

Batman’da Suriye Direnişine Destek Eylemi
Özgür-Der Batman Şubesi bugün (Pazar) Gülistan Caddesinde Suriye’de yaşanan katliamla ilgili bir basın açıklaması yaptı.
Giriş konuşmasını yapan Mehmet ŞAT; Ortadoğu’da yaşanan İslami direniş hareketlerinin sahiplenilmesi gerektiğini, yakın tarihte belki de en sahipsiz kalınan Suriye’deki kardeşlerimizin onurlu direnişine dualarımızla bile olsa yalnız bırakmamanın gerekliliğini vurgulayarak, mezhebi ve stratejik hesaplar bağlamında başta İran İslam Cumhuriyeti olmak üzere kimi Müslümanların zulme ve zalimlere karşı istenilen anlamda bir basiret gerçekleştiremedikleri incitici bir gerçekliğimiz olduğunu ifade etti. Daha sonra söz alan Mazlum-Der Başkanı Av. Murat ÇİÇEK aynı çerçevede duygusal bir konuşma yaptı. Dernek başkanı Bünyamin SEVİM’in okuduğu basın açıklamasından sonra Özgür-Der eski başkanı Ramazan ÇELİKAL’ın okuduğu dua ile Basın açıklaması sona erdi. Sık sık “ zalimler için yaşasın cehennem” “ Hama’ya Humus’a direnişe bin selam” “ Zulme karşı direneceğiz” vb. sloganlarla kesilen basın açıklamasına farklı siyasi parti temsilcileri, Bey-Der, Memur-Sen, Özgür Eğitim Sen, Mazlum-Der gibi farklı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı. Ayrıca Batman’da Suriye ile ilgili ilk açık alan basın açıklaması olarak yerel basının ilgisi dikkat çekti.






Basın açıklamasının tam metni:
DİRENEN SURİYELİ KARDEŞLERİMİZİN YANINDAYIZ!
Bir yılı aşkın süredir Ortadoğu halkları özgürlük ve adalet talepleriyle, on yıllardır üzerlerine çökmüş bulunan korkaklıktan silkinerek, bedel ödedikleri güçlü bir direniş göstermektedirler.Bu bereketli direnişler Rabbimizin yardımıyla Tunus’ta,Mısır’da,Libya’da başarıyla neticelendi.
Her gün meydanları dolduran Suriye halkının direnişi ise, Baas yönetiminin ağır silahlarla bastırmaya çalışması neticesinde binlerce şehit vererek ciddi kan kaybetmektedir.Muhaliflerin sızdırdığı görüntü ve videolardan anlaşıldığı kadarıyla, Suriyeli kardeşlerimiz ağır bir imtihanla karşı karşıya bulunmaktadırlar. Maalesef tarih tekerrür ediyor.Beşşar Esed, zorbalık ve katliam noktasında bundan tam otuz yıl önce Hama’da on binlerce Müslümanı katleden babası Hafız Esad’ın yolunda yürüdüğünü tüm dünyaya gösteriyor. Zalim Beşşar geçen seneden bu yana tüm dünyanın gözü önünde içinde çok sayıda çocuk ve kadının da olduğu 8000’den fazla insanı vahşi bir şekilde tanklarla,toplarla katletmeye devam ediyor.
Tüm bunların üstüne İran ve Lübnan Hizbullah’ının stratejik ve mezhebi bir takım hesaplarla Baas diktasının yanında tavır almaları, hepimizi derinden üzmekte ve Suriyeli müslüman kardeşlerimizi deyim yerindeyse kendi kaderleriyle başbaşa bırakarak iyice desteksiz kılmakta.Mezhepler, kavimler ve devletler üstü bir hassasiyetle ele almamız gerekliliğine inandığımız bu tür insanlık suçlarından yeri gelmişken yıldönümü olması hasebiyle ırkçı Ermeniler tarafından gerçekleştirilen Hocalı katliamını da lanetlemeyi ibadi bir sorumluluk olarak biliyoruz.
Gelinen süreçte emperyalizmin bölgede hesap yaptığını ve hatta bu konuda bir yarış içerisine girdiklerini görmemek körlüktür; Ama bölge diktalarını bu hesapların dışında göstermek ve bu hesaplardan ötürü halkın direnişini yaftalamak büyük bir basiretsizlik ve haksızlıktır. Müslümanlar olarak direnişle beraber hesaplar yaparak iştahı kabaran emperyalist devletlerin,NATO’nun müdahalesine de Baas diktasının kendisine de en yüksek perdeden tavır almak durumundayız.
“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” inancıyla yoğrulmuş bir gelenekten gelen ümmetin bir azası olan biz Batmanlı müslümanlar, aramıza çizilen sınırlara inat yaşanan vahşet ve katliamlara sessiz kalmayarak safımızı belli edeceğimizi ifade etmek isteriz.Hayatın akışı içerisinde bize dayatılan kapitalist dünyevileşmenin, modern tüketim hengamesinin bize asli görevlerimizi unutturduğu böyle bir zamanda burada Suriyeli kardeşlerimizin yanında olduğumuzu belirtmek şahitliğimizin gereğidir.
Türkiye’de de maalesef müslüman kesimlerce yeterince sahiplenilmeyen Suriye intifadası, her geçen gün omuzlarımıza bir sorumluluk ve vebal yüklemektedir. Bölgesel gündemler hiçbir zaman küresel sorunlara karşı göstermemiz gereken ibadi sorumluluklarımızı ertelememize neden olmamalı. Her sorun, yerel veya küresel, bizim için ayrı bir sorumluluğu beraberinde getirmektedir.Rabbimizin bize emrettiği üzere toplumsal şahitliğimizi ifa etmemiz, kıldığımız namaz ve tuttuğumuz oruç gibi üzerimize farzdır.Bu şahitliğimiz modern zamanlara ait olan ulus-devlet sınırlarıyla da zihnimize dayatılan ulusal topluluklarımızla da sınırlı olmamak zorunda.Öyle biliyor ve inanıyoruz ki yanı başımızda olup biten gelişmeler nasıl ki bizlere sorumluluk yüklemekteyse, müslümanlar için bir şey ifade etmeyen “ulusal sınırların” dışında da cereyan eden gelişmeler bizlere sorumluluk yüklemektedir
Bugün bu meydanda bulunma nedenimiz hiç kuşkusuz İslami kimliğimizin bize yüklemiş olduğu sosyal şahitliğimizin bir gereğidir. Rabbimiz olan Allah'ın bize yüklediği sorumluluk ve duyarlılıktan kaçınmadığımızın bir ifadesi olarak yaşanan katliamlara karşı sessiz kalmayacağımızı, Suriyeli kardeşlerimizin yanlarında olacağımızı bildirmek için toplandık. . Bu bilinç ve sorumlulukla Batman’dan Suriyeli kardeşlerimizi dualarımızla beraber selamlıyoruz.
ÖZGÜR-DER BATMAN ŞUBESİ
Tüm insani ve vicdani yüreklerin birleşip, hemhal olduğu bu zamana tanıklık eden BATMANLI kardeşlerimi, direnişlerini sembolize eden eylemlerini canı günülden kutluyorum. SELAM VE DUA İLE
Suriyede yaşanan elim hadisat karşısında susmak Müslüman sıfatıyla, Müslümanın adalet vasfıyla, ümmet şiarıyla asla bağdaşmadığı aşikardır. Belki bu tür eylemler, İbrahim'in atıldığı ateşi söndürmek için su taşıyan karıncanın emeği mesabesindedir, ancak en az onun kadar da Rabb katında değerlidir inancındayım. Ekseriyetin sahte bir "selamette" kalmak adına susmayı tercih ettiği bu konuda konuşmak, bunu bir eylemle taçlandırmak, mevzuya bu açıdan bakıldığında ayrıca önemlidir.
Kimileri şöyle diyebilirler -ki diyorlar-: "Bu eylemlerin Suriyedeki katliamı durdurmaya ne etkisi var?" Yapılan her işin dünyada konuyla ilgili olan herşeyle doğrudan ya da dolaylı olarak bir alakası ve onlar üzerinde bir etkisi vardır. Küçük gibi görünen bir çok amel, önceden hesap edilemeyen büyük sonuçlara katkı sunar hatta onları bizzat doğurur. Özellikle hadisata sebebler dairesinde müdahale eden Rabbimiz bunları vesile kılarak zalimleri cezalandırır. Bizim bu küçük çabalarımıza karşılık gaybi ve açık yardımlarıyla imdadımıza yetişir. Ve üstelik bu yaptıklarımız din gününde Rabbe sunulan bir mazeret olur inş.
Bu bağlamda Batman'da yapılan bu şahitlik, tevhidin sosyalleştirilmesi bağlamında mübarek bir eylemdir ve inşaallah sonuçları da bereketli olur.
Emeği geçen kardeşlerden Rabbim razı olsun.
Vesselam...
"Rabbimiz olan Allah'ın bize yüklediği sorumluluk ve duyarlılıktan kaçınmadığımızın bir ifadesi olarak yaşanan katliamlara karşı sessiz kalmayacağımızı, Suriyeli kardeşlerimizin yanlarında olacağımızı bildirmek için toplandık. . Bu bilinç ve sorumlulukla Batman’dan Suriyeli kardeşlerimizi dualarımızla beraber selamlıyoruz."
Bizlerde hem Suriyeli kardeşlerimizi hemde Batmanlı kardeşlerimizi selamlıyoruz.
Allah razı olsun...
Sadece kendi sıkıntılarına takılıp kalmayan ve diğer kardeşlerine de destek olan bir şuur veren elin takvasıdır ve gün olur yeşeren kardeşliklerle aynadaki kardeşinin de kendisine uzatacağı görecektir. Ama en önemlisi bu şahitlik ve ümmet bilincinin Allah indindeki karşılığıdır.
Batmanlı kardeşlerimi selamlarken Doğudan Batıya, Kuzeyden Güneye örnek olması için dualarımızla....
Rabbim şahitliğinizi kabul buyursun.
Allahu Teala hem Suriye'de zulme karşı direnen hem de direnen kardeşlerimize sahip çıkan Batmanlı kardeşlerimizin say'u amellerini kabul etsin.
Suriye'de Baas cuntası tarafından katledilmek istenen kardeşlerimize sahip çıkmak kararlılığı gösterenlere selam olsun.
1-Sosyal şahitlik sorumluluğumuz çerçevesinde Suriyeli kardeşlerimizin maruz kaldığı zulmü gündemleştirmek durumundayız. Bu Mümin olmanın bir gereğidir. Tercihe bağlı değildir, Rabbimizin yüklediği bir sorumluluktur.
2-Ve muhatap olduğumuz , bölgesel yerel sorunlar küresel sorunlarımızı gündemleştirmemiz önünde bir engel olarak görülmemelidir. Sorunlarımızı kategorileştirmemeli, gücümüz oranında gündemleştirmeliyiz.
Rabbim batmanlı kardeşlerimizin amellerini bereketlendirsin! Sesimizi kardeşlerimize ulaştırsın, dualarımızı kabul buyursun!
Ne kadar sığ, kıt, dar ve bağnaz bir yaklaşım bu!
Sanki! Küresel şer güçlerin İran'a saldırmasının önündeki en büyük engel Suriye!..
Kendine hayrı olmayan ve yüzbinlerce Müslümanın kanına giren Baas Faşizminin canı Cehennem'e...
Suriye Kürdistan'ında PKK tarafından vurulan Muhalifler de Müslüman, Humus ve diğer yerleşim birimlerinde Esad'ın çeteleri tarafından acımasızca katledilenler de Müslüman...
Kimse kalkıp İran'ı ve Lübnan Hizbullah'ını koruma refleksinin dışa vurumu olan ayak oyunlarıyla işi başka yere çekmesin...
Komplo teorileri üreterek Suriye direnişini karalama ve karartma operasyonları yürütenler bunun hesabını Allaha veremezler...
İslami İran'ın kutsal devletçi bataklığa sürüklendiği bir vasatta, siyasi gerçekliği Vahyi gerçeklikten üstün görenler, Ümmet, Vahdet ve Kardeşlik maskesi altına gizlenerek bizi daha fazla kandıramayacaklar...
Türkiye'deki Laik Kemalistlerin Mustafa Kemali kutsama ritüellerini görünce şiddetle lanetleyen Rahmetli İmam'ın varisleri, maalesef gelinen noktada aynı kutsama törenlerini İmamın arkasından yapmaya başlamışlarsa gidişatta sorun var demek ki!.....
İslam ümmeti İran ve Lübnan Hizbullahı'ndan ibaret değil...
Ümmet'i mezkur güçten ibaret görüp Suriye meselesiyle ilgili tutum ve tavır belirleyenler yanıldıklarını yakında görecekler...
Suriyeli kardeşlerimizin istikbalini ve istikrarını, sabıkalı senaryo üretme merkezlerine dönüşen odalarda emperyalist-siyonist blokun ajanı olarak etiketleyen Samirilerin insafına terkedecek değiliz...
Bununla birlikte Suriye'li kardeşlerimizin İnkılap ayaklanmasını desteklerken, Amerika ve İsrail'in stratejik hesaplarına da lanet okuyoruz...
Evet! Esadizm'e, F-Esadizm'e ve Sadizm'e hayır!..
Aynı şekilde Emperyalizm'e ve yerel taşeronlarına da hayır!..
Bu arada Amerika'nın ve İsrail'in can dostu Suriye-Baas-Esad diktası çıkarsa hiç şaşırmayın...
Bizden söylemesi!
İki grubun çatışmasında 2 kişi hayatını kaybederken, onlarca kişi de yaralandı..
Medyaya yansıyan bu haberden sonra şu soru kafamı kurcaladı...
Beşşar Esad'ın Lübnan'daki yandaşları acaba kim?
Doğrusu Beşşar Esad yandaşlarının kim olduğunu merak ediyorum...
Ümmeti İran ve Lübnan Hizbullah'ından ibaret gören Müslümanlar mı yoksa?
Her neyse! Onu geçelim!
Bu sabıkalı desteğin ve fanatizme varacak şekilde E-Sadist'liğin, İslami Kimliğin arkasına saklanarak yapılması kanıma dokunuyor...
İran\'ın çıkarlarını savunma ve Lübnan Hizbullahı'nın siyasi hesaplarının üstüne yatmanın Ümmet, Vahdet ve Kardeşlik'le bağlantısını kuramıyorum...
Niçin Ümmet denilince İran ve Hizbullah kalıbının dışına çıkanlar afaroz ediliyor...
Esad güçleri tarafından işkence edilerek vahşice katledilen bebekler Ümmetin neresinde?..
Humus sokaklarında parçalanan nesiller İslami Vahdet!in hangi köşesinde?
Baas güçlerince namusu kirletilen Müslüman kadınların Kardeşlik'le bağı ne?
Ümmet kavramını Mezhebileştiren, Politize eden, çıkara endeksleyen ve anlamını daraltan kesimler Ümmet'e pusu kuruyorlar...
Vahdet mefhumunun içini boşaltarak Mezhebi çıkarların ve Siyasi hesapların nesnesi kılıp ideolojik enstrümana dönüştürenler Vahdet'i kurşunluyorlar...
Kardeşlik konseptini, Dinleştirilen Mezhebi çizginin kurbanı kılanlar, Vahyi ve Nebevi Kardeşlik'i ağır taramalı kuşatmaya alıyorlar...
İran ve Hizbullah'ın ürettiği Ümmet Baas'ın neyine güveniyor?..
F-Esad'ı niçin bu kadar abartıyoruz Allah aşkına?
Suriye'nin gücü ve çapı ne ki, ısrarla şişiriliyor?
Haçlı Emperyalizm'ine ve Evrensel Siyonizm'e karşı İslam Ümmetini ve İran'ı Esad ve Baas'mı koruyacak?..
1967 yılında İsrail'e karşı 6 gün dayanamayan 3 Arap ülkesinden biri olan Suriye'yi boşuna bu kadar önemsiyoruz?
İsrail'in karşısında 2 günlük ömrü olan Suriye realitesi ortadayken, bize ne oluyor böyle?











