1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Atilla Yayla: Koç Holding’in eleştirilmesi gereken bir başka tarafı da M. Kemal'i ilahlaştırmasıdır
Atilla Yayla: Koç Holding’in eleştirilmesi gereken bir başka tarafı da M. Kemal'i ilahlaştırmasıdır

Atilla Yayla: Koç Holding’in eleştirilmesi gereken bir başka tarafı da M. Kemal'i ilahlaştırmasıdır

"Kanaatimce Koç Holding’in daha ciddi biçimde eleştirilmesi gereken başka tarafları var. Bunların başında, resmî ideolojiye ve kişi kültüne sıkı sıkıya sarılan reklam ve kamusal temsil politikası gelmekte."

10 Haziran 2026 Çarşamba 18:19A+A-

Rahmi Koç’un ahlaksız ifadelerinden sonra gösterilen tepkileri ele alan Atilla Yayla bu çirkin fıkradan başka olarak Koç Holding’in daha ciddi biçimde eleştirilmesi gereken tarafları olduğunu söyledi.

Türkiye’de sahip olduğu sermaye ve gücünü resmî ideoloji ve kişi kültürün oluşması için sonuna kadar kullandığını ve bunun da somut olarak reklam ve kamusal temsil politikalarında görüldüğünü vurguladı. Yayla, Türkiye Gazetesi'ndeki yazısında; "Koç Holding, özellikle millî günlerde, Mustafa Kemal’i tarihsel bir lider olarak anmanın ötesine geçen, onu âdeta tarihin başlangıcı ve sonu gibi sunan, hatta yer yer insan olmaktan çıkartarak âdeta "ilahlaştıran" bir dil kullanmaktadır. Bu dil ne makul tarih anlayışıyla ne çoğulcu toplum fikriyle ne de serbest düşünceyle bağdaşır. Bir özel şirketin, modern ve çoğulcu bir toplumda, bu kadar yoğun bir resmî ideoloji dili üretmesi hayli tuhaftır!..” derken Koç Holding’in yıllardır sürdürdüğü abartılı, akıl ve mantık dışı, üstelik tarihi hakikatlere aykırı ve kişi kültünü derinleştiren resmî ideoloji reklamcılığına sivil ve fikrî eleştiri yöneltilmesine dikkat çekiyor.



Rahmi Koç’un fıkrası ve asıl mesele
Atilla Yayla / Türkiye Gazetesi

Rahmi Koç’un bir hastane açılışında anlattığı fıkra, Türkiye’de, haklı olarak, geniş bir tepki doğurdu. Fıkranın konusu, üslubu ve hedef aldığı kesim itibarıyla çirkin olduğu açıktır. Kürt kadınlarının hem etnik kimlikleri hem de kadınlıkları üzerinden alay konusu yapılması savunulamaz. Üstelik bunun bir hastane açılışında, hasta mahremiyetini ve hekim-hasta ilişkisini çağrıştıran bir ortamda yapılması, durumu daha da tatsız hâle getirmiştir. Etraftaki insanların bu fıkraya gülmesi de Türkiye’de seçkin çevrelerin bazı duyarlılık alanlarına ne kadar uzak kalabildiğini göstermesi bakımından ibret vericidir.

Bununla beraber, bu olaydan dolayı Rahmi Koç hakkında hukuki soruşturma açılması doğru olmaz. Her çirkin söz, her kaba şaka, her incitici ifade ceza hukukunun konusu hâline getirilirse ifade hürriyeti alanı daralır ve toplumda serbest tartışma zemini zayıflar. Bu tür sözlere verilecek en doğru cevap, toplumsal eleştiri, kınama, alay, boykot çağrısı veya ahlaki mahkûmiyettir. Nitekim bu olayda da toplumun farklı kesimlerinden ciddi tepkiler gelmiş, fıkra anlatımı eleştirilmiş, Rahmi Koç ağır bir kamuoyu baskısıyla yüzleşmiş ve özür dilemek zorunda kalmıştır. Bu, sivil toplumun verebileceği meşru ve etkili bir cevaptır.

Kuşku yok ki, bu fıkrayı Rahmi Koç değil, sıradan, tanınmayan ve onun kadar zengin olmayan biri anlatmış olsaydı muhtemelen aynı ölçüde gündem olmayacaktı. Tepkinin büyüklüğü, sadece fıkranın çirkinliğinden değil, Rahmi Koç’un Türkiye’nin en büyük sermaye gruplarından biri olan Koç Holding’in sembol ismi olmasından kaynaklanmaktadır. Bu anlaşılır bir durumdur; kamusal ağırlığı olan kişilerin sözleri daha fazla yankı uyandırır. Fakat yine de meseleyi bir fıkra üzerinden kişiyi ve kurumunu tamamen "çarmıha germeye dönüştürmek" isabetli tutum gibi görünmemektedir...

Kanaatimce Koç Holding’in daha ciddi biçimde eleştirilmesi gereken başka tarafları var. Bunların başında, resmî ideolojiye ve kişi kültüne sıkı sıkıya sarılan reklam ve kamusal temsil politikası gelmekte. Koç Holding, özellikle millî günlerde, Mustafa Kemal’i tarihsel bir lider olarak anmanın ötesine geçen, onu âdeta tarihin başlangıcı ve sonu gibi sunan, hatta yer yer insan olmaktan çıkartarak âdeta "ilahlaştıran" bir dil kullanmaktadır. Bu dil ne makul tarih anlayışıyla ne çoğulcu toplum fikriyle ne de serbest düşünceyle bağdaşır. Bir özel şirketin, modern ve çoğulcu bir toplumda, bu kadar yoğun bir resmî ideoloji dili üretmesi hayli tuhaftır!..

Bu tavrın en ilginç yanlarından biri de komik hatalara imza atmaktır. En iyi örnek, holdingin M. Kemal’in vefat tarihi olan 1938’in sekizini yan yatırarak sonsuzluk işaretine dönüştürdüğünü sanan reklamlarıdır. Bu, âdeta Koç Holding’in değişmez bir tarzı hâline geldi. Bir kişinin ölmediği ve “sonsuza kadar yaşadığı-yaşayacağı” ima edilecekse, sembolik ifade, doğum tarihi ile sonsuzluk işareti arasında kurulmalıdır. Oysa “1881-193∞” görseli, mantıken, 1930’lu yıllarda vuku bulmuş belirsiz bir ölüm tarihine işaret eder. Sonsuz hayatı değil tipografik bir garabeti çağrıştırır. Koca bir holdingin, reklam ajanslarının ve danışmanlarının bu basit sembolik tutarsızlığı fark etmemesi gerçekten şaşırtıcıdır.

Rahmi Koç’un fıkrası çirkindir, elbette eleştirilmeli ve kınanmalıdır. Fakat, ceza soruşturması açmak doğru yol değildir. Asıl yapılması gereken, hem bu tür ayrımcı, seçkinci, üstenci dile hem de Koç Holding’in yıllardır sürdürdüğü abartılı, akıl ve mantık sınırlarını zorlayan, birçok bakımdan tarihî hakikatlere aykırı ve kişi kültünü derinleştiren resmî ideoloji reklamcılığına sivil ve fikrî eleştiri yöneltmektir. Böyle bir eleştiri hem ifade hürriyetini korur hem de toplumun zihnini ve ahlaki duyarlılığını diri tutar.

HABERE YORUM KAT