1. HABERLER

  2. HABER

  3. ANALİZ

  4. Bölgesinde Ateş Ekiyor: Birleşik Arap Emirlikleri
Bölgesinde Ateş Ekiyor: Birleşik Arap Emirlikleri

Bölgesinde Ateş Ekiyor: Birleşik Arap Emirlikleri

Birleşik Arap Emirlikleri, 2013’te Mısır’daki darbeyle öne çıksa da bölgedeki pek çok operasyonda parmağı bulunan bir ülke. Körfez’de krizlere de sebep olan BAE, bazı Orta Doğu ve Afrika ülkelerini hem ekonomik hem de siyasi kıskaca aldı.

10 Temmuz 2019 Çarşamba 20:09A+A-

Hale Aydoğmuş / TRT Haber

Orta Doğu ve Kuzey Afrika, 2010-2011 yıllarında “Arap Baharı” diye adlandırılan halk ayaklanmaları sürecine girdi. Halklar, yönetimleriyle ilgili taleplerini dile getirmeye çalışırken, pek çok aktör de bölgedeki boşluklardan yararlanıp kendi ajandalarına göre hareket etmeye başladı.

Planlarını devreye sokan ülkelerin başında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) geliyor. Bu ülkeler, Batılı güçlerle diplomasi süreçlerine askeri unsurları da katarak bölgede etkin olmaya başladı.

Birleşik Arap Emirlikleri, bölgedeki halk ayaklanmaları ve özellikle Mısır’da, seçilmiş ve geçen haziran ayında hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye düzenlenen askeri darbeye kadar, ekonomik faaliyetleriyle anılan bir ülkeydi.

Abdülfettah es-Sisi’yi iktidara getiren darbe sonrası BAE, Suudi Arabistan ve Mısır, bir blok halinde hareket etmeye başladı.

Bu noktadan sonra, ticari güç BAE’nin Libya, Yemen ve Afrika’daki faaliyetlerine kısaca bakalım.

- BAE’nin asıl tehdit olarak belirlediği ülkelerin başında İran var.

- Haliyle başat müttefiklerinden biri olarak ABD öne çıkıyor.

- Libya, Yemen, Suriye, Irak gibi ülkelerde askeri operasyonlara katılıyor.

LİBYA

Birleşik Arap Emirlikleri, Libya’da hem hava operasyonları düzenliyor hem de uluslararası meşru hükümete karşı savaşan Halife Hafter öncülüğündeki Libya Ulusal Ordusu’na destek veriyor.

BAE’nin 2014'ten beri Halife Hafter'e koşulsuz ekonomik ve askeri yardımı var.

Özellikle “terör örgütü” olarak tanıdığı Müslüman Kardeşlere karşı savaşında, Hafter’den yararlanıyor.

Batı menşeli silahlar ortaya çıktı

BAE’nin desteğinden güç alan Hafter de nisan ayında başkent Trablus'u ele geçirmek için saldırı emri verdi. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından desteklenen Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ise, karşı operasyon başlattı.

UMH, Hafter güçlerinden Giryan kentini aldıktan sonra, kentte BAE tarafından Hafter’e temin edildiği belirtilen çok sayıda anti-tank füzesi ve insansız hava aracı (İHA) ele geçirildi.

Ele geçirilen silahlar arasında en dikkat çekeni, anti-tank füzesi Javelin oldu.

Hafter birliklerinin geride bıraktığı silahlar, Abu Dabi ve Washington’ı zor duruma düşürdü.

BAE, silahların kendisine ait olduğunu yalanlasa da ABD bu ülkeye silah satışının kesilmesini tartışmaya başladı bile.

Silah gönderme tartışmaları yeni değil

BAE'nin Libya'ya silah göndermesiyle ilgili tartışmalar da ilk kez dünya gündeminde değil.

Libya'ya gönderilecek silahlarla ilgili BAE Genelkurmay Başkan Yardımcısı İsa el-Mezrui ile dönemin Mısır Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü, bugün ise Mısır İstihbarat Başkanlığı görevini yürüten Abbas Kamil arasında geçen ses kayıtları, 2014'te basına yansıdı. Ses kayıtlarına göre, iki yetkili Libya'ya gönderilecek silahların hangi gruplara dağıtılacağını görüştü.

Ayrıca BM uzmanları raporlarında, Hafter'in hakim olduğu Bingazi'nin doğusundaki El-Merc şehri yakınlarında bulunan El-Hadim Askeri Üssü'nün BAE tarafından işletildiğini yazdı.

Raporda, Mart-Kasım 2017 arasındaki uydu fotoğraflarına göre üssün geçirdiği değişim aktarılırken, apron alanının 2 katına çıktığı belirtildi.

Savunma işleriyle ilgili bir İngiliz haber sitesi, hava üssünde BAE'nin sağladığı AT-802 sınır devriye uçaklarının yanı sıra Çin yapımı silahlı insansız hava araçları (SİHA), Sikorsky UH-60 tipi helikopterlerin Hafter güçlerine destek olduğuna yer verdi.

Olağan şüpheli BAE

BM uzmanları, bu yıl Trablus'a yapılan saldırılarda havadan karaya atılan Çin yapımı Blue Arrow füzesi tespit etti.

Çin yapımı Blue Arrow füzesinin dünyada yalnızca Çin, Kazakistan ve BAE ordularının envanterindeki Çin yapımı insansız hava aracı Wing Loong'dan ateşlenebiliyor olması da gözleri bir kez daha BAE’ye çevirdi.

Peki BM’nin 2011’den beri uyguladığı silah ambargosuna rağmen bu silahlar ülkeye nasıl girdi? Bu soru şu aşamada cevapsız.

YEMEN

BAE, Suudi Arabistan ile birlikte İran destekli Husilere karşı başlatılan operasyonun da başat aktörlerinden biri.

Abu Dabi yönetiminin, 2015’te başkent Sana ve çevresini ele geçiren Husilere karşı Suudi Arabistan öncülüğünde başlatılan askeri operasyonda önemli rolü var.

"ABD silahları terör örgütlerinin elinde"

ABD'de yayımlanan 2 farklı rapor, ülkenin Suudi koalisyonuna sattığı ve satın aldığı bazı silahların, El Kaide ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin eline geçtiğini ortaya çıkardı.

"Savaş suçu"

Ayrıca Uluslararası Af Örgütü, BAE’yi Batı'dan aldığı silahları Yemen'de savaş suçu işledikleri bilinen milislere vermekle suçladı.

Yemen’den çekiliyor mu?

Son gelen haberlere göre ise BAE, Yemen’de stratejisini değiştirdi. Ancak Birleşik Arap Emirlikleri’nin Yemen’den çekileceğini açıklaması, soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

BAE güçleri, Husilerle sıcak çatışmaya girmiyor. Koalisyona lojistik desteği var. Zira savaşın ilk zamanlarında, Husilerin saldırısı sonucu 45 BAE askeri öldürülmüştü. BAE de kendi askerlerini çatışma bölgesinden uzak tutup yerel güçleri desteklemeye başladı.

Ancak yine de BAE’nin Yemen’den tam anlamıyla çekilip barış stratejisini benimseyeceğini söylemek zor.

Güçlerini yeniden konumlandırıyor

Arap basınına göre de bu bir geri çekilme değil, yeniden konumlanma.

Yemen basınında yer alan haberlere göre BAE, ülkenin batısındaki Kızıldeniz kıyısında kontrolünde tuttuğu bölgeleri geçen haftadan itibaren Suudi Arabistan askerlerine bırakmaya başladı.

Yemen meşru hükümetine bağlı birliklerin yanı sıra koalisyon güçleri bünyesinde savaşan Suudi Arabistan ve Sudan askerlerinin denetiminde kalacak bu bölgelerin, İran destekli Husilerin 2014 yılından bu yana ellerinde tuttuğu Hudeyde kentinin güneyindeki sahil kesiminden Taiz vilayetine doğru uzanan Muha ilçesini kapsadığı aktarıldı.

Amaç Libya’da savaşı kızıştırmak mı?

BAE’nin Yemen'deki askerlerini barış için çektiğini öne sürmesinin ardından attığı bazı adımlar ise, “Amaç Libya’da savaşı kızıştırmak mı?” sorusunu sordurdu.

Zira BAE’nin, Libya’daki Halife Hafter güçlerine destek için Sudan ve Afrika ülkelerindeki silahlı gruplarla anlaştığı iddiası var.

Yemen’deki insani felaket

Resmin en can alıcı kısmı ise, insani kriz.

BAE’ye Yemen hükümeti ve halkından da tepki var. Koalisyonun sivillerin ölümüne yol açan saldırıları, açlığa neden olan ablukası ve insan hakları ihlalleri tepki çekiyor. Zaman zaman protestolar zaman zaman da çatışmalar, tepkinin boyutunu ortaya koyuyor.

BM'ye göre, savaş nedeniyle 8,4 milyon Yemenli şiddetli kıtlık yaşarken, ülke genelinde nüfusun yaklaşık yüzde 75'i yani 22 milyon kişi insani yardıma muhtaç.

BM, ülkede açlık ve hastalıklar nedeniyle yaşanan dramı, "dünyanın en büyük insani felaketi" olarak niteliyor.

Yine bir BM raporunda, “her 11 dakika 54 saniyede 1 çocuğun savaştan ya da savaşın yan etkilerinden öldüğü" vurgulandı.

SUDAN

Sudan’da 30 yıllık Ömer el-Beşir dönemi, nisan ayında askeri darbeyle kapandı.

BAE’nin gözü aynı zamanda yeni Sudan yönetiminde. Abu Dabi, Suudi Arabistan ile birlikte Sudan’a 3 milyar dolarlık yardım yaptı.

Sudan Savunma Bakanı Avad bin Avf, 11 Nisan'da devlet televizyonunda Yüksek Güvenlik Konseyi Başkanı sıfatıyla yaptığı konuşmada, ordunun ülke yönetimine el koyduğunu, 2 yıllık geçiş döneminin başladığını ve Ömer el-Beşir'in tutuklandığını duyurmuştu.

Ancak Bin Avf, Sudan'da Askeri Geçiş Konseyi Başkanı sıfatıyla yemin etmesinin üzerinden 24 saat geçmeden, görevini bıraktığını ve yerine Abdulfettah el-Burhan'ı seçtiğini açıklamıştı.

Bu isim önemli.

Zira Burhan'ın görevi devralmasının hemen akabinde Riyad ve Abu Dabi yönetimleri Askeri Geçiş Konseyine desteğini açıkladı.

Burhan'ın yemin etmesinden sonra Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz, Sudan'a insani yardım yaptı. Aynı gün BAE Devlet Başkanı Halife bin Zayid Al Nehyan da Sudan halkına yardım konusunu görüşmek için Askeri Geçiş Konseyi ile iletişime geçti.

SOMALİ

BAE ile Somali arasında ise, nisan ayında bazı gelişmeler patlak verdi.

Somali İç Güvenlik Bakanlığı 8 Nisan'da, BAE'den gelen uçakta 9,6 milyon dolar nakit para ele geçirildiğini duyurdu.

Bakanlık, bu paranın Somali'de kime ya da nereye ulaştırılmak üzere gönderildiğinin araştırıldığını açıkladı.

Somali hükümeti de BAE ile yapılan askeri anlaşmaya rağmen, bundan sonra Somali ordusundaki askerlerin maaşlarını ve eğitimini kendisinin vereceğini duyurdu.

Somali Savunma Bakanı Muhammed Mursal Şeyh Abdurrahman, BAE'nin eğittiği askerlerin ordu içerisindeki farklı birimlere dağıtılacağını belirtti.

Devlet haber ajansı WAM ise, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Somalili askerleri eğitmek için 2014'te Somali'de başlattığı askeri eğitim programını sonlandırma kararı aldığını ilan etti.

BAE'li yetkililer, Somali hükümetinin el koyduğu paranın, Somali'nin yarı özerk bölgesi Putland'da eğitilen askerlerin maaşlarını ödemek için gönderildiğini söyledi.

Para dolu uçak krizinden sonra BAE, Somali'ye verdiği askeri eğitimleri sonlandırdı. Başkent Mogadişu'daki bir hastanesini de kapattı.

FİLİSTİN

BAE’nin son dönemde İsrail’le de yoğun diplomasi trafiği var.

İsrailli siyasetçiler, sık sık bu ülkeyi ziyaret ediyor.

Son olarak İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, BM’nin düzenlediği bir konferansa katılmak için ülkesiyle diplomatik ilişkileri olmayan BAE’yi ziyaret etti.

BAE, ABD’nin “Yüzyılın Anlaşması” planının da finansörlerinden. Yükün çoğu da petrol üreten Körfez ülkelerinde çünkü bu anlaşmadan asıl yararlanacaklar onlar. 

Bahreyn’in başkenti Manama’daki ekonomi çalıştayına da ilk destek veren ülkelerin başında BAE ve Suudi Arabistan geldi. 

Bu organizasyonun, ABD'nin İsrail-Filistin meselesinin çözümü konusunda açıklaması beklenen "Yüzyılın Anlaşması" planı kapsamındaki ilk organizasyon olduğu ifade ediliyor.

Filistin yönetimi, bu plana tepkili.

KATAR

Bundan 2 yıl önce Körfez ülkeleri arasında da bir kriz patlak verdi.

Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Mısır, 5 Haziran 2017'de Katar ile tüm diplomatik ilişkileri kesti. Doha yönetimine ekonomik abluka uyguladılar.

Bu durum Körfez bölgesinde, savaş adımlarına kadar uzanacak bir krize yol açtı.

CASUSLUK FAALİYETLERİ

Birleşik Arap Emirlikleri, bölgedeki askeri girişimlerinin yanı sıra istihbarat faaliyetleri de yürütüyor.

BAE’ye çalışan 2 kişi İstanbul’da yakalandı

Uzun süredir takip edilen 2 şüpheli geçen nisan ayında, Birleşik Arap Emirlikleri için casusluk yaptığı iddiasıyla İstanbul’da yakalandı.

Bu kişilerin, Türkiye'ye sıklıkla giriş çıkış yaptığı belirlendi.

Etiketler :

HABERE YORUM KAT