1. HABERLER

  2. HABER

  3. RAPORLAR

  4. Yaygın din eğitimi hizmetlerinin eksiklikleri üzerine
Yaygın din eğitimi hizmetlerinin eksiklikleri üzerine

Yaygın din eğitimi hizmetlerinin eksiklikleri üzerine

Büşranur Özcan, Türkiye’de yaygın din eğitimi hizmetleri faydalarının yanı sıra düzeltilmesi gereken eksikliklerine dikkat çekiyor.

01 Kasım 2022 Salı 12:40A+A-

Büşranur Özcan / İlke Analiz

Türkiye’de yaygın din eğitimi hizmetleri

Yaygın din eğitimi, talepte bulunan her insana dinin mesajlarını, itikat esaslarını, ibadet usullerini, ahlak ilkelerini en güzel bir biçimde, bilimsel bir yöntemle, belirli ilke ve prensiplere bağlı kalarak öğretmeyi ifade eder.[1] Bu öğrenme biçimi süreli ya da süresiz yayınlarla, gayri resmi yollarla gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda yaygın din eğitiminin ana hedefi örgün eğitimin dışında kalmış kişilere ulaşmak ya da örgün eğitim alan bir bireyin ihtiyaç duyduğu eğitimi ona en ekonomik biçimde ulaştırabilmektir. Bu alanda özellikle okul öncesi çocukların dini değerler eğitimi, genç yetişkinlerin psiko-sosyal gelişimlerine yönelik eğitimler, kadına ve aileye yönelik eğitimler, cezaevleri, huzurevleri ve insanın olduğu daha birçok alanda verilen yaygın din eğitimi ve manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerine ihtiyaç duyulmaktadır.

Türkiye’de yaygın din eğitimi faaliyetleri Diyanet İşleri Başkanlığınca, Yaygın Din Eğitimi Daire Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Ancak 2010 yılında Resmî Gazete’de yayımlanan teşkilat kanununda, bu alana yönelik birçok yenilik getirilmiş ve kurumun yetki alanı genişletilmiştir. Yeni düzenlemeye göre (Madde 3) yaygın din eğitiminin kapsamı ve yöntemi şöyle açıklanmıştır:

1) Cami ve mescitleri ibadete açmak, yönetmek, ibadet ve irşat hizmetlerini yürütmek,

2) Cami ve mescit dışındaki yerlerde panel, konferans, seminer, sempozyum ve benzeri dinî programlar ile ilmî toplantılar düzenlemek,

3) Ceza infaz kurumu ve tutukevleri, çocuk ıslahevi, huzurevi, sağlık kuruluşları ve benzeri yerlerde bulunan vatandaşlara irşat hizmetleri götürmek ve

4) Radyo ve televizyon kurumları ile diğer yayın kuruluşları vasıtasıyla toplumu din konusunda aydınlatmak.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaygın din eğitimi alanında yaptığı çalışmalara bakıldığındaysa seminerler, çalıştaylar ve manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin ön plana çıktığı görülmektedir. Ancak Diyanet İşleri Başkanlığı dışında yaygın din eğitimi faaliyetlerini yürüten başka kurumlar ve kuruluşlar da mevcuttur. Millî Eğitim Bakanlığı ile yürütülen ortak çalışmalar ve sivil toplum kuruluşlarının da bu alanda yapmış olduğu çalışmalar mevcuttur. Yapılan çalışmalar genel olarak incelendiğinde sırasıyla en çok seminerler, rehberlik hizmetleri ve çalıştaylar yapıldığı göze çarpmaktadır. Yaygın din eğitimi hizmetlerinde ise ciddi dalgalanmalar olduğu göze çarpmaktadır.

Örneğin 2012 yılında yaygın eğitime katılım Türkiye genelinde %15,4 olarak gerçekleşirken, kentlerde bu oran %17,8, kırsalda %10,1 olarak gerçekleşmiştir. 2016’da ise örgün veya yaygın eğitim faaliyetlerine 18 yaş ve üstü erkeklerin %26,6’sı katılırken, kadınlarda katılım oranının %18,9 olarak gerçekleştiği belirlenmiştir. 2012-2016 yılları arasında yaygın din eğitimi incelendiğinde kurs sayısında dalgalı bir seyir ve katılımcı oranlarında sert bir düşüş görülmektedir. 2017’ye gelindiğinde 89.062 kursa karşılık, 5.362.403 kişi katılım sağlamış, hem kurs sayısında hem de katılımcı oranında ciddi bir artış yaşanmıştır. Fakat ne yazık ki bu alandaki veriler 2018 ve sonrası için mevcut değildir.

Tablo 1. Yaygın Din Eğitimi Kurs Sayıları ve Katılımcı Oranları (2012 – 2016)

YılKurs SayısıKatılımcı Oranları
201277,715%20,2
201372,321%8,4
201463,557%4,5
201571,127%4,7
201672,167%1,9
Kaynak: TÜİK

Yaygın Din Eğitimi Bağlamında Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri

Diyanet İşleri Başkanlığı, 2010 tarihinde yayınlanan 6002 sayılı kanun gereğince, sevgi evleri, huzurevleri, yurtlar, kadın sığınma evleri ve diğer sosyal hizmetler alanında manevi danışmanlık ve rehberlik faaliyetlerine ağırlık vermeye başladı. 80’li yıllardan itibaren bu çalışmalar yapılıyor olmasına rağmen 2001 ve sonrasında 2011 yılında imzalanan protokoller ile birlikte hizmet alanı genişletilen DİB, alanda daha etkin rol almaya başladı.

2012 yılında gerçekleştirilen ‘Yaygın Din Eğitimi Sempozyumu’, ‘Ceza İnfaz Kurumları Din Hizmetleri Rehberi’ ve 2014 yılında basılan ‘Cezaevlerinde Sıkça Sorulan Sorular’ kitabı alana dair eksikliklerin görülmesinde ve değerlendirilmesinde oldukça etkili oldu. Fakat yapılan çalışmaların ve hizmetlerin daha çok 2015 yılında kendini göstermeye başladı. Bu durumun personel yetersizliği, özlük haklarıyla ilgili yasal düzenlemeler, seviyeye uygun eğitim programlarının hazırlanması ve fiziki koşulların yetersizliği gibi sebeplerden kaynaklandığı düşünülebilir. Örneğin 2014’te sadece Ankara’da kadın cezaevleri için 76 kişilik görevlendirme yapıldığı belirtilmiştir.[2] Yine 2016 yılında sunulan ‘Din Hizmetleri Faaliyet Raporu’ndaki verilerin uyuşmamasına, raporların farklı zaman ve birimlerde değişik kişilerce hazırlanmış olması sebep gösterilmiştir. Bu da kurumun eleman ihtiyacı olduğunu gösteren bir başka durumdur. Bu alanda sağlıklı bilgi ve veriye ulaşmak da oldukça güçtür.[3] Diğer taraftan birçok araştırmada dini rehberlik alanındaki vaizlerin mesleki yetersizlikleri, fiziki şartlarının elverişsizliği, çalışma ortamı ve koşullardaki yetersizliğin din eğitimi faaliyetlerini olumsuz etkilediği belirtilmiştir.[4]

Manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri alanında yapılan önemli çalışmalardan biri de 2016 ve 2018 yıllarında gerçekleştirilen ‘Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Kongresi’ olmuştur. Bu kongre yapılan çalışmaların ve eksikliklerin görülmesinde önemli bir adım olmuşsa da beklenen atılımın gerçekleştiğini söylemek zordur. Bu alanda DİB’in gerçekleştirdiği bazı uygulamalar ve kampanyalar (ders, konser, Kur’an ziyafeti, özel gün ve gecelere dair program, seminer, sohbet, yarışma, ziyaret ve konferansların yanı sıra dini bilgiler yarışması ve umre ödülleri vb.)[5] mevcuttur. Bu anlamda DİB tarafından özellikle son 10 yıl içerisinde yürütülen hizmet alanının umut verici hızla genişlediği, manevi danışmanlık hizmetlerinden son derece olumlu geri dönüşler alındığı ifade edilmektedir.[6]

Okul Öncesi Dönem Yaygın Din Eğitimi Faaliyetleri

Yaygın din eğitimi alanında devam eden bir başka uygulama ise Kur’an kurslarındaki okul öncesi programıdır. Bu bağlamda Kur’an Kursları Öğretim Programı (4-6 Yaş Grubu)’nın uygulandığı kurslarda etkinlik ve verimliliği artırmak, alanda mevcut sorunları tanımlamak ve çözüm önerilerini istişare etmek amacıyla 11 Kasım 2021 tarihinde “Yaygın Din Eğitimi Bağlamında Okul Öncesi Dönem (4-6 Yaş) Din ve Değerler Eğitiminde Gelecek Perspektifi Çalıştayı” gerçekleştirilmiştir.[7] Okul öncesi dâhil ilkokul 4. sınıfa kadar herhangi bir din eğitiminin resmi olarak verilmediği düşünüldüğünde bu yaş aralığı büyük önem arz etmektedir. Bu, aynı zamanda bir öğrencinin 10-11 yaşlarına kadar -ailesinin bireysel çabası veya yaygın din eğitimi kursları hariç- örgün bir din eğitimi almadığı anlamına da gelmektedir. İlkokul 4. sınıftan lise son sınıfa kadar zorunlu olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi, adından da anlaşıldığı gibi bir din eğitimini değil; dini, bir kültür; ahlakı, bir bilgi olarak vermeyi hedeflemekte ve gençlerin dine dair yeni sorularına ve itirazlarına cevap verememektedir.[8] Dolayısıyla bu durum yaygın din hizmetlerine erken dönemde ihtiyaç ve talep olduğunu göstermektedir.

Aile ve Dinî Rehberlik Çalışmaları

Öte yandan din eğitimi ve öğretimi hayat boyu devam eden bir sorumluluktur. Dolayısıyla ilk din eğitiminin ailede başladığı düşünüldüğünde, aile özelinde çalışmak ve aile kurumuna önem vermek gerekir. 2013 yılının ocak ayında yayın hayatına başlayan ve 2018 yılında müstakil bir dergi olarak yayın hayatına devam eden ‘Diyanet Aile Dergisi’ ve ‘evliliğe ilk adım seminerleri’ bilinçli bir aile temelinin oluşmasında ve buna bağlı olarak bilinçli bireylerin oluşmasında katkı sağlamak amacıyla yürütülen çalışmalardır.

Özellikle Aile ve Dinî Rehberlik Büro/Merkezlerince konferans, panel, seminer vb. etkinliklerle sunulan hizmetlerin yanı sıra bölgesel sorunların çözümüne yönelik projeler de uygulanmaktadır. Ağrı’da “Şiddet Kaderim Değil” ve “Birlikte Yaşıyoruz Sorumluluklarımızın Farkındayız”, Bayburt’ta “Şiddet Çözüm Değil Yıkımdır”, Çorum’da “Kadına Şiddetin Önlenmesinde Değerlerin Rolü”, Diyarbakır’da “Anne Seninle Büyümek İstiyorum”, Elazığ’da “Yüzükler Ayrılmadan” ve “Ailemde Şiddet Değil Merhamet İstiyorum”, Karabük’te “Güvenli Aile Güçlü Gelecek”, Konya’da “Kişinin Özeline Saygı: Mahremiyet”, Muğla’da “Huzura Er Huzur Ver”, Ordu’da “Bağırsam Sesimi Duyar mısınız?” ve “Çocuklarımızı Koruyalım”, Şanlıurfa Viranşehir’de “Başlık Parası, Töre (Namus) Cinayetleri”, Van’da “Erdemli Kadından Erdemli Topluma” projeleri uygulanmıştır. Bu çalışmalar yüz yüze ve çevrimiçi uygulamalarla devam etmektedir.

Sonuç

Yaygın din eğitimi faaliyetlerini genel olarak değerlendirmek gerekirse, Türkiye’de 2022 itibariyle 383 ceza infaz kurumu, 145 kadın konuk evi ve 158 huzurevi bunun yanı sıra çok sayıda yurt ve hastane olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla dini rehberlik bağlamında hem sayı bakımından hem de insanların topluma kazandırılması açısından bu kurumlar özellikle önem arz etmektedir.  Ayrıca taşra teşkilatları bünyesinde Aile Rehberlik ve İrşat Büroları, cezaevi vaizliği, hastanelere ve yurtlara yönelik manevi rehberler ihdas edilse de yaygın din eğitimi açısından özellikle farklılık arz eden çocuklar, gençler, ihtiyarlar, hastalar, engelliler, kimsesizler, bağımlılar, mahkûmlar, mülteciler gibi muhatap kitlelerin her birine özgü pedagojik seviyede yaygın din eğitimi modellerinin ne yazık ki halen oluşturulamadığı görülmektedir.[9] Yaygın din eğitimi alanında yapılan çalışmalar artmış olsa da verilen eğitimler ve yapılan çalışmalar Türkiye nüfusu düşünüldüğünde yetersiz kalmaktadır. Yaygın din eğitimi faaliyetlerinin ihtiyaç haline gelmeden kişilere ulaştırılması, bu eğitimleri hayatın içine katarak ve hayata yayarak topluma ulaştırmak iyi bir çözüm olabilir. Bunun yanı sıra din eğitimini bıktırmadan seviyeye uygun ve ekonomik bir şekilde sunmak, yaygın din eğitiminin etkililiği ve verimliliği açısından faydalı olacaktır.

HABERE YORUM KAT

2 Yorum