1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Somali’de Kıtlık Yeni mi Aklınıza Geldi?
Somali’de Kıtlık Yeni mi Aklınıza Geldi?

Somali’de Kıtlık Yeni mi Aklınıza Geldi?

Somali'deki kıtlıkla ilgili BM'nin yaptığı çağrıyı Abdülkadir İnci, sitemiz okuyucuları için farklı bir pencereden değerlendirdi.

A+A-

Somali’de Kıtlık Yeni mi Aklınıza Geldi?

Abdülkadir İnci / Haksöz-Haber

Somali ve İslam dünyasının Afganistan ve Irak gibi çeşitli çatışma bölgeleri uzun zamandır dünya gündeminde çok yer bulmamaktadır. Arap dünyasında meydana gelen devasa ayaklanmalar ve siyasi krizler dolayısıyla bu savaş bölgelerine olan ilgi de oldukça azaldı. Arap devrimleri sürecinde dünya gündemini doğru analiz etmek bir yana yeterli düzeyde takip etmek bile oldukça zor hale geldi. Ancak son dönemlerde Somali ile alakalı ilginç gelişmeler meydana gelmektedir. Dünya gündeminin bir anda bu kadar değişmesi ve şüphe uyandıracak kadar Somali’ye odaklanması oldukça şaşırtıcı bir gelişmedir. Türkiye de dâhil bütün dünyada Somali için son 3 haftada adeta bir seferberlik başlatıldı.

Somali’de yaşanan sürecin ne olduğuna ve bu masum yardım kampanyasının arkasındaki gayelere göz atmadan önce Müslümanların gündemleri ile alakalı birkaç eleştiride bulunmak istiyorum. Öncelikle “Müslüman Müslümanın kardeşidir.” “Müslümanların işleriyle ilgilenmeyenler bizden değildir.” “Müslümanın derdi ile dertlenmeyen bizden değildir” gibi kişinin teslimiyetini din kardeşleriyle arasındaki hukuka riayet etmesine direk olarak bağlayan Nebi’nin ümmeti olarak Somali ya da diğer İslam beldelerine olan ilgi ve bağlılığımızın İslami motivasyonlar taşıması gerektiğini belirtmeliyiz. İslam dünyasının kanayan yaraları ile alakalı gündemin belirlenmesi ve kullanılacak literatürü tamamen bizler oluşturmalı ve bunu dünya gündemine sokacak asıl özne de biz olmalıyız. Somali, Afganistan, Irak, Yemen gibi direnişin yoğun olduğu bölgelerde direnenler ve işgal edenlerle alakalı haberlerin büyük bir kısmının Batı medyası tarafından üretilip bizim kimi İslami haber kaynaklarımızın da Batı dünyasının kendi dünya görüşüne ve gelecek stratejisine göre dizayn ettiği bu haberleri direk İngilizceden çevirip Müslümanların gündemine sokması tam anlamıyla bir faciadır. Uzun yıllardır Müslümanların gündeminde olması gereken ve her an bazı kardeşlerimizin Batı işgali ve açlıktan dolayı yaşamını yitirdiği Somali’nin sadece bir BM kararı (ya da operasyonu) ile gündemimize sokulması kesinlikle sorgulanmalıdır. 3 hafta önce herhangi bir haber bulamadığımız ve aslında bilinçaltlarında haber değeri bile taşımayan Somali’nin bir anda gündemimize sadece bir BM kararı ile bu derece radikal bir şekilde girmiş olması oldukça içler acısıdır. Dünyayı imar ve inşa etme göreviyle gönderilen en hayırlı ümmet kendi mahallesi ile alakalı olaylarda bile Batı dünyasının etkisinde kalmakta özellikle medya konusunda öznel olamamaktadır. İslami haber kaynaklarımızın bu konuda bir kez daha eleştiriye tabii tutulması ve özellikle de cihad ve mücadelenin devam ettiği bölgelerle alakalı Bağımsız İslami Medya konusunda cemaatlerimiz aktif rol ve sorumluluklar almalıdır.

 

Somali’de Neler Oluyor?

BM açıklamasıyla beraber gündemimize giren Somali’de 1991 yılında iktidardan düşen Batı destekli Muhammed Said Barre döneminden bu yana merkezî bir yönetim bulunmamaktadır. İslami inanışın oldukça etkili olduğu ülkede Müslümanlar yaşanan otorite boşluğunu doldurmak amacıyla lokal bazda çeşitli otoriteler ve mahkemeler kurmuşlardır. Somali’ye ait olan Ogaden’in Etiyopya tarafından işgal edilmesi (1993-1996) üzerine bu İslami cemaatler Ogaden cihadında etkin rol almış ancak ABD uçaklarının direnişçilere yönelik ağır bombardımanları sonucu Ogaden direnişi başarısızlığa uğramıştır. Ogaden savaşında öne çıkan ve Somali’deki İslamcıların büyük abisi olarak bilinen Hizbi İslami kurucusu Şeyh Tahir Üveys Somali’nin birçok kentinde İslami Mahkemelerin kurulmasında büyük roller oynamıştır. Bu süreçte Afgan Rus harbine katılan Somalili mücahidler de ülkeye dönmüş ve hem Ogaden savaşında hem de ülkedeki İslami davet çalışmalarında etkin rol oynamışlardır. 90’lı yıllarda Somali’de İhvan-ı Müslimin, Hizbi İslami ve El Kaide’nin öncülük ettiği Küresel Cihad hareketine bağlı 3 İslami hareket oldukça etkindir.

ABD’nin önce Hıristiyanların azınlıkta olduğu (%45) Etiyopya’da Müslümanlara karşı Hıristiyanları destekleyip onları iktidara getirmesi, daha sonra da Somali’ye ait Ogaden’i işgalinde bu ülkeye askeri, siyasi ve ekonomik destekte bulunması El Kaide yanlısı çevrelerde ciddi öfkeye neden olmuştur. ABD ile Küresel Cihad yanlıları arasındaki ilk çatışma Somali’de olmuştur. ABD’nin bu desteğinin intikamı Usame Bin Laden tarafından ülkeye gönderilen Ubeydullah Benşiri, Kur’an ve Kutubi Sitte hafızı din adamı Yusuf El Iyeyri ve Muhammed Atıf (Ebu Hafs El Mısri)’nin ülkede eğittiği İslamcılar tarafından Mogadişu çatışmasında alınmıştır.(1) Hollywood tarafından çevrilen “Kara Şahin Düştü” filmi bu çatışmadan ilham almıştır. Ülkeyi işgal eden ABD ve BM askerlerine Bin Laden taraftarları saldırmış ve sabaha kadar devam eden çatışmalarda kimi bağımsız kaynaklara göre 200 ABD askeri öldürülmüştür. Dönemin ABD Başkanı Clinton bir hafta sonra ülkeden askerlerini çekmek zorunda kalmıştır.(2)

Somali’den çekilen ABD ve Batı ülkede laik muhalefeti iş başına getirmiş ve ülke o zamandan bu yana devam eden iç çatışmalara terk edilmiştir. Ancak 2002 yılında ülkede etkinliğini oldukça artıran İslami hareketler güç birliği yapmış Küresel Cihad yanlıları, Hizbi İslami (lideri Şeyh Hasan Tahir Üveys) ve İhvan (desteklediği lider Şeyh Şerif Ahmed) İslam Mahkemeleri Birliği isimli İslami bir cephe oluşturmuşlardır.(3) İslam Mahkemeleri Birliği 2006’ya gelindiğinde tüm ülkede kontrolü ele geçirmiş, 15 yıldır kapalı olan havaalanlarını ve limanları kullanıma açmış ve ülkeye istikrar getirmiştir. Somali’nin İslamcıların eline geçmesi üzerine Batı 8 Aralık 2006’da Etiyopya aracılığıyla ülkeyi işgal etmiş, ABD bombardıman uçakları da bu savaşa bizzat iştirak etmiştir. İslam Mahkemeleri Birliği savaşçıları dağlara çekilmek zorunda kalmışlardır. İslam Mahkemelerinin direnişe devam kararı alması üzerine Batılı devletler İhvan’ın desteklediği Şeyh Şerif Ahmed ile Mayıs 2008’de Cibuti’de gizli anlaşma yaparak İslamcı muhalefeti bölmüşlerdir.(4)

Ülkede geçmişte İhvan-ı Müslimin hareketinin Somali’deki liderlerinden olan Şeyh Şerif Ahmed, ABD ile işbirliğine girdiği için halk desteğini kaybetmiştir. İhvan hareketi başta Şeyh Şerif’e destek vermiş hatta ünlü İslam âlimi Yusuf El Karadavi Genç Mücahidler ve Hizbi İslami’ye karşı Şeyh Şerif yönetimini desteklemiştir. Somali İslam Mahkemeleri Birliği ise Karadavi’ye karşı bir fetva yayınlamış ve fetvada şunlar belirtilmiştir: “Yusuf El Karadavi maalesef şartlarını bilmediği Somali hakkında buradaki kardeşlerini üzen bir açıklama yapmış ve ABD ile işbirliği yapan Şeyh Şerif yönetimini desteklemiştir. Oysa Somali uleması ile istişare yapması gerekliydi. Ayrıca vakıayı bilmeden fetva yayınlaması İslami usule uygun değildir. Mekke’nin yolunu en iyi Mekkeliler bilir. Ayrıca cihad hakkında cihad etmeyen âlimden fetva sorulmaz.” 

İhvan hareketi süreç içerisinde Şeyh Şerif’in ABD’den destek alması, Hıristiyan Afrika Birliği güçlerini Şebab’a karşı savaşmak üzere ülkeyi işgal etmeye davet etmesi üzerine Şeyh Şerif’e verdiği desteği geri çekmiştir. 2006 yılında Etiyopya işgaline karşı direnme kararı alan El Kaide destekli Genç Mücahidler Hareketi ve Somali’nin en eski İslami hareketi Hizbi İslami kısa sürede oldukça başarılı olmuş ve ülkenin büyük bir kısmını ele geçirmişlerdir.  Şeyh Şerif 2009 yılında El Kaide’nin ülkeyi ele geçireceği tehdidiyle Batı dünyasından Somali’yi açıkça işgal etmelerini talep etmiştir. Şeyh Şerif’in eskiden savaştığı Etiyopya ve Uganda’yı ülkeyi işgale daveti üzerine ilk başta 8 bin Hıristiyan Afrika Birliği gücü ülkeyi işgal etmiş daha sonra bu oran on binlere çıkarılmıştır.

Geçmiş yıllarda İstanbul da dâhil birçok ülke başkentinde ülkede İslam devleti kurmak isteyen Şebab Hareketine karşı savaşta Batı ile işbirliği yapan Şeyh Şerif hükümetine destek konferansları düzenlendi. Bu konferanslarda birçok ülke, El Kaide ile savaşması için Şeyh Şerif hükümetine askeri ve ekonomik destek sağladı. Türkiye de ülkedeki savaşta Şeyh Şerif’in yanında yer almıştır. ABD’nin Mogadişu Havaalanına büyük askeri uçaklarla büyük miktarda cephanelik gönderdiği bilinmektedir. Hillary Clinton Ağustos 2009’da Somali’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaretinde Şeyh Şerif’le görüşen Clinton ABD’nin radikal unsurlara karşı Şeyh Şerif yönetimini açıkça askeri ve ekonomik açıdan destekleyeceğini ilan etti.

 

Açlık ve Kıtlık İşgallerin Bir Gerekçesi Olamaz

Ayrıca ABD insansız uçakları Somali’de belirli aralıklarla operasyonlar düzenlemektedir. Başlangıçta Şeyh Şerif’e destek veren Somali İhvanı, bu desteği dolayısıyla ülkedeki tabanının %90’ını Şebab Hareketine kaptırdı. Somali’de devam eden çatışmanın ABD ve dünya düzeni için oldukça stratejik önemi vardır. BM ve Avrupa Somali’de aslında uzun yıllardır devam eden kıtlığı bahane ederek birkaç ayaklı bir planı uygulamaya koymuşlardır. On yıllardır açlık ve kargaşa içinde yaşayan Somali’de kıtlık ve yoksulluk zaten uzun bir süredir devam etmektedir. Ancak yakın zamanda BM Somali’de dünyanın en büyük açlık krizinin yaşandığını, halkın yollarda açlık ve susuzluktan dolayı yaşamını yitirdiğini açıkladı. Açıklamanın ardından bütün Avrupa gazetelerinin manşetlerine Somali’yi taşıması dikkatleri bir anda ülke üzerine çevirdi. Batı dünyasının BM eliyle Somali’yi gündeme taşımasının ardında aslında başka planlar olduğu iddia edilmektedir. BM’nin 1992’de Somali’yi yine açlık ve kıtlık bahanesiyle işgal ettiği unutulmamalıdır. BM 1992 yılında Somali’yi yine bu şekilde kriz bölgesi ilan etmiş, ardından büyük bir medya kampanyasıyla bu dram dünya gündemine taşınmış ve ülkedeki İslamcıların yardımlara izin vermediği bahane edilerek Somali “Umut Operasyonu” çerçevesinde işgal edilmiştir. Oyuncular değişir ama oyunlar genelde aynıdır. Somali’de de şu sıralar sahneye konulan planlar “Tarih tekerrürden ibarettir” sözünü bir kez daha haklı çıkarır niteliktedir.

Somali’de işgal güçlerine karşı savaşan iki İslami hareketten Genç Mücahidler Hareketi Somali’yi emperyalizme karşı yürütülen savaşta bir ön cephe olarak görmekte ve ülkenin aslında ABD’nin İslam’a karşı verdiği savaşta bir arena olduğunu iddia etmektedir. Şebab Hareketi küresel cihad hareketlerinin 30 yıllık askeri ve politik tecrübelerini de kullanarak ülkede kısa sürede en güçlü muhalefet haline gelmiş 2009 yılında yayınladığı bir bildiriyle de Usame Bin Laden’e biat ettiğini açıklamıştır. 2010 yılında Somali’de Batı destekli yönetime karşı savaşan Genç Mücahidler Hareketi ve Hizbul İslami bir bildiri yayınlayarak birleşme kararı almışlardır. Şu anda Somali’nin %85’lik kısmını Genç Mücahidler Hareketi yönetmektedir. Somali’de BM’nin ilan ettiği bu yardım kampanyasını ve ardından gelen medya kampanyasını tarihin nasihat edici olaylarından da yararlanarak okuduğumuzda aşağıdaki tespitlere ulaşırız. BM bu “yardım kampanyası”yla şunları hedeflemektedir:

1- Somali’de zaten uzun zamandır devam eden kıtlık ve açlık felaketini dünya gündemine sokarak ülkeye ilerde yapılacak muhtemel bir askeri işgale haklı ve insani bir zemin hazırlamak. 1992 yılında BM Somali’yi yine bir kıtlık açıklaması yaparak ve bölgedeki İslamcı grupların yardımların halka gitmesine müsaade etmediklerini iddia ederek Umut Operasyonu kapsamında işgal etmişti.

2- Ekonomik krizlerle boğuşan ve artık Küresel Cihad hareketiyle savaşta oluşan zarar ve masrafları ödemekte güçlük çeken ABD ve Avrupa (ABD geçen hafta tarihinin en büyük borç krizini yaşadı) Somali’de bir İslam devleti kurma mücadelesi verdiğini iddia eden Şebab Hareketine karşı mücadelede bölgedeki müttefiki Şeyh Şerif yönetimine artık daha fazla yardım yapamamaktadır. Kıtlık ve kuraklık bahanesiyle ülkeye giden yardımlar Şeyh Şerif yönetimine gönderilecek ve böylece çökmek üzere olan ve memurlarının maaşlarını bile ödeyemeyen Şerif yönetimine İslamcı yardım organizasyonları aracılığıyla destek ve taze kan sağlanacaktır. Örneğin “Kimse Yok mu Derneği” Türkiye’de Müslümanların verdiği zekâtları yakın zamanda Somali’de İslamcılarla savaşan Şeyh Şerif yönetimine dağıttı. Dernek yetkilileri Şeyh Şerif’le bir de fotoğraf çekmeyi ihmal etmediler.(5)

somali-sey-serif-ahmed-kimse-yok-mu.jpg

3- Şerif yönetimi Türkiye dâhil dünya ülkelerinden gelen yardımları Genç Mücahidler Hareketi kontrolündeki insanlara dağıtmayacak ve direnişçilere destek veren kişileri bu yardımlardan mahrum bırakacaktır. Şeyh Şerif yönetimi Somali’deki krizi imajını artırmak ve Şebab’a karşı mücadelesinde halkı yanına çekmek için kullanacaktır. Şerif yönetimi şu an yardımları sadece kendi bölgesindeki taraftarlarına dağıtmaktadır.

4- Yardım organizasyonları ve vakıfların Somali’de faaliyet göstermeleri için gerekli izinler ve formaliteler Şeyh Şerif yönetimi üzerinden yapılacak, bu şekilde aslında İslamcılara karşı savaşan bu yönetim hem devletler nezdinde, hem kamuoyu ve uluslararası güçler nezdinde hem de İslami kesimler nezdinde sahip olmadığı ve Şebab’a karşı ihtiyaç duyduğu meşruiyeti elde edecektir. Mesela Türkiye’de konu hakkında İslami basında dahi çıkan haberlerde Şeyh Şerif “Somali Cumhurbaşkanı” olarak tanımlanmaktadır.

5- Kıtlığın en büyük sorumlusu olarak ülkedeki Şebab Hareketi gösterilerek yardım kampanyası propaganda kampanyasına dönüştürülecektir.

6- Genç Mücahidler Hareketinin yardımları engellediği iddia edilerek muhtemelen ülkede bulunan ve çoğunluğu Uganda ve Etiyopya’ya bağlı Hıristiyan (AMİSOM) Afrika Birliği askerinin sayısı on binlerce artırılarak ülkede İslamcıların egemen olması engellenecektir.

Peki, Genç Mücahidler Hareketi yardımları neden engellemektedir? 2010 yılında yayınlanan bir habere göre BM Somali’de zehirli ve bozuk gıda dağıtımı yapmaktadır. İslamcı doktorların olayı fark etmesi üzerine Şebab BM yardımlarını durdurmuştur. Ayrıca Şebab yardım organizasyonu adı altında ülkeye CIA ajanlarının girdiğini ve misyonerlerin de ülkede faaliyet gösterdiklerini tespit etmiştir. 

 

Somali Neden Bu Kadar Önemlidir?

Somali’nin dünya ticaretinin en önemli güzergâhlarından biri sayılan Aden Körfezine kıyısı bulunmaktadır. Ülkedeki kargaşa dolayısıyla Batı ülkelerinden gelen ve denizleri kirletip Somali halkına ait balıkları çalan Avrupa gemilerine karşı bir tepki olarak doğan korsanlık faaliyetlerinin Aden Körfezini tehdit ettiği bilinmektedir. Avrupa’dan gelen balıkçılar hem Somali denizlerine zehirli atıklar boşaltmakta hem de Somali halkının geçim kaynağı olan balıkları çalmaktadırlar. Halk da merkezi yönetimi olmayan ülkede zenginliklerini bu gemilere saldırarak korumaktadır.

Aynı şekilde Yemen’in de Aden Körfezine kıyısı bulunmaktadır. Son dönemde Yemen’in Abyan bölgesinin tümünü ele geçiren El Kaide savaşçılarının stratejik liman şehri Aden’e de şu sıralarda taarruz yaptıkları şehrin dışında mevzilenen El Kaide birliklerinin şehri ele geçirmeleri durumunda Aden Körfezinin iki yakasında da çeşitli bölgelerin El Kaide tarafından ele geçirileceği bunun da dünya ekonomisine pahalıya mal olacağı tahminleri yapılmaktadır. Şebab Hareketinin Yemen’de devam eden çatışmalarda El Kaide’ye yakın zamanda ilk bölük olarak 90 savaşçı ve lojistik destek gönderdiği ve bu desteklerini sürdüreceğini açıklaması bölgede El Kaide projesinin başarılı olacağı korkularına yol açmaktadır.

Ayrıca bölgede Suudi Arabistan için tek ciddi muhalefet hareketi olan El Kaide’nin başarılı olması Yemen’e sınırı bulunan ve Somali’ye de oldukça yakın olan Suudi Arabistan’ı ve ABD’yi tedirgin ettiği bilinmektedir. Körfez ülkeleri bölgedeki Genç Mücahidler Hareketine karşı savaşmak üzere ismi sivillere ve cami yerlerine yönelik bombalamalarla meşhur olan ve El Kaide’nin  “İslami prensipler ve insani değerlerle uyuşmayan gayri meşru eylemler” olarak nitelediği bu sivil saldırılarda suçladığı Blackwater şirketi ile anlaşma yapmış ve 2 bin Somali askerini eğitmek için Şerif yönetimini finanse etme kararı almışlardır.

Yemen-Somali hattı ABD ve Avrupa’nın İslam dünyasında yürüttüğü işgallere Küresel Cihad hareketinin yeni karşı koyma merkezidir. Somali’de insani kriz uzun bir süredir devam ediyor ancak BM’nin bu ani kararı büyük bir planın insani ayağıdır. Bu anlamıyla ülkede yaşanan süreç tıpkı Darfur ve Güney Sudan olayı gibi bir İnsan hakları operasyonudur. Umarız yine insani krizi bahane ederek Güney Sudan’ı İslam ümmetinden koparan güçler Somali’de başarılı olamazlar.

DİPNOTLAR

(1) http://www.globalsecurity.org/security/profiles/black_hawk_down.htm

(2) http://www.history.army.mil/brochures/somalia/somalia.htm

(3) http://www.longwarjournal.org/archives/2007/01/the_rise_fall_of_som.php

(4) http://reliefweb.int/node/278885

(5) http://www.timeturk.com/tr/2011/07/31/somali-den-turkiye-halkina-tesekur.html

 

HABERE YORUM KAT

15 Yorum