
Her toplumun kendine özgü bir hayat tarzı, yaşam biçimi, inanç sistemi ve yöntemi vardır. Bu sistem de yüce Allah’ın etki ve tepkileri doğrultusunda karakterleri ve kalpleri yönlendirmede uyguladığı yasalara boyun eğmektedir. Bu yasalar değişmez, her zaman yürürlükte olan, son derece titiz ve ince ayarlanmış yasalardır. Hidayete erdirici belgelere, evrene ve insanın iç dünyasına yerleştirilen kanıtlara kalbini açan bir ümmet, bir toplum, Allah’ı bilmeye ve O’nun buyruklarına uymaya zorlayan evrensel yasaları algılamak suretiyle Allah’ı bulmuştur.
Böylece yüce Allah her ümmete, yerine getirilecek bir ibadet biçimi, uyulacak bir hayat sistemi belirlemiştir. Şu halde Hz. Peygamberin -salât ve selâm üzerine olsun- müşriklerin demogojileri ile uğraşmasına bir neden yoktur. Çünkü onlar kendi istekleri ile doğru yola götürücü yol işaretlerini görmezlikten gelip sapıklığa ileten yol işaretlerine uyuyorlar. Bu yüzden yüce Allah, Peygamberine -salât selâm üzerine olsun- müşriklerin kendi işini dillerine dolamalarına, hayat sistemi hakkında kendisi ile tartışmalarına fırsat vermemesini emrediyor.
“Sen insanları Rabb’ine çağır. Hiç kuşkusuz sen doğru yoldasın.”
Şu halde Hz. Peygamber -salât ve selâm üzerine olsun- kendi hayat sistemine, kendi hareket yöntemine dosdoğru uymaya baksın. Kendi hayat sistemine dosdoğru uyması, doğru yolda olduğunun belirtisidir. Eğer insanlar kendisiyle tartışmak istiyorlarsa sözü kısa tutmalıdır. Zaman ve emek kaybetmeye gerek yoktur.
FİZİLALİL KUR’AN
1- İmam Râzî, ayette geçen "mensek" (مَنْسَكًا) kelimesinin kökenine ve anlamına dair derinlemesine tahliller yapar:
Şeriat ve Din Anlamı: Râzî’ye göre buradaki "mensek", genel olarak Allah’a yaklaşmak için takip edilen yol, ibadet usulü, şeriat ve din manasına gelir.
Tarihsel Süreklilik: Âyet, insanlık tarihi boyunca Cenâb-ı Hakk'ın hikmeti gereği farklı dönemlerde topluluklara farklı şeriatler ve ibadet biçimleri tayin ettiğini vurgular. Nasıl ki geçmiş ümmetlerin kendilerine has ibadet usulleri olduysa, Hz. Muhammed (s.a.s.) ümmetine de en mükemmel ve son din olan İslam’ın kuralları verilmiştir.
2- İmam Râzî, bu ayetin bağlamını ve nüzûl (iniş) hikmetini açıklarken şu hususların altını çizer:
Müşriklerin İtirazlarına ve Tartışmalarına Karşı Duruş:
Müşrikler veya Ehl-i kitap, Hz. Peygamber’in getirdiği bazı hükümlere (örneğin kurban kesme usulleri, helal-haram kılınan bazı gıdalar veya ibadet şekilleri üzerinden) itiraz ediyor, Müslümanların uygulamalarıyla kendi geleneklerini karşılaştırıp tartışma çıkarıyorlardı. Allah Teâlâ bu ayetle Peygamber’ine şöyle teselli vermektedir: Onların geçmişteki ümmetlerin şeriatlerinde olduğu gibi kendine göre ibadet şekilleri vardı; şimdi de son ilahi nizam gelmiştir. Onların kısır tartışmalarıyla vakit kaybetme.
Peygamberin Hak Üzerinde Olması:
Ayette geçen "إِنَّكَ لَعَلَىٰ هُدًى مُّسْتَقِيمٍ" (Sen şüphesiz dosdoğru bir yol üzerindesin) ifadesi, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) tebliğ ettiği inanç ve metodolojinin mutlak hakikat olduğuna, hiçbir şüphe barındırmadığına dikkat çeker. İmam Râzî, Peygamber’in bu sarsılmaz dayanağının onu eleştirenlerin hezeyanlarından etkilenmemesini sağlayan en büyük ilahi destek olduğunu belirtir.
Özet Değerlendirme
Tefsir-i Kebir perspektifinden Hac Suresi 67. ayet; ilahi dinlerin özünde tevhid birliğini taşımakla birlikte şekilsel şeriatlerinin zamanın şartlarına göre çeşitlenebileceğini, son ilahi kanun karşısında insanların yersiz münakaşalara girmemesi gerektiğini, Hz. Peygamber’in ise inatçı tartışmalarla vakit kaybetmeyip hikmetle ve kararlılıkla Hakk'ı tebliğe odaklanmasının emredildiğini ortaya koyan tesirli bir teselli ve rehber âyettir.
TEFSİRİ KEBİR

