"Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir"

"Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir"

Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir. HAC 65

Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir. Hacc/65

Şu yeryüzünde nice enerji kaynakları, nice zengin maden yatakları vardır ki, yüce Allah bunları insanların emrine vermiştir. Buna rağmen insan yüce Allah’ın kudret elinden ve gece-gündüz değiştirdiği nimetlerinden habersizdir.

Gerçekten yüce Allah yeryüzünde bulunan her şeyi insanın emrine ve yararına sunmuştur. Evreni yönlendiren yasalar sistemini insanın yaratılışına ve gücüne uygun niteliklerine sahip kılmıştır. Şayet insanın fıtratı ve bedensel yapısı şu yeryüzüne egemen olan yasalara uygun olmasaydı, şu yeryüzünden ve içindeki nimetlerden yararlanması bir yana, yaşaması mümkün olmayacaktı. Eğer insanın organik yapısı dünya atmosferinin basınç derecesine dayanacak durumda olmasaydı, dünyanın havasını solumaya, yiyeceklerini yemeye, suyunu içmeye uygun olmasaydı, bir saniye bile yaşayamazdı. Eğer yeryüzünde hava olmasaydı, ya da hava bugünkünden daha yoğun veya daha hafif olsaydı, şu insan denen yaratık boğulacaktı, én azından hayatın temel maddesi olan havayı teneffüs etmekte güçlük çekecekti.

Yüce Allah insana yeryüzünde bulunan zenginlik kaynaklarını bulup kullanmasına yarayacak güç ve yetenekler vermiştir. Bunun yanında yeryüzüne de gizli, açık, yeraltı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını yerleştirmiştir. İnsanoğlu bu kaynakları birer birer ortaya çıkarıp kullanmaktadır. Bakın işte günümüzde daha petrol ve benzini maden kaynakları tükenmeden, atom enerjisi, hidrojen enerjisi ortaya çıktı. Yüce Allah’ın hayat için belirlediği sistemi bulduğu gün, yeryüzünün enerji ve zenginlik kaynaklarını yeryüzünün kalkınmasına, onarımına yöneltecektir ve yüce Allah’ın dilediği gibi yeryüzünde Allah’ın halifeliği görevini yürütecektir!

Gemilerin denizde yüzmesini sağlayan evrensel yasaları O yaratmıştır. Bu evrensel yasaları nasıl belirleyeceğini, nasıl emrine alacağını, nasıl yararlanacağını insana O öğretmiştir. Şayet denizin ya da geminin özelliği, şimdikinden farklı olsaydı, yahut insanın kavrama yetenekleri şimdiki gibi olmasaydı, bugün olanlardan hiçbiri olmayacaktı.

“O yeryüzüne düşmesin diye göğü askıda tutuyor.”

Şu evreni kendisi için seçtiği düzene uygun olarak yaratan O’dur, bu yasalar sistemini evrene egemen kılan da O’dur. Yıldızlar ve gezegenler bu yasalar uyarınca dizilmektedirler. Düşmekten ve çarpışmaktan korunmaktadırlar.

FİZİLALİL KUR’AN


Fahreddin Er- Razi bu ayeti Allah'ın uluhiyetini, kâinattaki eşsiz kudretini ve insana olan lütfunu kanıtlayan hususlar çerçevesinde şöyle açıklanmaktadır:

​1- Yeryüzündeki Varlıkların İnsanın Hizmetine Verilmesi

​Râzî, ayette geçen "tüm yerdekiler" ifadesinin; madenleri, bitkileri, hayvanları ve insanın yaşamını sürdürmesi için gerekli olan her türlü dünyevi imkânı kapsadığını belirtir. Allah, bu varlıkları insanın doğrudan emrine ve yararına amade (müsharah) kılmıştır.

​Gemilerin Durumu: Ayette özellikle denizlerde gemilerin yüzmesine dikkat çekilmesi, suyun kaldırma kuvveti ile rüzgârın veya ilahi kanunların uyumuna işaret eder. İnsan kendi gücüyle bu muazzam kütleleri denizde yüzdüremezken, Allah’ın koyduğu fiziksel ve kozmik kanunlar sayesinde deniz ticareti ve ulaşımı mümkün hale gelmiştir. Bu durum, insanın acizliğine karşılık Yaratıcı'nın ona sunduğu sonsuz ikramın bir göstergesidir.

​2- Göğün Yerin Üzerine Düşmekten Korunması

​Ayetin "İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor" kısmı, Tefsîr-i Kebîr'de ve klasik kelam eserlerinde evrendeki muazzam dengeye delil gösterilir.

​Râzî, buradaki "gök" kavramını ve tutulma biçimini açıklarken; gök cisimlerinin (yıldızların, gezegenlerin) belirli bir nizam içinde havada durmasını, birbirine çarpmadan veya yeryüzünün üzerine çökmeden hareket etmesini tamamen Yaratıcı'nın iradesine ve kudretine bağlar.

​Eğer Allah’ın o sarsılmaz iradesi ve kâinata koyduğu cazibe/tutma kanunları olmasaydı, gök kubbe veya gök cisimleri yerle bir olurdu. Dolayısıyla bu ifade, evrenin başıboş olmadığını, her an ilahi bir koruma ve denetim altında tutulduğunu gösterir.

​3- ​Ayetin "Şüphesiz Allah, insanlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir" cümlesiyle bitmesi, Râzî'ye göre son derece anlamlı bir hikmete dayanır:

​Yüce Allah, koca kâinatı, gökleri ve yerleri insan gibi zayıf bir varlığın yaşayabileceği elverişli bir konuma getirmiş, denizi, yeri ve gökyüzündeki dengeleri insan aleyhine değil, tam aksine onun hayatını koruyacak ve kolaylaştıracak şekilde düzenlemiştir.

​Göğün başımıza yıkılmamasını sağlaması, yeryüzünü yaşanılır kılınması, O'nun kullarına olan ra’fetinin (derin şefkatinin) ve rahmetinin en büyük kanıtıdır. İnsan bu kadar büyük nimetler içindeyken, Yaratıcı'sını unutup nankörlük etmemelidir.

​Özetle; Tefsîr-i Kebîr'e göre bu ayet, hem makro kozmosun (gökler ve yer) hem de mikro düzeyde insanın günlük yaşamını sürdürdüğü imkânların (yerdeki varlıklar ve gemiler) tek bir İlahi Kudret tarafından idare edildiğini ve bunun temel sebebinin Allah'ın insana olan merhameti olduğunu vurgulayan sarsıcı bir tefekkür çağrısıdır.

TEFSİRİ KEBÎR

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir