İslam şiddeti hoş gören bir din midir? -1

İslam şiddeti hoş gören bir din midir? -1

İslam barışçıl bir din mi, yoksa şiddeti mi teşvik ediyor? Bu, Müslümanlar tarafından bilinen ve uygulanan ana akım İslam’dan ne kadar farklıdır? Bu akademik makale, aşırılıkçılık, İslamofobi ve dini şiddet konularında gerçeği ortaya koymaktadır.

Dr. Nazir Khan / Yaqeen Institute
Çeviri: Barış Hoyraz


1. Bölüm

Giriş1

İslam’ın ve Müslümanların şeytanlaştırılması, sıklıkla İslam’ın doğası gereği şiddet içeren bir din olduğu ve Müslümanların tehlikeli olduğu yönündeki suçlamalar etrafında şekillenmiştir. Bu anlatı o kadar yaygınlaşmıştır ki, “terörizm” terimi neredeyse yalnızca Müslümanlar tarafından işlenen şiddet eylemleri (ister terör ister direniş eylemi olsun) için kullanılır hale gelmiştir ve İslam’ın algılanan “tehdidi”, artık Müslümanların hayatına değersizlik atfetmek ve onlara kötü muamele etmek için bir bahane haline gelmiştir. Bu durum, Müslümanlara yönelik zulmü, şiddet içeren işgali, vahşeti ve katliamları doğrudan mümkün kılmıştır.

Kötü şöhretli yeni ateist ve mesleki İslamofob Sam Harris, 2023-2024 Gazze soykırımının 75. gününde ortaya çıkarak “Müslümanların büyük çoğunluğunun akıl dışı davrandığını” ve “psikopatik bir öfkeyle patlama eğiliminde olduklarını” açıkladı.2

Bu sözler, görünüşte İsrail ordusunun on binlerce masum Filistinli Müslüman erkek, kadın ve çocuğu toplu katliama uğratmasını meşrulaştırmak için öne sürüldü. İslamofobik klişeler, Batı’nın dış politikasını eleştiren ya da Filistin yanlısı duyguların en ufak bir belirtisini bile gösteren siyasetçileri ve akademisyenleri gayrimeşru kılmak için de birer silah olarak kullanılıyor.3

İslam ve Müslümanların şiddet yanlısı olduğu imajı, Batı’da, İsrail işgaline ve işgalin yol açtığı sayısız insan hakları ihlaline, ayrıca Müslüman ülkelere yönelik kendi askeri işgalleri ve kitlesel bombardımanlarına koşulsuz desteği meşrulaştırmak amacıyla kasıtlı olarak sürdürüldü. Son 30 yılda ABD, 14 Müslüman ülkeyi işgal etti, bombaladı veya işgal altında tuttu.4

ABD öncülüğündeki 11 Eylül sonrası savaşların toplam ölü sayısı 4,7 milyona ulaşırken, 11 Eylül sonrası savaş bölgelerinde 5 yaşın altındaki 7,6 milyon çocuk akut yetersiz beslenmeden muzdariptir.5 Müslümanlara, dinlerinin oluşturduğu iddia edilen şiddet tehdidi nedeniyle, Müslüman olmayanlara tanınan insan haklarının aynısı tanınmamaktadır.

Bu durum, diğer dehşet verici olaylarla birlikte, kısmen Müslümanları insanlıktan çıkaran ve İslam’ı bastırılması gereken bir güç olarak şeytanlaştıran retorik kampanyası nedeniyle, hiçbir caydırıcı etki görmeden aralıksız bir şekilde devam etmiştir. Dolayısıyla İslamofobi endüstrisi, hem devlet hem de devlet dışı aktörler tarafından Müslümanlara yönelik şiddeti körüklemede hayati bir rol oynamıştır. Batı’da pek çok kişi Müslüman topluluklara karşı nefret suçları işlemiştir ve bu tür olayların sayısı son yıllardır artmaya devam etmektedir.6 Ekim 2016’da FBI, Kansas’ta “en iyi Müslüman, ölü Müslümandır” inancıyla yerel Müslüman göçmenlere saldırı düzenleme planları kapsamında ateşli silahlar, mühimmat ve patlayıcılar stoklamış olan sağcı “Haçlılar” milis grubunu tutukladı.7

2019 yılında, Avustralyalı bir aşırı sağcı, Yeni Zelanda tarihinin en ölümcül toplu silahlı saldırısı olarak anılan olayda, Christchurch Camii’nde ibadet eden 51 Müslüman’ı öldürdü. Haziran 2021’de, Kanada’nın Ontario eyaletindeki London kentinde, 20 yaşındaki bir beyaz üstünlükçü, kaldırımda yürüyen Afzal ailesinin 5 üyesine kamyonetiyle çarparak İslamofobik bir nefret suçu işledi ve onları acımasızca öldürdü. Davanın hâkimi olan Yargıç Renee Pomerance, "Onları Müslüman oldukları için öldürdü" gerekçesini öne sürdü.8 Son dönemde ise, 2023’ün sonlarında başlayan İsrail’in Gazze’deki soykırımıyla birlikte İslamofobik saldırılar hızla arttı; CAIR, “önceki yıla kıyasla yardım taleplerinde ve bildirilen önyargı olaylarında %216 artış” olduğunu bildirdi.9 Buna, “Müslümanlar ölmeli” şeklindeki akıl dışı bahaneyle 6 yaşındaki Filistinli-Amerikalı çocuk Wadea al Fayoume’nin acımasız ve korkunç bir şekilde öldürülmesi de dâhildir.10

Günümüzde Müslüman çocuklar, inançları nedeniyle devlet okullarında eziyet görmekte ve Müslüman kadınlar başörtüsü taktıkları için kamusal alanda saldırıya uğramaktadır; cami ve toplum merkezleri ise düzenli olarak kundakçıların ve vandalların hedefi haline gelmektedir. Müslümanları ilgilendiren ya da İslam adını taşıyan her yeni çatışma veya olayda, genel Müslüman toplumu baskıcı kamu politikalarının ve nefret suçlarının kurbanı olma riskini giderek daha fazla artırmaktadır. Birçok ülke, ‘radikalleşmeyi’ önlemek için acımasız politikalar uygulamaya koydu. Hedefinden sapan bu politikalar, Müslüman toplulukları ayrım gözetmeksizin hedef alıyor ve sadece başörtüsü takmak ya da okulda namaz kılmak istemek gibi küçük nedenlerle bile şüphe uyandırıyor. Bu arada, Müslüman karşıtı söylemler, Müslüman topluma yönelik şiddeti doğrudan körüklemeye devam ediyor ve Batı kamuoyunu, Müslüman dünyada tanık olunan şiddet olaylarının temel nedenleri konusunda yanlış bilgilendirmeye hizmet ediyor. İslam ile şiddet arasındaki bağlantıya odaklanarak, kamuoyundaki anlatı bizi şiddetin asıl sorununun çözümüne bir adım bile yaklaştırmamıştır. Bu konuyla ilgili tüm kamuoyu gürültüsüne, medyadaki kısa haberlere ve dökülen mürekkebe rağmen, şiddet içeren hareketlerin nasıl ortaya çıktığı ve bunların seküler ya da dini kaynaklardan nasıl beslendiği konusundaki soruları ele almada inanılmaz bir belirsizlik olduğu görülmektedir.

Bu makale, ilk olarak IŞİD’in Batı medyasının manşetlerini domine ettiği ve Müslümanların sürekli savunma pozisyonunda kaldığı, İslam’ın ana akım öğretilerinin şiddet yanlısı bir suç örgütünün eylemleriyle neden örtüşmediğini açıklamak zorunda kaldıkları bir dönemde kaleme alınmıştır. Müslümanlardan sık sık IŞİD’in eylemleri hakkında yorum yapmaları istenmiş ve bir suç örgütünün şiddet eylemleri için İslam’ın suçlanmaması gerektiğini kanıtlamak zorunda kalmışlardır. Bu makale, bu bağlamda dört ana konuyu ele almak üzere kaleme alınmıştır:

(1) dini şiddetle ilişkilendirmenin yanlışlığı;

(2) özellikle İslam’ı şiddetle ilişkilendirmenin yanlışlığı;

(3) Müslüman dünyasındaki şiddet içeren hareketlerin kökenleri;

(4) şiddet içeren hareketlerin ideolojik analizi ve bu hareketlerin inançlarının ana akım İslam öğretileriyle nasıl çeliştiği.

Ancak o zamandan bu yana, bu söylem daha da güçlenmiştir ve Batı medyasının ve Batı siyasi liderlerinin ikiyüzlülüğü, “Müslüman şiddet içeren aşırılıkçılık/terörizm” etrafında bir söylem oluşturarak Müslümanlara karşı kendi şiddetini meşrulaştırdığına dair farkındalık arttıkça, meşhur maske düşmüştür. Bu bağlamda, orijinal makalenin önsözüne bu ek bağlam eklenmiştir.

Din şiddete neden olur mu?

Terörizmle ilgili manşetler ya da din adına işlenen yaygın şiddet eylemleri, halkta, bu tür manşetleri dinin kötülüğünün ve tamamen ortadan kaldırılması gerekliliğinin kanıtı olarak zaferle öne sürmeye yönelik refleks bir tepkiyi tetikler. Peki, “din şiddete neden olur” demek aslında ne anlama gelir? Herhangi bir dini inanç, ifade veya uygulamanın varlığının tek başına şiddetin ortaya çıkmasını zorunlu kıldığını mı kastediyoruz? Dünyadaki dindarların barışçıl çoğunluğu hakkında biraz akıllıca düşünmek, bu olasılığı ortadan kaldırır. Yoksa, dini bir ideolojinin, faşizm, milliyetçilik, ırkçılık veya başka bir “-izm” üzerine kurulu militan bir ideolojiden daha fazla katil taraftar yetiştirme kapasitesine sahip olduğunu mu kastediyoruz? Sık sık liberalizm ve aydınlanma ilkelerine dayandığı söylenen Fransız Devrimi, 40 bine varan kafa kesme olayıyla sonuçlandı! Hangi istatistiksel ölçüte dayanarak bir dini ideolojinin diğer ideolojilerden daha fazla savaş potansiyeli taşıdığı iddia edilebilir? İngiliz sömürgeciliği, 1880 ile 1920 arasındaki 40 yıl içinde 100 milyon Hintliyi öldürdü.11

Milliyetçilik uğruna yapılan I. Dünya Savaşı, 15 milyon kişinin12 hayatına mal oldu; faşizm uğruna yapılan II. Dünya Savaşı ise yaklaşık 60-80 milyon kişinin hayatına mal oldu.13 İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, Amerikan emperyalizmi yalnızca en kanlı üç savaşında 12 milyon insanı öldürdü,14 ve ABD, dünyadaki savaşların %81’ini kışkırttı.15 Peki ya açıkça din karşıtı ideolojiler tarafından kışkırtılan büyük şiddet ne olacak? Örneğin, dini ortadan kaldırıp yerine “bilimsel ateizm”i koymayı aktif olarak amaçlayan Sovyet komünist rejiminin din karşıtı şiddetine ne denebilir? Dini, ortadan kaldırılması gereken “halkın afyonu” (Marx’a göre) ve “ifade edilemez bir alçaklık” (Lenin’e göre) olarak gören Sovyet rejimi, hayal ettikleri ütopyayı inşa etmek amacıyla binlerce din adamını öldürdü ve kiliseleri, manastırları, camileri ve dini okulları yıktı.16 Sovyet yönetimi altında gerçekleştirilen toplam kan dökülmesi şaşırtıcı boyutlardaydı; tahminen 62 milyon kişi öldürüldü.17

Bu kısa tarihsel değerlendirme, bir ideolojinin şiddet doğurma potansiyelini belirleyen şeyin, ideolojinin dini ya da seküler içeriği olmadığını açıkça ortaya koymalıdır. Aksine, ideolojinin yabancı düşmanı ve totaliter karakteri, siyasi rakiplerini ortadan kaldırmak ve toprak kazanımları elde etmek isteyen şiddet yanlısı hareketlerin çıkarlarına uymasına imkân tanır. Dışarıdakileri “öteki” olarak görmeyi ve insanlıktan çıkarmayı gerektiren her ideoloji, doğası gereği şiddet potansiyeli barındıran bir ideolojidir. George Mason Üniversitesi’nden Profesör Gregory Stanton, “Soykırımın Sekiz Aşaması” başlıklı makalesinde insanlıktan çıkarma eyleminin zararlarını şöyle anlatıyor: “Başkalarının insanlığını inkâr etmek, cezasız bir şekilde öldürmeye izin veren adımdır.”18

Profesör, azınlıkları insanlıktan çıkaran ve onlara karşı düşmanca muameleyi körükleyen nefret söylemi ve propagandaya karşı koymanın önemini vurgulamaya devam ediyor. Bu aynı zamanda bir ideolojiyi değerlendirmek için basit bir turnusol testi işlevi görür—eğer bir ideoloji, kendisine bağlı olmayanlara karşı sert, küfürlü ve insanlıktan çıkaran tutumları teşvik ediyorsa, ona karşı çıkılmalıdır ve bu tür bir retoriğe başvuran din yorumları, o dinlerin ana akım takipçileri tarafından gerektiği gibi etkisiz hale getirilmelidir (aşağıdaki bölümlerde, ana akım Müslüman topluluğunun, şiddet yanlısı hareketlerin elinde İslam’ın manipülasyonunu nasıl reddettiği ve kınadığı özetlenmektedir).

Yabancı düşmanlığı ve totalitarizm, geliştiği bağlama bağlı olarak farklı biçimler alır. İktidar ve kaynaklar için rekabet eden gruplar, toplumdaki mevcut sınırları istismar eder.19 Güçlü bir ulusal kimliğin olduğu bölgelerde şiddet içeren hareketler ortaya çıktığında, bu hareketler siyasi gündemlerini ilerletmek için milliyetçilik dilini kullanma eğilimindedir. Güçlü bir etnik ve kültürel kimliğin olduğu bölgelerde şiddet patlak verdiğinde ise militan hareketler, yabancı düşmanlığını ırkçılık biçiminde dile getirir. Güçlü bir dini kimliğin olduğu bölgelerde, şiddet içeren hareketlerin söylemlerinin dinin üslubuyla çerçevelenmesi ve dünyevi sömürülere ilahi gerekçeler kazandırmak için dinin kutsal metinlerini manipüle etmesi şaşırtıcı değildir.

Peki bu, din ile şiddet arasındaki ilişkinin tamamen tesadüfi, diğer jeopolitik faktörlerin sadece bir yan ürünü olduğu anlamına mı gelir? Bu da hatalı bir basitleştirmedir. Bir çatışma patlak verdiğinde, insanlar kendilerine en fazla duygusal güç ve grup içi uyum ile dayanışma duygusu veren grup kimliği etrafında birleşirler.20 Bunlar, insanların silahlı bir davaya katılmak üzere harekete geçmelerini açıklayan kritik faktörlerdir. Din, güçlü duygular uyandırma ve güçlü bir sosyal uyum sağlama konusunda muazzam bir kapasiteye sahip olduğundan, dini kimliklerin siyasi amaçlarla sömürülmesinin tarih boyunca tekrarlanan bir olgu olması şaşırtıcı değildir. Bunun nedeni, dinin doğasının içsel olarak şiddeti gerektirmesi değildir; ancak dini bağlılıklar, topluluk, amaç, fedakârlık ve gerçeğe verdikleri önem nedeniyle kaçınılmaz olarak güçlü duygular uyandırır. Güçlü duyguların uyandırılması, totaliter bir ideoloji inşa etmeye çalışan militanlar tarafından dinin dışarıdan araçsallaştırılması için verimli bir zemin oluşturabilir. Ancak yine de bu açıdan din benzersiz değildir; zira milliyetçi, kültürel, etnik ve/veya dilsel gurur gibi diğer seküler ideolojiler ve duygular da şiddet yanlısı gruplar tarafından aynı kolaylıkla kullanılabilir ve kullanılmıştır. Yukarıdaki tarihsel tartışma tam da bunu göstermektedir. Din, kötü niyetli suç örgütlerinin elinde kötüye kullanılıyor olması, dinin kendisini bir kenara atmayı gerektirmez; çatışmalar sırasında bilim ve teknolojik ilerlemenin de kötüye kullanıldığı görülmüştür. Nazi öjeniği (Çev.Notu: Nazi öjeniği, toplumsal genetiği ıslah etme iddiasıdır.) ,21 Kızıl Kmerlerin insan deneyleri,22 ya da frenoloji yüzünden bilimin tamamını bir kenara atmayız;23 ve sırf çatışma dönemlerinde insanların sıkı sıkıya sarıldığı güçlü bir sosyal kimlik olması nedeniyle dini de bir kenara atmamalıyız. Ayrıca, dini bir grubun dâhil olduğu her çatışmanın bir sömürü, yabancı düşmanlığı veya totalitarizm örneği olmadığını hatırlamak da önemlidir; adil savaşın koşullarını karşılayan, haklı çatışma örnekleri de vardır. Bu konu bir sonraki bölümde daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Son olarak, bu tartışmanın pratik sonuçları olmayan boş felsefi düşüncelerden ibaret olmadığı vurgulanmalıdır. Şiddetin nihai nedeni olarak dine odaklanan modern polemiklerin tehlikesi, nefret ve şiddeti sona erdirmeyip, aksine dini toplulukların üyelerine yönelik yabancı düşmanlığı gibi başka bir canavar yaratarak bunlara katkıda bulunmasıdır. Bu yaklaşım, dünyadaki karmaşık çatışmaların çözümüne dair pratik bir iç görü sağlamaz; bunun yerine, sürekli düşmanca söylemlerin hâkim olduğu zehirli bir ortam yaratır. Pratik ve etkili çözümler yolunda ilerleme kaydetmek için, bu tür söylemlerin ötesine geçmemiz ve bölünmeleri ortadan kaldırmak ve birbirimizi insanileştirmek için birlikte çalışmamız hayati önem taşımaktadır.

Devam Edecek >>>

Dipnotlar

1. Bu makale ilk olarak 2016 yılında IŞİD’in yükselişi bağlamında kaleme alınmış, ancak daha kapsamlı bir tartışma sunmak amacıyla o zamandan beri güncellenmiştir. Yazar, makalenin güncellenmesine katkılarından dolayı Anna Birawi’ye teşekkür eder.

2. Piers Morgan ile röportaj, TalkTV, Aralık 2023.

3. Daha fazla ayrıntı için bkz. Sahar Aziz, “Presumptively Antisemitic: Islamophobic Tropes in the Palestine Israel Discourse,” Güvenlik, Irk ve Haklar Merkezi, (Rutgers Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2023).

4. https://theintercept.com/ 2014/11/06/many-countries-islamic-world-u-s-bombed-occupied-since-1980/ ve https://www.stopwar.org.uk/article/why-has-the-us-invaded-occupied-or-bombed-14-muslim-countries-in-30-years/

5. Watson Uluslararası ve Kamu İşleri Enstitüsü, “Öldürülen ve Yaralanan Siviller”, https://watson.brown.edu/costsofwar/costs/human/civilians

6. Kaliforniya Eyalet Üniversitesi Nefret ve Aşırılık Araştırma Merkezi, Brian Levin’in “ABD’de Nefret Suçları Anketi Yüzde 6 Artış Gösterdi; Ancak Müslüman Karşıtı Suçlar %89, New York’ta 2016’da Şimdiye Kadar %24 Arttı” başlıklı yazısında da belirtildiği gibi, HuffPost, 22 Ekim 2016, 6 Aralık 2017’de güncellenmiştir, http://www.huffingtonpost.com/brian-levin-jd/hate-crime-in-us-survey-u_b_12600232.html.

7. Ryan J. Reilly ve Christopher Mathias, “FBI’ın İddialarına Göre Sağcı ‘Haçlılar’ Milis Grubu Müslüman Göçmenlere Yönelik Terör Saldırısı Planladı,” HuffPost, 14 Ekim 2016, 25 Ekim 2016’da güncellenmiştir,http://www.huffingtonpost.com/entry/militia-terror-plot-fbi-kansas_us_58014995e4b0162c043c1e90.

8. “Kamyonuyla kasten bir Müslüman ailenin üzerine sürerek 4 kişiyi öldüren adam, Kanada’da ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı,” The Associated Press, 23 Şubat 2024. https://apnews.com/article/muslim-family-killed-canada-life-sentence-terrorism-021e76f863d8590965116422aed9fe71

9. “Yeni verilere göre, CAIR geçen ay ‘benzeri görülmemiş’ bir şekilde 1.283 adet Arap karşıtı ve İslamofobik önyargı ihbarı aldı,” CNN, 9 Kasım 2023. https://edition.cnn.com/2023/11/09/us/cair-unprecedented-surge-anti-muslim-bias-reaj/index.html

10. “Yetkililer, Illinois’te 6 yaşındaki Filistinli Amerikalı bir çocuğun Müslüman karşıtı saldırıda öldürüldüğünü açıkladı,” NBC News, 16 Ekim 2023. https://www.nbcnews.com/news/us-news/6-year-old-boy-killed-anti-muslim-attack-illinois-police-say-rcna120543

11. https://www.aljazeera.com/opinions/2022/12/2/how-british-colonial-policy-killed-100-million-indians

12. Alan Kramer, Dynamic of Destruction: Culture and Mass Killing in the First World War (Oxford: Oxford University Press, 2007), 251.

13. “Yirminci Yüzyılın Başlıca Toplu Ölüm Olaylarına İlişkin Kaynak Listesi ve Ayrıntılı Ölü Sayıları,” Necometrics, son güncelleme Şubat 2011, http://necrometrics.com/20c5m.htm.

14. https://www.worldfuturefund.org/Reports/Imperialism/usmurder.html

15. https://tribune.com.pk/story/2345663/us-initiated-81-global-armed-conflicts-from-1945-to-2001

16. Peter Watson, “The Bolshevik Crusade for Scientific Atheism,” in The Age of Atheists: How We Have Sought to Live Since the Death of God (New York: Simon and Schuster, 2014). Yazar, kaynak olarak Paul Froese’nin The Plot to Kill God: Findings from the Soviet Experiment in Secularization (Berkley: University of California Press, 2008) adlı eserini göstermektedir.

17. R. J. Rummel, Death by Government (Rutgers, NJ: Transaction Publishers, 1994).

18. Gregory H. Stanton, “Soykırımın Sekiz Aşaması,” Genocide Watch, 1998, https://www.keene.edu/academics/ah/cchgs/resources/educational-handouts/the-eight-stages-of-genocide/download/.

19. Bu tür sınırların çatışmaya yatkınlığı da araştırma konusu olmuştur; örneğin, Francesco Caselli ve Wilbur John Coleman, şiddet ve “etnik mesafe” için bir model sunmaktadırlar; bu kavramı, “fiziksel, dini, dilsel ve diğer kültürel farklılıkların” birikimli etkisini de içerecek şekilde geniş bir şekilde tanımlamaktadırlar. F. Caselli ve W. J. Coleman, “Etnik Çatışma Teorisi Üzerine,” Avrupa Ekonomi Derneği Dergisi 11 (2013): 161–92.

20. Din ve dilin grup içi uyumla olan ilgisi üzerine bir tartışma için bkz. Oromiya-Jalata Deffa, “Homojenliğin Grup İçi Uyum Üzerindeki Etkisi: Batı Diasporasındaki Azınlık Topluluklarının Makro Düzeyde Karşılaştırılması,” Çokdilli ve Çokkültürlü Gelişim Dergisi 37, no. 4 (2016).

21. “Nazi Almanyasında DNA ve Öjeni,” Holokost Müzesi ve Cohen Eğitim Merkezi, http://www.holocaustmuseumswfl.org/wp-content/uploads/2012/12/Boxcar-Activities-for-Science.pdf.

22. Seth Mydans, “İlk Kızıl Kmer Davası İşkence Evi Üzerine Odaklanıyor,” New York Times, 30 Mart 2009, http://www.nytimes.com/2009/03/31/world/asia/31cambo.html.

23. James Poskett, “Django Unchained ve Irkçı Frenoloji Bilimi,” Guardian (ABD baskısı), 25 Şubat 2013, https://www.theguardian.com/science/blog/2013/feb/05/django-unchained-racist-science-phrenology.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir