
Çocuk sahibi olmanın lütfu, bir soykırım sırasında doğumun acısı
Gazze tüm o güzel, genç ve masum çocuklarını yitirse bile, kadınlar onlardan daha fazlasını dünyaya getirirdi.
Batoul Mohamed Hassan Abou Ali’nin We Are Not Numbers’da yayınlanan yazısını Barış Hoyraz, Haksöz Haber için tercüme etti.
Anne olmak kolay değildir, ama küçük çocuğunuzun kahkahalarını, ağlamalarını ve bebekçe sözcüklerini duyduğunuzda bu çok güzel bir duygudur. Günlerinize masum bir yüzün güzel manzarasıyla başlarsınız.
Bana çocuk sahibi olmanın lütfunu tattırdığı için Allah’a şükrediyorum. Aylin ve Celal adında iki çocuğum var. Aylin iki yaşında, Celal ise yeni doğdu.
Çocuklarımı dünyaya getirdiğimde Gazze tam bir yıkım sahnesiydi. Korkunçtu. Gökyüzü kanlı ve ürkütücüydü. Gazze, ölen bebeklerin, çocukların, gençlerin, kadınların ve savaşçıların yürek parçalayan manzarasına tanık oldu.
Değerli her şeyi geride bırakmak
7 Ekim 2023'ten beri değerli her şeyi geride bıraktık. Gazze Şeridi'nin kuzeyinden tahliye edilerek güneye kaçtık ve yanımıza hiçbir şey alamadık.
Evimi, ailemi, şehrimi ve arkadaşlarımı geride bırakan, karanlıkta sessizce, veda etmeden ayrılan yeni evli bir gelindim. 24 Eylül 2023'te evlendim ve Gazze'de savaş başlamadan önce 12 gün boyunca huzur içinde yaşadım.
O günlerde hayat şehitler, ölüm ve yıkımla doluydu. Birçok sevdiğimizi ve anımızı kaybettik.
Şoförümüz bizi güneydeki bir okula götürdü. Hayal kırıklığına uğramış bir şekilde merdivenlerde oturup bir oda bekledik. Han Yunus’taki kocamın teyzesinin evi bizim için tek seçenekti. Onun evine gittik.
Sonra, 19 Kasım’da hamile olduğumu öğrendim. Bu benim için şok edici bir haberdi; sarsıldım. Ama sonra bir bebeğin yolda olduğunu öğrenince mutlu oldum.
Kocamın teyzesinin evinde mahremiyetimiz yoktu ve hiç huzur bulamadım; o küçük evde 15'ten fazla kişi yaşıyordu.
Yorucu olsa da anne olacağımı bilmek beni mutlu ediyordu.
Han Yunus'tan ayrıldıktan sonra El-Mevasi'ye, oradan Refah'a, sonra da Refah El-Mevasi'ye gittik. Güvenli, rahat bir yerin ve mahremiyetin olmadığı çadırlarda kamp kurduk. İklim çok sertti; yazın çok sıcak, kışın çok soğuktu. Bir sürü bilinmeyen böcek vardı. Bir saniye bile dayanılmazdı.
Hamileliğimin altı ayı boyunca aşırı yorgun ve ağrılıydım. Gün geçtikçe ağrılarım artıyordu. Babam beni ziyaret etmek için Refah El-Mevasi'ye geldi.
Kırık bir kalple, “Kızım, seni asla terk etmeyeceğim,” dedi.
Beni kardeşlerimi ve annemi görmek için El-Nuseyrat'a götürdü. Bu, ruh sağlığım için çok iyi oldu. Ardından 15 Mayıs'ta beni El-Awda Hastanesi’ne götürdü.
Bir hafta hastanede kaldım, ardından bebeğin baskısı arttı. Bana preeklampsi teşhisi kondu ve doktor, bir an önce doğum yapmam gerektiğine karar verdi.
Doktor, sezaryen ameliyathanesi olan kasvetli bir oda buldu ve ben de orada bir hafta kaldım. Sonra, doğmamış bebeğimin kalp atışları zayıf olduğu için yedinci ayımda sezaryenle doğum yaptım. Tarih 21 Mayıs 2024'tü.
Eşim için acı verici ve gergin bir andı. Ama taburcu olana kadar yanımda durdu.
Bebeğime Aylin adını verdim. Erken doğduğu ve doğum ağırlığı çok düşük olduğu için yoğun bakıma alındı.
Bir ay sonra, Ramazan Bayramı'ndan önce, onu kucağıma almama izin verdiler.
Aylin'in sağlığı ve gücü için çok çalıştım. Şimdi Aylin 2 yaşında. Bir arkadaşı var, kuzeni Celal. Ona ‘Lal’ diyor, o da ona ‘Lala’ diyor.
Ateşkes ilan edildi, biz de sevgili Gazze'mize döndük. Altı ay boyunca güzel bir hayat yaşadık, ama ne yazık ki bu hayat açlıkla gölgelendi.
Soykırım yeniden başladı, bu yüzden tekrar tahliye olmak zorunda kaldık.
Her şey yeniden
Aynı döngü tekrarladı; Mart 2025’te yeniden hamile kaldım. Bu sefer tansiyonuma çok dikkat ettim.
Bir kez daha, yazın ve kışın dayanamayacağımız bir çadırda yaşıyorduk. Böylesine zorlu koşullara uyum sağlamaya çalıştım.
29 Aralık 2025’teki ikinci doğumum da El-Awda Hastanesinde sezaryenle gerçekleşti.
Bir gün boyunca tıbbi tedavi gördüm.
Evde, iyileşmek için uzun süre dinlendim.
Bebeklerime biberon ve süt sağlamak için çok çaba sarf ediyorum. Gelecekte bize ne olacağını bilmiyorum, bu yüzden onlara iyi bir hayat yaşatmak için elimden geleni yapıyorum.
Küçük Celal'im Gazze'yi aydınlatıyor.
Gazze'de kadınlar çok acı çekiyor ve iyi bir hayat sürme imkânından mahrum bırakılıyor. İsrail işgali sağlığımızı etkiliyor ve birçok bebek ile masum çocuğu öldürmeye devam ediyor.
Bir kadın hamile kalırsa, sokaklarda ya da çadırlarda değil, rahat bir yerde dinlenip yaşamalıdır. Sağlıklı beslenmeli ve temiz su içmelidir. Bebekler nasıl hayatta kalabilir, bırakın gelişmeyi?
Buna karşın Gazze’de kadınlar, tüm bu korkunç anları hiçbir şikâyet etmeden yaşamaya zorlanıyor!
* Batoul Mohamed Hassan Abou Ali, İngilizce öğretmenliği okumuş ve 14 Ağustos 2023 tarihinde İslam Üniversitesi’nden mezun olmuş genç bir Gazze’li kadındır. Batoul, vatanı Filistin’i, özellikle de Gazze’yi konu alan yazılar yazmaya büyük bir tutkuyla bağlıdır. Yazının gücü ve büyüsü sayesinde, Filistin’in güzel doğasını ve Filistinlilerin yaşamlarını ifade edebildiğini ve halkının işgal altında katlanmak zorunda kaldığı baskı ve adaletsizliği yansıtabildiğini hissetmektedir.
Batoul, özellikle İngilizce hikâyeler ve edebiyat okumaktan ya da Gazze'nin estetik gökyüzüne ve sürekli değişen denize bakmaktan hoşlanır. Batoul ayrıca yürüyüş yapmayı, öğretmeyi, okumayı ve etrafındaki her şeyi anı olarak kaydetmeyi sever.
Batoul şu anda El-Nasır'da yaşıyor. Sokaklarının canlılığını ve parlak sabahlarını çok seviyor, ancak işgal altında olduğu için Gazze'nin güzel sabahlarını ve akşamlarını özlüyor. Bu anlar en mutsuz anlar olsa da, Batoul Filistinlilerin ve Gazzelilerin seslerini yansıtan şiirler yazabiliyor.






HABERE YORUM KAT