
İnsanların sabah-akşam, yaz-kış gördükleri bir tabiat fenomenidir bu. Gün batımında gece gündüzün içine girer, onu kaplar. Gün doğarken de gündüze giren gece kışla birlikte bir uzun olur. Geceye giren gündüz de yazın başlaması ile eskisinden daha uzun olur. İnsanlar bu harika tabiat olayı; gecenin gündüze girişini ve gündüzün geceye girişini her zaman görüyorlar. Ama sık sık görmekten ve artık alışmış olmaktan dolayı bunun arka planındaki yasanın titizliğini ve değişmezliğini unutuyorlar. Bu yasanın bir kez şaşırdığı ya da duraksadığı görülmüş değildir. Bu da şu koskoca evreni bu yasalar doğrultusunda yöneten ve her yaptığı yerinde olan ilahi güce tanıklık etmektedir.
İşte bu ayet, insanların farkına varmadan geçip gittikleri, ama her gün tekrarlanan bu evrensel olaya dikkatleri çekiyor. Amaç, insanların basiretlerini açmak, bir yandan gündüzü dürerken, bir yandan gece perdesini indiren ilahi kudretini bilinç planında algılamalarını sağlamaktır. İlahi kudret bu evrensel mucizeyi şaşırtıcı bir dikkat içinde şaşmadan değişmez bir süreklilik içinde gerçekleştirmektedir. Aynı şekilde, haksızlığa uğrayan ve kendisine yönelik saldırıyı bertaraf edenlere yönelik Allah’ın yardımı da, gecenin gündüze girdirilmesi ve gündüzün geceye girdirilmesi gibi her zaman için yürürlükte olan ve değiştirilmesi sözkonusu olmayan bir yasadır. Böylece yüce Allah zorbaların egemenliğini yokedip yerine adaletli olanların egemenliğini yerleştirir. Bu da diğeri gibi insanların farkında olmadıkları evrensel bir yasadır. Nitekim insanlar evrenin safhalarına serpiştirilmiş ilahi gücün kanıtlarının da farkına varmadan geçip gitmektedirler.
Bu da, yüce Allah’ın gerçeğin kendisi oluşu ile bağlantılıdır. Çünkü bu evrenin düzenine “gerçek” egemendir. Allah’dan başka her şey boştur, şaşırır, değişir ve süreklilik veya kalıcılık göstermez.
FİZİLALİL KUR’AN
Râzî’nin bu ayete ve ayetin bağlamına getirdiği açıklamalar temel olarak şu ana başlıklar altında özetlenebilir:
1. Ayetin Bağlamı ve "Bu, Böyledir" (Zâlike bi-enne...) İfadesinin Anlamı
Fahreddin er-Râzî, bu ifadenin bir önceki ayetlerde geçen "Allah'ın hakkın ta kendisi olduğu, batıl olan putların ise hiçbir şeye gücünün yetmediği" gerçeğini pekiştirdiğini belirtir.
Ayetin başındaki "Bu, böyledir" ifadesi; Allah Teâlâ’nın mutlak hakikat olması, mazlumlara yardım etmesi, dilediğini yapmaya muktedir olması ve O'nun dışındaki ilahların batıl olması durumunun mantıki ve ilmi temelini açıklar. Yani bu durum, Allah’ın evrendeki kusursuz icraatlarının ve sınırsız kudretinin bir sonucudur.
2. "Geceyi Gündüze, Gündüzü Geceye Sokması" (Yûlicu’l-leyle fî’n-nehâr...) İfadesinin Tefsiri
Ayetin kalbini oluşturan bu ifade, Râzî tarafından hem fiziksel/kozmik hem de mecazi/ilahî tasarruf boyutlarıyla ele alınır:
Zamanın Uzayıp Kısalması: Râzî, gece ve gündüzün birbirinin içine girmesinden maksadın; yılın farklı mevsimlerinde gece süresinden bir kısmın alınıp gündüze eklenmesi veya tam tersi şekilde gündüzün süresinden kısılarak gecenin uzatılması olduğunu ifade eder.
Kudret Delili: Kışın gecelerin uzayıp gündüzlerin kısalması, yazın ise bunun tam tersinin gerçekleşmesi insan iradesinin tamamen dışındadır. Bu kusursuz, aksaksız ve devri daim eden nizam, evreni idare eden Yaratıcı’nın tektanrılığının, eşsiz kudretinin ve iradesinin en büyük delillerindendir. Gece ile gündüzü birbirine tıknefes bir uyumla idame ettiren zat, ölüleri diriltmeye ve mazluma yardım etmeye de haydi haydi kadirdir.
3. Ayetin Sonundaki İlâhî İsimler: Semî ve Basîr
Ayetin sonunda Allah’ın Semî (her şeyi işiten) ve Basîr (her şeyi gören) sıfatlarıyla mühimmlenmesi, Râzî'ye göre şu hikmetlere dayanır:
Zulme Uğrayanlar İçin Teselli: Ayet, bir önceki konularda baskıya, zulme ve haksızlığa uğrayan müminlere gizli bir teselli ve vaattir. Geceyi ve gündüzü bu denli ince bir hesapla çeviren Allah, mazlumların dualarını da işitmekte (Semî), zalimlerin yaptıklarını ve mazlumların çektiklerini eksiksiz biçimde görmektedir (Basîr).
O halde O’nun ilmi ve duyarlılığı her şeyi kuşatmıştır; ne mazlumların ahı zayi olur ne de zalimler cezasız kalır.
Özetle; Tefsîr-i Kebîr'e göre Hac Suresi 61. ayet, sadece astronomik bir olaya (gece ve gündüzün döngüsüne) dikkat çekmekle kalmaz; bu kozmik nizamı delil göstererek Allah’ın mutlak kudretini, hak ile batıl mücadelesindeki kesin üstünlüğünü ve O'nun kullarının her halinden haberdar (Semî ve Basîr) olduğunu kalplere yerleştirir.
TEFSİRİ KEBİR

