
Vicdani Retçi Delice: Milliyetçi İmani Retçiyim!
“Buradan çıktığınızda kişiliğinizi, benliğinizi, onurunuzu, haysiyetinizi yitirmiş bir şekilde çıkacaksınız.”
Muhammed Serdar Delice, evli ve iki çocuk babası. Giresunlu milliyetçi-muhafazakâr bir ailenin çocuğu. Malatya 2. Ordu İstihkam Alayı Köprücü Taburu Köprücü Yüzücü Bölüğü'nde 5 aylık askerken, geçtiğimiz günlerde vicdani reddini açıkladı. Delice, dinî inancı nedeniyle vicdani reddini açıklayan ikinci kişi oldu. Ama onu diğerlerinden ayıran bir özelliği de milliyetçi bir siyasi kimliğe sahip olması.
Kendisiyle Etkin Haber Ajans'ın yaptığı röportajı iktibas ediyoruz:
Milliyetçi imani ret nedir? 5 aylık askerliği boyunca neler gördü. Vicdani reddini açıklamaya nasıl karar verdi? Delice'nin "yıllardır kandırıldık" dediği gerçekler ne?
Muhammed Serdar Delice, 5 aylık askerken dini inançları nedeniyle vicdani reddini açıkladı. "Milliyetçi imani retçiyim. O kamuflajı giymeyeceğim!" diyor. Bu sözlerle, alışık olunmayan bir noktadan geleneksel anlayışlara, Türk-İslam sentezine "içeriden" mütevazı bir gedik açtı. Hem milliyetçi hem dini inançlara sahip hem de vicdani retçi. Delice ile ezber bir kez daha bozuldu. Ordunun kutsal sayıldığı, "Peygamber ocağı" olarak adlandırıldığı bir toplumda, Muhammed Serdar Delice, Müslümanların vicdanla ikinci imtihanı olacak. Merak edilen bu sorunun peşine düştük. Askerliğe devam etmek istememesinin nedenlerini Delice'nin kendisinden dinledik. (Murat Selenoğlu / ETHA)
Vicdani ret, genellikle savaş karşıtlarına, anti militaristlere özgü bir eylem olarak bilinir. Ama siz ezberi Enver Aydemir'in ardından ikinci defa bozdunuz, dini inancınız nedeniyle vicdani reddinizi açıkladınız. İmani ret diyebilir miyiz?
İmani redden ziyade milliyetçi imani red diyebiliriz. Çünkü ben bir Türk milliyetçisiyim. Belki komik gelebilir insanlara. Ama insanlar senelerce bu şekildeyse yıllarca kendilerini kandırdılar. İşte, vatan, millet... Ben soruyorum, askerde olan bir insan gün sayıyorsa; vatanına milletine ağza alınmayacak laflar söyleyebiliyorsa, bunun nasıl bir milliyetçilik, nasıl bir vatan sevgisi olduğunu sizlere bırakıyorum.
ARTIK HAYATIM BİTTİ
Vicdani ret açıklamanızda "Kendimize hayali düşmanlar yarattık. Kürt kardeşlerimizi hedef aldık. Yıllarca bir takım yalanlarla kandırdık gençliğimizi" dediniz. Bununla ne demek istediniz?
Söylemekten gocunmuyorum; artık hayatım bitti zaten. Bu noktadan sonra birilerine ışık tutabiliyorsam ne mutlu bana. Önemli olan şu; Doğu'da bir yerde bir operasyon olacak. Mehmetçik gidecek vuracak, kıracak. Bir takım yerlerde kendisini gösterecek, birileri oturdukları yerden operasyon maaşı alacak, OHAL maaşı alacak.
SEN NESİN? BİR HİÇSİN!
"Şu anda maskeler düşmüştür. 5 aylık askerlik süresi, neyin ne olduğunu görmeme vesile olmuştur" diye söylemiştiniz. 5 aylık askerliğiniz boyunca neler gördünüz? Bu kararı vermenizde neler etkili oldu?
İlk başta kışladan içeri girersiniz, tepeden tırnağa aranırsınız. Sen bana güvenmiyorsan, beni neden askere alıyorsun? Cep telefonu yasak. Neden? Bilgi transferi olacağı için. Peki, benim bu ülke için tehlikeli olan bir bilgiyi bana vermiyorsun, velev ki vermiş olsan bile bana güvenmek zorundasın. Bana güvenmiyorsan yarın birgün benimle cepheye nasıl gideceksin, omuz omuza nasıl savaşacaksın? Ben vatan hainiysem, cephede düşman aramana gerek yok. Düşman senin kışlanda, yanı başında. Sen askerine tuvalet temizlettiriyorsan, çöp toplattırıyorsan, bulaşık yıkattırıyorsan, böyle askerlik olmaz. Muharip güç olarak kullanacağın askerin bulaşık yıkamamalı. Orda bir değerin yok, bir kıymetin yok. Sen nesin? Bir hiçsin. Askerin tanımı yapılır; Botla kep arasında sıkışan, palaskayla güçlendirilmiş yağ ve et tabakasıdır. Askerin tanımı budur. Orada gördüğüm değersizlik. Ben anamı, babamı, çoluk çocuğumu, yerimi, yurdumu, toprağımı terk edip geldim, bunun için mi diyorsun?
HALKI ASKERLİKTEN SOĞUTAN CEM YILMAZ'DIR
Müslüman bir orduda böyle bir şey düşünülebilir mi? Cami var, imamı yok. Kişinin birbirine saygısı ön plandadır. Kimse gelip sana küfür edemez, hakaret edemez. Öyle bir duruma geliyorsunuz ki, insancıl bir insan göreyim diye arıyorsunuz. Hasret kalıyorsunuz. Birisi insani bir kelime kullandığı zaman bir daha söyle diyorsunuz.
Cem Yılmaz her yerde açıkladı bunları. Cem Yılmaz'ın söylediklerini aklı selim bir şekilde düşündüğünüz zaman faciayı görüyorsunuz. Askerlikten soğutan kişi Cem Yılmaz'dır. Bunu ben değil de bir başkası söylese, yargılanır diyor. Doğru söylüyor. Askerlik öyle elinde silah, ne bileyim bazuka falan. Öyle bir şey değil. Kasatura ile tuvalet nöbeti tutuyorsunuz.
Tuvaleti temizliyor vatandaş. Subay giriyor, çıkıyor. "Buranın hali ne?" diyor. Sen yaptın diyemiyorsun. Çabuk temizle! Emredersiniz! İnsanlar topraklarını terk etmiş, mükafaatı bu mudur? Burada gazilikten, şehitlikten söz etmek mümkün müdür?
TSK BİR KONUDA HAKLI!
Sağlık sorunlarınızdan bahsetmiştiniz?
Bu ordu benimse, bana böyle davranan kim? Bana böyle davranabilir mi? Bana böyle davranıyorsa, ben neyim? Devamlı böyle sorguluyorsun bazı şeyleri. Bana güvenmiyorsa, benim burada bulunma amacım ne? TSK aslında bir konuda haklı. Bu iş gönüllülük esasına dayansa, kimse gitmez. Bülent Ersoy, çok doğru bir şey söyledi. Çocuğum olsa göndermem dedi. Anneler artık, Allah Allah diyerek göndermiyor çocuklarını.
Bu çelişkilerden doğan psikolojik rahatsızlıklar geçirdim. Halüsilasyonlar görüyorum. Rüyamda birileri talimat veriyor bana. Sıçrıyorum. Aman Allahım, içtimaya mı geç kaldım? Birisinden laf mı yiyeceğim? Kavram karmaşası yaşıyorsunuz. Gece kalkıyorum, bilinçsiz bir şekilde bir yerlere gidiyorum. Bir kendime geliyorum, tugay içtimadayım, alay içtimadayım. 14 nolu kulenin önündeyim. Ben ne yapıyorum burada?
BENİ HAPSE ATMAKTAN UTANMALISIN
Enver Aydemir'in vicdani reddine kendini İslamcı olarak tanımlayan çevreler, basın sessiz kaldı. Ordu hala "Peygamber ocağı" olarak kutsal mı sayılıyor?
"Peygamber ocağı" denmesinin sebebi sünneti seniyenin yaşanıyor olmasıdır. Eskiden orduda neler öğretilirmiş? Şimdi insanları hep tehditle, cezalarla dize getirmeye çalışıyorsunuz. Ben bu vatanın askeriysem beni hapse atmaktan, bana tutanak tutmaktan utanmalısın. Acemiliği 30 gün değil, 100 gün yap. Salatalık bile ne kadar sürede yetişiyor. Bir asker yetişmez 30 günde. Sonra hadi git. Şehitliğe dayandıracaksan, ne olduğunu anlat. Çanakkale savaşlarında şu söylenir: Ön siperde kurşun atarken, arka siperde Kuran okunuyordu. Allah Allah diye taarruza geçiyordu. Öyle bir inanç yok şimdi. Mesela mesai saatleri içerisinde namaz kılanlar askeri mahkemeye gönderilecektir diyor. Seni namaz kılıyor diye göndermiyor. Kılıfı da bulunmuş; emre itaatsizlikten gönderiyor.
DEVENİN NERESİ DOĞRU?
Peki, basın neden sessiz kalıyor?
Deveye demişler ki, neren eğri? O da "nerem doğru ki" demiş. Şu anda doğrultulması gereken o kadar çok şey var ki. O kadar çok yer var ki. Basın korkuyor bir takım şeylerden. Askeriyede bir Albay vasfını bırakın, bir başçavuş vasfında birinin yargılandığını duymadım. Hiçbir şey yapamazsa kendi askerini öldürüyor, sanal bir takım şeyler yaratıyor. Şu gün sanal düşmanlarımızı kafamızdan sildiğimizi düşünün? Bu insanlar nasıl revaçta olacak? Bu insanlara kim prim verecek, kim alkışlayacak?
MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANA YAPTIĞI ŞEHİTLİK DEĞİLDİR
"Kürt kardeşlerimizi hedef aldık" sözünüze geri dönmek istiyorum. Müslümanlar, Filistin'de yaşanan zulüm başta olmak üzere, Bosna'da, Çeçenistan'da ve Doğu Türkistan'da, Müslümanlara yönelik zulme tepki gösteriyor. Kürtler söz konusu olunca sessiz kalınıyor. Ama Kürtler de kendilerini Müslüman olarak tanımlıyor?
Peygamber efendimiz "Müslümanlar ölene kadar tenkit edilmeli, uyarılmalı" der. Devamlı düşünmeliyiz; yapılan ezayı, cefayı. Zulmü düşünmeliyiz. Şehitliğin, gaziliğin belli bir ölçüsü vardır. Müslüman ordularda, cihatlarda şehitlik mertebesi vardır. Müslümanın müslümana yaptığı bir şehitlik değildir. Biz neden böyle yapıyoruz? Nerede hata yapıyoruz? İnsanların artık şu "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyetinden kurtulması lazım.
GÖREVİMİ YAPIYORUM
Aileniz, çevreniz bu kararınızı nasıl karşıladı?
Milliyetçi, muhafazakar kökenden gelen birisinin ailesinin bu tarz bir olayı desteklemesini düşünemiyorum. Ailemden herhangi bir destek görmüyorum. Eşim bu konuya baştan karşı çıkıyor. Bunlarla uğraşmamı istemiyor. İnsan olarak, bir müslüman olarak ben görevimi yapıyorum. Haksızlık karşısında susan şeytandır. Ben şeytan değilim. Benim gücüm yetiyor, ben dilimle yapıyorum. Elimle gücüm yetse, elimle çeki düzen vereceğim bu düzene, çekeceğim, çevireceğim, şöyle yapacağım, böyle yapacağım. Dilimle karşı çıkıyorum. Yarın birgün beni kışlaya sokmaya çalışacaklar. Elimle karşı çıkacağım. Bana kamuflaj giy diyecekler, giymeyeceğim. Şu an firari görünüyorum ama kaçmayacağım.
ONLARIN NE YAPACAĞINI BİLİYORUM, ONLAR BENİ BİLMİYOR
Bir çok vicdani retçi, askerlik yapmama hakkını kullanacağını açıklamasının ardından aylarca tutuklu kaldı, işkenceler gördü. Bunları düşünüyor musunuz?
Bunları düşünmemek elde değil. Ama orda bir açıklama yaptım. Ben onların ne yapacağını biliyorum. Onlar benim ne yapacağımı bilmiyor. Allah yolu nedir? Hak yoludur. Hak nedir? Kişinin özlük hakları. Ben şimdi hakkımı arıyorum. İnsanlara örnek teşkil edebilecek bir olayı gerçekleştiriyorum. Beni götürecekler, hayali bir takım şeylerden yargılayacaklar. Emre itaatsizlikten, toplum önünde emre itaatsizlikte ısrar, firardan, belki vatana ihanetten yargılayacaklar. Burada bir haksızlık söz konusu. Bir takım şeylerden vazgeçmişim, Cem Yılmaz'ın tabiriyle "şalteri kapatmışım." Falaka ne bileyim disko cezaları. İnsanların şunu görmesi lazım. Benim nüfus cüzdanımda TC vatandaşı yazıyor, dini İslam yazıyor. Bir ulus devletiz. Adı üstünde Türkiye. Bir devlet kendi milletinden, kendi kanından, kendi canından olan bir vatandaşına neler yapabilecek, neler yapacak? Bunu kamuoyunun vicdanına bırakıyorum. İnsanlar bunu görecek.
DOĞRULARIMI BIRAKIRSAM YAŞAMANIN ANLAMI OLMAZ
Bana hayatını mahvettin diyorlar. Özgürlüğün olmadığı bir yerde yaşamak, zulmün içinde yaşamak zaten bitmektir. 10 ayda benim canım çıkmaz doğru. Kesinlikle kararlıyım, o kamuflajı giymeyeceğim, o hücrede kalmaya razıyım. Benim doğrularım var ve ben bu doğrular üzerinde yaşıyorum. Ben bu doğruları bir kenara bıraktığım zaman zaten yaşamamın bir anlamı kalmaz. Yanlış anlaşılmasın. İntihar ederim demiyorum. Buna inançlarım müsaade etmez.
HERKES KADERİYLE YÜZLEŞSİN
Askerlik çağındaki gençlere, askerlere bir mesajınız var mı?
Sağa sola çizikler atarak, şafak sayarak bu işi yapmayın. Eğer gün sayıyorsanız, eğer bunalıyorsanız; kendinize eziyet ızdırap etmeyin. Çünkü buradan çıktığınızda kişiliğinizi, benliğinizi, onurunuzu, haysiyetinizi yitirmiş bir şekilde çıkacaksınız. Özellikle asker kaçakları için bir şey söylemek istiyorum. Kaçmakla olmaz. Herkes kaderiyle yüzleşsin. Bir şey elde edemezler. Çok fazlalar. Kimse tutup da 500 bin kişiyi hapse atamaz. Tutup da yargılayamazlar. Bunları göze alsınlar ve biraz cesur olsunlar.
İLGİLİ HABER:

