Başörtüsü dini bir vecibe midir yoksa geleneksel bir aksesuar mı? -2

Başörtüsü dini bir vecibe midir yoksa geleneksel bir aksesuar mı? -2

Bu makale, İslami hükümlerin oluşum sürecini inceleyerek başörtüsüyle ilgili hukuki yükümlülük meselesini ele almaktadır.

Dr. Tesneem Alkiek / Yâqeen Institute
Çeviri: Barış Hoyraz – Haksöz Haber


2. Bölüm

Peygamber ve sahabelerin emsali

Bu noktada, bazıları hâlâ sadece ayete dayanarak daha fazla yorum payı olduğunu savunabilir. Bu durumda, İslam hukukundaki ikinci birincil kaynak metnimize, yani Peygamber’in ﷺ sünneti’ne başvururuz. Bir Kur’an ayetini anlamamızın en önemli yolu, Hz. Peygamber’in ﷺ yetkili emsali yoluyla olur; bu, sahabelerin eylemlerine verdiği zımni onayı da içerir. Aslında, Kur’an’daki sayısız ayet Sünnet’ten faydalanılarak anlaşılabilir. Örneğin, Müslüman kimliğimizin en temel göstergelerinden biri, günde beş vakit namaz kılma yükümlülüğümüzdür. Oysa Kur’an’ın hiçbir yerinde tam olarak bu sayıda namaz kılınmasına dair açık bir emir ya da her namazın ne zaman kılınması gerektiğine dair açık bir işaret bulunmamaktadır. Bu bilgiler bize Peygamberimiz ﷺ ve sahabeleri tarafından aktarılmıştır. Şeriatın gerekliliklerini açıklığa kavuştururken birden fazla kaynağın dikkate alınması gerektiği açık olduğundan, bu durum tarih boyunca ne Müslüman âlimler ne de sıradan Müslümanlar için bir sorun teşkil etmemiştir. Buna Kur’an’a, Sünnet’e ve âlimlerin üzerinde mutabık kaldıkları hususlara (yani icma) başvurmak da dâhildir.

Bunun bir örneği, Peygamberimiz’in ﷺ sahabelerinin, içkiyi yasaklayan Kur’an ayetlerinin indirilmesine nasıl tepki verdiklerini gösteren hadiste görülebilir. Bir rivayette Enes b. Mâlik, birkaç sahabeye şarap ikram ederken, birinin yanlarına gelip şarabın haram olduğunu duyurduğunu anlatır. Bunu duyan Enes, elindeki sürahinin içindekini hemen döker.9

Tüm sahabeler de onun izinden gitti; bunun üzerine Medine sokaklarının dökülen içkilerle dolduğu söylenir.10 Bu rivayetler, diğerleriyle birlikte, Kur’an’daki yasağa dair açık anlayışımızı teyit eder ve bu hükmü, hiçbir ihtilafa yer bırakmayacak şekilde açıklar. Benzer şekilde, kadınların örtünmesi emrini içeren Kur’an ayeti indiğinde, Ayşe şöyle rivayet etmiştir:

Allah adına yemin ederim ki, Ensar kadınlarından daha iyi ya da Allah’ın Kitabı’na bağlılıklarında onlardan daha güçlü başka bir kadın grubu görmedim! Nûr Sûresi’nde “ve humurlarını göğüslerine çekin” ayeti indiğinde, hepsi bel örtülerini yırttılar ve kendilerini onlarla örttüler.11

Bu rivayet, birçok nedenden ötürü son derece etkileyicidir. Öncelikle, onun rivayet ettiği binlerce diğer hadis gibi, bu hadisin de Ayşe (ra) tarafından rivayet edildiğini kabul etmek ve takdir etmek önemlidir. O, sadece Peygamberimiz’in ﷺ eşi değil, aynı zamanda dinimizin önde gelen hukuk âlimlerinden biriydi. Ayrıca, kadınların haklarını korumaktan ve kendi anladığı gerçeği savunmaktan asla çekinmeyen bir kadındı. Örtünme yükümlülüğüne yönelik yaygın bir eleştiri, bu emrin görünüşte yalnızca erkek âlimler tarafından yaygınlaştırıldığı yönündedir. Oysa bu emrin en güçlü delillerinden biri, tam da Ayşe’nin bu rivayetinden gelmektedir. Dahası, bu rivayette Peygamberimiz’in ﷺ çevresindeki kadınların bu ayete nasıl tepki verdiklerini öğreniyoruz. Ayşe, bedenlerini tamamen örtmek suretiyle emrin amaçlanan anlamını somutlaştıran bu kadınları, verdikleri anında tepki nedeniyle övmüştür. Bu rivayeti önemsiz olarak reddeden kişi, aynı zamanda bu ayeti hem yorumlama hem de uygulama konusunda kadın sahabelerin sesini ve iradesini de reddetmiş olur.

Giyim konusundaki tartışmalarda genellikle göz ardı edilen bir diğer husus da, görünüşte konuyla ilgisiz geleneklerin bize neler anlatabileceğidir. Burada, kadın sahabelerin örtünme yükümlülüğünü nasıl yerine getirdiklerini dolaylı olarak anlatan rivayetlerden bahsediyorum. Bu rivayetler, bu kadınların Kur’an’daki iffet emirlerini nasıl anladıklarının doğal sonucunu bize aktarıyor. Buna bir örnek, Hafsa bint Sirin’in rivayet ettiği hadistir; bu hadiste, genç, evlenmemiş kadınların ve adet gören kadınların kültürel olarak evde kalmaları gerektiği belirtilmektedir. Bir gün bir hanımefendi Hafsa’ya gelerek, yaralıların bakımına yardımcı olmak için kocasıyla birlikte altı savaşa katılan kız kardeşinden bahsetti. Bu kız kardeş, Hz. Peygamber’e ﷺ, “Dış giysisi (cilbab) olmayan bir kadının evde kalmasında bir sakınca var mı?” diye sormuştu. Başka bir deyişle, bazı kadınlar kendilerini örtmek için gerekli imkânlara sahip olmadıkları için yardım etmek üzere dışarı çıkamıyorlardı. Buna karşılık Hz. Peygamber ﷺ, o dönemdeki kültürel uygulamayı onaylamak yerine, ya da kendilerini örtemeyen kadınların evde kalmasına izin verip niyetleri karşılığında onlara sevap vaat etmek yerine, hatta mahremiyetlerinin korunması açısından evde kalmalarını teşvik etmek yerine şöyle dedi: “Arkadaşının cilbabıyla [yani, giysisini ödünç alarak] kendini örtmeli ve müminlerin hayır işlerine ve dini toplantılarına katılmalıdır.”12

Bu otantik rivayet, bir dizi dikkate değer çıkarım ortaya koymaktadır. Öncelikle, cilbab, yani tüm vücudu örten giysiler bağlamında örtünmenin ne kadar doğal kabul edildiğini görüyoruz — o kadar ki, kadın sahabeler bunu giymeden evlerinden çıkamayacaklarını biliyorlardı. Bu durum, Kur’an ayetinin, belirtilen istisnalar dışında tüm vücudun örtülmesi gerektiği şeklinde yorumlandığını bir kez daha teyit etmektedir. Dahası, bu hadis, örtünmenin amacına dair güçlü bir hatırlatmadır. Bu, kadın bedenini utandırmak ya da kadınları özel alana hapsetmek için bir araç değildi. Aksine, kadınları korumak ve toplumda aktif olarak yer almaları için güçlendirmek amacıyla atılmış bir adımdı; öyle ki, o dönemde İslam tarafından benimsenebilecek bir gelenek, kadınların katılımı lehine aktif olarak reddedilmişti.

Dipnotlar:

9. Sahih Müslim, Kitabü’l-Aşribah, Babu Tahremi’l-Hamr ve Bayanı’nna Takun Min Asirü’l-İnab ve Min el-Tamr ve el-Busr ve el-Zabib ve Gayrihâ Mimmâ Yuskir, no. 1980a, https://sunnah.com/muslim/36/5.

10. Sahih al-Buhari, Kitab al-Tafsir, “İman edenler ve salih ameller işleyenler için yediklerinde bir günah yoktur” başlıklı bölümden “Allah, iyilik edenleri sever” sözüne kadar, no. 4620, https://sunnah.com/bukhari/65/142.

11. Sahih el-Buhari, Kitab el-Tafsir, “wal-yaḍribna bi-khumurihinna ʿalá juyūbihinna” bölümü, no. 4758, https://sunnah.com/bukhari/65/280; Sunan Abī Dāwūd, kitāb al-libās, bāb fī qawlihi taʿālá “yudnīna ʿalayhinna min jalābībihinna,” no. 4100, https://sunnah.com/abudawud/34/81.

12. Sahih el-Buhari, Kitab el-Hac, Bab Takzi el-Haid el-Menasik Kullaha illâ el-Tavaf bi-el-Beyt, no. 1652, https://sunnah.com/bukhari/25/133; Sahih Muslim, Kitab-ı Salat-ı İdayn, Bab-ı Zikr-i İbahat-ı Huruç-ı Nisa-ı İdayn, no. 890c, https://sunnah.com/muslim/8/12.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir