1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Amasya'da Hac İbadetinde Semboller ve Tevhid-Şirk İlişkisi Konuşuldu
Amasya'da Hac İbadetinde Semboller ve Tevhid-Şirk İlişkisi Konuşuldu

Amasya'da Hac İbadetinde Semboller ve Tevhid-Şirk İlişkisi Konuşuldu

Özgür-Der Amasya Temsilciliğinde “Hac İbadetinde Semboller ve Tevhid-Şirk İlişkisi” konusu işlendi.

A+A-

Özgür-Der Amasya Temsilcisi Mustafa Siel tarafından Cuma günü Temsilcilik Salonunda, Hac Suresi 30’dan 32’ye kadar olan Ayetler Işığında Hac İbadetinde Semboller ile Tevhit ve Şirk İlişkisi konusunda şunlar söylendi:

HAC SURESİ 30. AYET MEALİ; “İşte böyledir haccın mahiyeti, sözün özü şudur ki, kim Allah’ın şeairine (sembollerine) gerekli  tazimi - saygıyı gösterirse, bu durum Rabbi katında o kişi için hayırlı olur.

Daha önce okunanlar (leş, kan, domuz eti, dikili taşlar üzerine kesilenler) dışında olan enam (yenmesi helal olan hayvanlar) size helal kılındı. O halde uzak durun (civarına bile yaklaşmayın) şirke konu olacak nesne ve tasvirlerin (put, bayrak, heykel, anıt, yatır, türbe, dikili taş gibi) görünmeyen – soyut - manevi pisliklerinden, uzak durun ucu şirke kadar varan boş ve faydasız – batıl iddialardan - sözlerden.”

HURUMAT (ALLAH’IN HARAMLARI) VE HUDUDULLAH (ALLAH’IN SINIRLARI) KAVRAMLARI ARASINDEKİ ÖNEMLİ FARK

Hurumat (Allah’ın haramları) terimi, engellenme, mahrum olma anlamındaki harama kökünden gelip, Allah’ın dikey boyutla (kulla Allah arasındaki ibadet ilişkisi ile) alakalı sembolleri (Kabe gibi) ve sınırlarını (ihramlı avlanmamak gibi) ifade eden bir terim olup, şeair (semboller) terimi ile eş anlamlıdır.

Yatay boyutta (insanlar arası ilişkilerde) ise hududullah (Allah’ın sınırları) denen (haksız yere insan öldürmeme, zina ve hırsızlık yapmama gibi) sınırlar söz konusudur.

İnsanlar arasındaki ilişkiler deki her türlü sınır (hududullah) nasıl önemli ise, Yüce Allah’ın kendisine sembolik ibadetlerle ilgili olarak koyduğu her türlü sınırda (hurumat) o kadar önemlidir ve her iki alandaki sınırlarla ilgili olarak hassas olmak takvanın mutlak bir gereğidir.

SADECE ALLAH’IN SEMBOLLERİNE TAZİM GÖSTERİLEBİLİR

Hacla ilgili her türlü emir ve yasak, Allah’ın saygı gösterilmesi gereken şeairi (sembolleri) olup, bunlara gösterilen saygının dünyevi bir faydası değil ama, tıpkı kurban gibi Allah katında (manevi anlamda) Allah’a yakınlaşmaya faydası olması söz konusudur.

Yuazzimi kelimesi, tazim etmek, hürmet – saygı göstermek manalarına gelip, Türkçeye de tazim etmek (saygı duruşu gibi) göstermek olarak geçmiştir. Kabe gibi Allah’ın şearini (sembollerine) tazim etmek (saygı göstermek), Allah’a tazim etmek anlamına gelir.

Bir Müslüman Allah’ın Kur’anda bildirdiği şearinden (kabe, hac gibi sembollerinden) başka hiçbir şeye (bayrak, mezar, anıtmezar, yatır, türbe, taş, ağaç, heykel) tazim edemez (saygı gösteremez), çünkü bu tazimde şirk söz konusudur.

PUTUN PUT OLMASI İÇİN İLLE DE PUT DENMESİ GEREKMEZ

Evsan terimi arapça olup, Türkçe put manasındaki vesene kökünden gelir. 29.Ankebut Suresi 17 ve 25. ayetlerde, İbrahim (as)’ın kavminin vesenlere (evsen) ibadet ettiği, 21.Enbiya Suresi 52. ayette ise, bu kavmin putlarının temasil (temsili suretler - heykeller) olduğu anlatılmaktadır.

Yani gerek İbrahim (as)’ın kavmi, gerekse Mekke müşrikleri, putları ğaybi – ilahi varlıkların temsilleri (sembolleri, şeairi) olarak görüyor, asıl ibadeti ve tazimi putlara değil, putların temsil ettiği ğaybi – ilahi varlıklara yapıyorlardı. Nitekim bir devletin bayrağına yapılan tazim de, o bez parçasına değil, o devletin kendisine yapılır.

SEMBOLLERE TAZİM İLE KULLUK, TEVHİT VE ŞİRK İLİŞKİSİ

Günümüz Hristiyanları da kilisedeki resim ve temsili suretlere (ikon, put) değil, onların temsil ettikleri ğaybi – ilahi güçlere tazim ve ibadet ettiklerini iddia etmektedirler. Yüce Allah Hristiyanları bu yaptıklarından dolayı şirk koşmakla itham etmektedir.

Bu durumda bayrak, ulusal marş, devlet büyüğünün heykeli yada resmi, anıtkabiri  gibi bir takım sembollere (temasil, heykel, vesen, put, bayrak, sancak, flama vs.) tazim, o sembollerin arkasındaki dünyevi ve (belli belirsizde olsa) kutsal - ğaybi güçlere tazim ve ibadet, yani şirk anlamına gelmektedir.

Yine bir takım ağaçlara, taşlara, yatırlara, mezarlara tazimde, o nesnelerin arkasındaki ğaybi güce tazim ve ibadet, yani şirk anlamına gelmektedir.

Hülasa, Allah’ın sembolü olan Kabe’ye tazim tevhit eylemi iken, putlara, yatırlara, taşlara, türbelere ve anıtkabirlere tazim ise şirk eylemi olmaktadır.

HAC SURESİ 31. AYET MEALİ;  “Allah için, şirk koşmayan ve boş ve anlamsız - batıl olan her şeyden uzak duran ve bütün benliğiyle Allah’a yönelen kullar – hanifler  olunuz.

Şunu da bilin ki, sizin şirk koşmanızın Allah’a bir zararı olmaz, zararı sadece kendinize olur, üstelik bu zarar ahirette cehenneme girmeden önce, bu dünyada da olur, şöyle ki; Kim Allah’a şirk koşarsa, sanki o yüksekten düşüp parça parça olmuş, sonra kuşlar onun cesedinin parçalarından kapışıyorlar gibi olur.

Yada yüksekten düşmekte olan birisini, rüzgar geri gelmesi mümkün olmayan uzak bir ıssız adaya sürüklemiş ve kişi ıssızlarda kaybolup helak olmuş biri gibi olur.

ŞİRKİN UHREVİ VE DÜNYEVİ ZARARLARI

Şirk (Allah’a direkt yada dolaylı ortak yada ortaklar koşmak) tevhidin zıttı olup, ahiretteki cezası sonsuz cehennem azabıdır. Lakin şirkin dünyada da zararları söz konusudur. Önceki ayette geçen put ve yatırların (evsen) pisliğinden (rics) kasıt, maddi değil şirk pisliği anlamında manevi olup, şirk kirliliği insanın kişiliğini kirletir, hastalandırır, fıtratını tahrip eder.

Ayette geçen misallerdeki sema (gök) insanın tevhidi fıtratını temsil eder. Tevhidi bir iman ve İslam’a sahip olan kişi, (mecazen) bu gökte yükselir, yücelir ve Allah katına yükselir.

Şirk koşan kişi, adeta gökten yere düşüp parçalanır ve her parçasını birileri kapar. Şeytan, putlar, devletler, ulu önderler, liderler, şeyhler, hocalar kişinin bu parçalarını kapar ve beslenirler. Yani tevhit kişiyi manevi yönden beslerken şirk, kişinin maddi ve manevi varlığının şirk koşulan unsurlarca talan edilmesidir.

HAC SURESİ 32. AYET MEALİ;  “İşte böyle, sözün özü şudur ki kim Allah’ın (Kabe gibi) sembollerini büyükler, saygı gösterirse, bu tazim kalplerin takvasından kaynaklanır.”

KABE KUTSAL DEĞİL, ALLAH’IN ŞEARİNDENDİR (SEMBOLLERİNDENDİR)

Gerek Kabe gibi maddi şeair (semboller) olsun, gerekse hac yasakları gibi soyut şeair olsun, Allah’ın hurumatına tazimde, o sembol ve yasaklara değil, bizzat Allah’ın kendisine yapılan tazim manasına gelir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta, Allah’ın kendi tespit ettiği kabe gibi sembollerinde (şeair, hurumat) gaybi bir güç odağı – kutsal olarak algılanmamasıdır.  Kabenin taşları normal taşlar olduğu gibi, Kabe diğer binalar gibi normal bir binadır ve kutsal değildir (Zaten Allah’tan başka kutsal yoktur). Kabe’yi ayrıcalıklı kılan tek şey, Yüce Allah’ın Kabe’yi kendisinin ve tevhidin bir sembolü (şeairi) kılmış olmasıdır. Tıpkı bir devletin sıradan bir bezden olan bayrağı kendisinin sembolü (şeairi) yapması gibi.

Bu nedenle, eğer Kabe’de de (yatırlar gibi) ğaybi bir güç (kutsallık) vehmederek tazim yapılırsa, şirk söz konusu olur. Yani nasıl ki bir bez olan bayrağa gösterilen saygı bezden korkarak değil, devletten korkarak söz konusu oluyorsa; Kabe’ye gösterilen saygıda, Kabe’de gaybi bir güç (kutsallık) vehmederek değil, Allah’ı temsil ettiğinden dolayı, Kabe’den korkarak değil, Allah korkusu ile  olmalıdır.

KABE’NİN ŞİRKE VESİLE EDİLMESİ MÜMKÜN MÜ?

Nasıl ki bir puta yada bayrağa tazim eden, o put yada bayrağın arkasındaki ğaybi yada dünyevi güç odağının gazabından sakındığından (takva) tazim ediyorsa; Allah’ın sembollerine tazim edende, Kabe yada ihramlı avlanmamak gibi sembollerden değil, Allah’ın azabından sakınmaktadır kalben.

Yani gerçek tazim kalpte, düşünce ve duygu boyutunda olur, fiil ve tavır olarak yansıtılması yeterli değildir. Nitekim insanlardan çekinerek namaz kılan veya oruç tutan bir münafığın takvasından söz edilemez, düşünce ve duygu boyutların dada namaz ve oruç niyeti ve şuuru olması gerekir.

ANITLAR, YATIRLAR VE TÜRBELERE YÖNELİK ŞİRK İNANIŞ VE UYGULAMALARI

Aklı başında olan hiç kimse, bir bez parçası olan bayraktan korkarak tazim göstermez, o bayrağı sembol kabul edip tazim göstermeyene cezai müeyyideler uygulayan devletten korkarak tazim gösterir. Eğer biz Kabe’nin bizzat kendisinde ğaybi bir güç ve kutsallık vehmedersek, farkında olmaksızın Kabe’yi bir vesen (put) haline getirmiş ve şirk koşmuş oluruz.

Yüce Allah’ın bizzat Kur’anda kendi şeari (sembolü) olarak nitelediği Kabe’de ğaybi bir ve güç kutsallık vehmetmek onu put haline getirmek olunca, Yüce Allah’ın haklarında her hangi bir ayet indirmediği Anıtkabir, Mevlana, Eyüp Sultan, Hacı Bektaş ve bila istisna tüm türbe, mezar yada anıtlar ğaybi bir güç ve kutsallık vehmetmenin; buraları kutsallık vehmiyle ziyaret edip tavaf etmenin, buralarda tazimen ayakta durmanın (saygı duruşu), secde etmenin, buralarda kurban kesmenin şirk eylemi – ameli olacağı da çok açıktır.

HABERE YORUM KAT