1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Kur'an'ın Müslümandan İstediği Çevre Bilinci
Kuranın Müslümandan İstediği Çevre Bilinci

Kur'an'ın Müslümandan İstediği Çevre Bilinci

“O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi yeryüzünü imar etmede görevli kıldı.”

A+A-

İBRAHİM SEDİYANİ, İslam'da 'Çevre Bilinci' üzerine bir araştırma gerçekleştirmiş:

Alemlerin Râbbi olan Allâh, yeryüzünü imar etme görevini insana yüklediğini beyan etmektedir. Bu durum, yüce kitâbımız Qûr’ân-ı Kerîm’de şöyle ifade edilmektedir:

“O sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi yeryüzünü imar etmede görevli kıldı.” (1)

Âyet-i kerîmede geçen “isti’mar” kelimesini tefsir eden İslam âlimleri, biri “tekvinî”, biri de “teklifî” olmak üzere iki farklı yorum getirmişlerdir. Başını İbn-i Kesir’in çektiği ve âyeti birinci tefsir şekli olan tekvinî emre göre yorumlayan cenahın bakış açısına göre “isti’mar” vurgusu, Allâh’ın insanı dünyayı imar edecek şekilde yarattığını ifade ederken (2), başını İbn’ul- Cewzî’nin çektiği ve âyeti ikinci tefsir şekli olan teklifî emre göre yorumlayan cenaha göre ise “isti’mar” vurgusu, Allâh’ın insandan dünyayı imar etmesini istediğini ifade etmektedir. (3)

Hûd sûresindeki bu âyet-i kerîmeyi tekvinî emre göre tefsir eden müfessirler, âyeti “Allâh sizi, yeryüzünü imar ediciler yaptı” (4) şeklinde tefsir ederken, teklifî emre göre tefsir eden müfessirler ise, âyeti “Allâh yeryüzünü sizin imar etmenizi istedi” (5) biçiminde tefsir etmişlerdir.

Şunu bütün içtenliğimizle ve tamamen emin bir şekilde, gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki, bin beşyüz yıllık kutlu İslam tarihi boyunca, istisnasız bütün İslam ulemâsı hemfikir bir şekilde, yukarıda zikrettiğimiz âyet-i kerîmeye dayanarak, çevre bilincinin arttırılması, doğa ve bitki örtüsünün korunması, hayvanların ve çiçeklerin tıpkı insanlar gibi hukuklarının olduğunun kabul edilip onların yaşam ve gelişim haklarına saygı gösterilmesi, meskenlerin yapılması, su kanallarının açılması, ağaçlandırma çalışmaları gibi imar işlerinin topluma farz olduğunu söylemişlerdir. (6) İslam ulemâsı, insanın hem tabiî ve hem de ilahî bir görev olarak yeryüzünü imar etmesi gerektiğine işaret edip, velâkin bunu yaparken, tabiatı tahrib etmeden yapması gerektiğine dikkat çekmiş ve bu hassasiyetin “Müslüman ahlakı”nın bir özelliği olduğuna vurgu yapmışlardır. (7) Çevre bilincinin arttırılması ve bu yönde somut adımlar atılması, hem kültür ve sosyal dokumuzun bir gerekliliği, hem de bunu emreden İslam dîninin yüklediği bir sorumluluktur. (8)

İslam, “çevreci” bir dîndir. Qûr’ân-ı Kerîm’de, Rahmân Sûresi’nde şöyle buyurulmaktadır:

“Bitkiler ve ağaçlar (Allâh’a) secde ederler. Allâh göğü yükseltti ve dengeyi koydu. Sakın dengeyi bozmayın.” (9)

Bazı İslam müfessirleri, Rahmân Sûresi’ne “Çevre Sûresi” de demişlerdir; bu sûrenin bir adı da “Çevre Sûresi”dir. (10)

Ancak ne hazindir ki, İslam’da “çevre” konusu en çok önem verilen konuların başında gelmesine, Qûr’ân-ı Kerîm’de ve Resûl-i Ekrem (saw)’in hâdîs-i şerîflerinde ağaçlardan, bitkilerden, hayvanlardan, kuşlardan, akan sulardan defaatle bahsedilmesine, çevre hizmetinin teşvik edilmesine ve hatta emredilmesine rağmen, bu konu Müslümanlar tarafından bugüne kadar hep ihmal edilmiş ve arka plana atılmıştır. Bin beşyüz yıllık İslam tarihi boyunca, saltanat rejimlerinden ve saraydan yana kimliksiz bir duruş sergileyen ulemâ, daha çok ilmihal ve ferdî ibadetlerin ayrıntı hükmündeki ritüelleri üzerine kitaplar yazarken, saltanat rejimlerine karşı tewhidî ve inqılâbî bir kimlik sahibi duruş sergileyen ulemâ ise, yaşadıkları ve yaşanılan zorluklardan dolayı, daha çok İslam’ın kurtuluşçu ve özgürlükçü boyutunu işlemiş, Qûr’ân’ın direnişçi rûhunu işleyen eserler ortaya koymuşlardır. Öyle veya böyle, her iki kesim ulemâ da, İslam’ın en önemli konularının başında gelen “çevre bilinci” konusunu ihmal etmişlerdir.

Yazının Devamı... 

HABERE YORUM KAT

1 Yorum