
“Ateşkes” ilan edildiğinde savaş sona ermez
Enes bana her gün eline bakıp parmaklarının sağlam ve zarar görmemiş olmasını dilediğini söyledi.
Ohood Nassar’ın Washington Report on Foreign Affairs’de yayınlanan yazısını Barış Hoyraz, Haksöz Haber için tercüme etti.
Bu, Gazze’deki kuşatmayı ve babasının kaybını yaşayan, ancak “ateşkes”in güvenlik anlamına gelmediğini keşfeden bir çocuğun hikâyesidir.
Her yıkımın ardından hayatın izlerini yeniden şekillendirmeye çalıştığımız Gazze Şeridi’nin kuzeyinde, çocuklara bir süreliğine yaşadıkları kayıpları ve acıları unutabilecekleri bir alan sağlamak için eğitim çadırımı kurdum. Enes ile burada tanıştım.
Enes, her okul gününe Kur’an’dan bir ayet veya sure okuyarak başlayan 10 yaşında bir çocuktu. Sakin ve güzel sesi, yaşına göre çok olgundu. Bana ve sınıf arkadaşlarına güven veriyor, ortak gerçekliğimizin yükünü hafifletiyordu.
Enes ve ailesi, Ekim 2024’te Gazze’nin kuzeyindeki Cebaliye’de şiddetli bir kuşatmaya maruz kaldı. Enes, annesi ve kız kardeşleri kaçmayı başardı ve sadece birkaç yüz metre uzaklıktaki akrabalarının yanına sığındı, ancak babası ayrılamadı ve geride kaldı. İlk başta onunla iletişim halinde kalabildiler, ancak birdenbire iletişim kesildi ve kaderi bilinmez kaldı.
Kasım ayı başında aile, babaları olmadan Gazze’nin batısına taşınmak zorunda kaldı. Ancak kalpleri, geride bırakmak zorunda kaldıkları babalarıyla birlikte kuzeyde kaldı. Enes bana, bir gün geri dönüp babalarını sağ salim bulacaklarına inanarak umuda tutunduklarını söyledi. Sessizliğe rağmen, annesi çocuklarını sürekli olarak teselli ederek umutsuzluğa kapılmalarını engellemeye çalıştı.
“O iyi olacak,” derdi. “Ona geri döneceğiz ve evimizde bir kez daha bir araya geleceğiz.”
2025 yılının Ocak ayında, ateşkesin ilan edilmesi ve İsrail güçlerinin kuzey Gazze’den çekilmesinin ardından Enes ve ailesi Cebaliye’ye döndü. Enes bana “her gün babasının onu beklediğini ve uzun zamandır beklediği kucaklamayla ona sarıldığını hayal ettiğini” söyledi.
Ancak her rüya gerçeğe dönüşmez.
Aile her yeri aradı. Arkadaşlarına ve komşularına sordular, ama cevap hep aynıydı: kimse babasının nerede olduğunu bilmiyordu. Bir gün Enes, sınıf arkadaşlarının babasının güvenliği ve dönüşü için dua edip edemeyeceğini sordu. Ders başlamadan önce çocukları birlikte dua etmeye davet ettim. Sesleri yükselirken Enes’in gülümsediğini fark ettim. Nedenini sorduğumda şöyle dedi “Babamın bize sağ salim döndüğünü hayal ettim.” Sesi umut doluydu.
Elimi omzuna koydum ve “Allah’ın izniyle geri dönecek” dedim.
Bir hafta sonra, Enes iki gün okula gelmedi. Göğsümde derin bir korku belirdi. Annesi beni arayarak babasının cesedini bulduklarını söyledi. Enes, ölen babasını gördükten ve cenazesine katıldıktan sonra ciddi bir psikolojik travma yaşadı.
Ondan sonra, babası hakkında konuşurken sesi sık sık kırılırdı — sevdiği şeyler, Enes’in babasını hafızasında canlı tutmak için tutunduğu küçük detaylar hakkında.
2025 yılının Mayıs ortasına gelindiğinde, bulunduğumuz bölgeye uyarılar ulaştı ve eğitim çadırım bombalandı, bu da bizi bir kez daha batıya kaçmaya zorladı. Yerinden edilmeye rağmen, öğrencilerimi kontrol etmeye devam ettim ve Enes’in güvende olduğunu öğrendim.
Ancak, 2025 yılının Kasım ayı ortasında, bir başka “ateşkes”in üzerinden bir ay geçtikten sonra, Enes artık güvende değildi.
Arkadaşlarıyla oynarken, Enes bir soda kutusu gibi görünen bir nesne buldu. Onda bir tehlike görmedi, sadece bir oyuncak olduğunu düşündü. Küçük eliyle onu aldı ve bir anda her şey değişti.
Nesne patladı ve sağ elinin iki parmağı koptu.
İki hafta sonra, Enes’i Gazze’nin güneyinde tekrar gördüm. Yeniden bir araya gelmemiz farklıydı. Ona baktığımda, çadırımı, öğrencilerimi, onların hikâyelerini ve bir zamanlar paylaştığımız zayıf mutluluğu hatırladım, ama Enes artık aynı çocuk değildi. Ona ne olduğunu sorduğumda, bana sessizce anlattı. Neden o nesneyi aldığını sorduğumda, basitçe cevap verdi: “Oyuncak sandım”
Enes bana her gün eline bakıp parmaklarının sağlam ve zarar görmemiş olmasını dilediğini söyledi. Yazma yeteneğini kaybetti, çocukluğunun kalan azıcık parçalarını kaybetti ve dünyaya olan güvenini kaybetti. Şu anda ciddi bir psikolojik rahatsızlık çekiyor ve eğitimine devam etmeyi istemiyor. Gazze dışındakiler sözde ateşkesin acının sonunu getirdiğine inanmak isterken, Enes’e olanlar, silahlar susunca şiddetin sona ermediğini, küçük bedenlerde, travmatik anılarda ve parlak oyuncaklar olduğuna inanan küçük çocuklar için ölüm tuzağı haline gelen nesnelerde devam ettiğini gösteriyor.
*Ohood Nassar, 23 yaşında, Gazze Şeridi’nin kuzeyinden bir öğretmen ve yazar. Electronic Intifada, Prism, Institute for Palestine Studies ve The New Arab’a yazılar yazıyor. Genç Filistinli yazarların sesini duyurmak için başlatılan We Are Not Numbers projesinde eğitim görüyor. Mentoru Hannah Vincent’tı.





HABERE YORUM KAT