıların düzenleyici kurumlar üzerinde koruyucu bir alan oluşturduğu yönündeki kuşkuların giderilmesi kolay görünmüyor.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir