Kolombiya'nın aşırı sağcı hükümeti İsraillilere vize muafiyeti getiriyor

Kolombiya'nın aşırı sağcı hükümeti İsraillilere vize muafiyeti getiriyor

Kolombiya'nın aşırı sağcı hükümeti, 1 Eylül'den itibaren işgalci İsrail ile karşılıklı vize muafiyeti uygulayacak. Bogota'nın Kudüs'te büyükelçilik açma ve Golan Tepeleri'nin işgalci İsrail'e ait olduğunu tanıma adımları, Petro döneminin Filistin yanlısı dış politikasından keskin bir kopuşa işaret ediyor.

Kolombiya ile işgalci İsrail, 1 Eylül'den itibaren birbirlerinin vatandaşlarına yönelik vize zorunluluğunu kaldırma kararı aldı. Karar, Kolombiya'da yeni göreve gelen aşırı sağcı Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella hükümetinin işgalci İsrail'e verdiği desteği artırdığı bir dönemde geldi.

İşgalci İsrail Dışişleri Bakanlığı, kararı perşembe günü İşgalci İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar ile Kolombiyalı mevkidaşı Omar Bula Escobar arasında gerçekleştirilen görüşmelerin ardından duyurdu.

Anlaşmayla Kolombiya, işgalci İsrail vatandaşlarının ülkeye girişini kolaylaştıracak. Karar, Gazze'deki soykırım ve işgal altındaki Batı Şeria'daki apartheid politikaları nedeniyle dünyanın birçok yerinde işgalci İsrail vatandaşlarına, aralarında halen görev yapan askerlerin de bulunduğu gruplara yönelik tepkilerin arttığı bir dönemde alındı.

Petro'nun Filistin yanlısı politikası tersine çevriliyor

Vize muafiyeti, Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella'nın selefi Gustavo Petro döneminde izlenen dış politikayı kısa sürede tersine çevirmesinin bir parçası olarak öne çıkıyor.

Petro, Mayıs 2024'te işgalci İsrail ile diplomatik ilişkileri kesmiş ve Gazze'ye yönelik saldırıları "soykırım" ve "insanlığa karşı suç" olarak nitelendirmişti. Petro hükümeti ayrıca işgalci İsrail ve yetkililerinin uluslararası hukuk önünde hesap vermesini hedefleyen girişimleri desteklemiş, Uluslararası Adalet Divanı'ndaki soykırım davasına da destek vermişti.

Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde ise işgalci İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında Gazze'deki savaş sırasında işlendiği belirtilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle yakalama kararı bulunuyor.

De la Espriella ise 7 Ağustos'ta göreve gelmesinin ardından tam tersi bir çizgi izlemeye başladı.

Kudüs'te büyükelçilik planı

Temmuz ayında işgalci İsrail Dışişleri Bakanı Sa'ar ile Kolombiya Dışişleri Bakanı Bula Escobar, Washington'da diplomatik ve ekonomik ilişkilerin yeniden kurulması, karşılıklı büyükelçi atanması ve ikili iş birliğinin genişletilmesini öngören bir yol haritası üzerinde anlaşmıştı.

Kolombiya'nın yeni yönetimi ayrıca Kudüs'te büyükelçilik açma planını duyurdu.

Bogota bununla da yetinmeyerek işgal altındaki Suriye toprağı Golan Tepeleri üzerindeki işgalci İsrail egemenliğini tanıdı. Böylece Kolombiya, ABD'nin ardından bölgenin ilhakını tanıyan ikinci ülke oldu.

İşgalci İsrail, 1967'de Golan Tepeleri'nin büyük bölümünü Suriye'den ele geçirmiş, 1981'de ise bölgeye kendi yasalarını dayatmıştı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 497 sayılı kararı ise bu adımı "geçersiz" ilan etmiş ve uluslararası hukuk bakımından hiçbir hüküm ifade etmediğini belirtmişti.

Kolombiya ayrıca Batı Sahra üzerindeki Fas egemenliğini tanıyarak Petro döneminde Sahra halkına verilen desteği terk etti ve işgalci İsrail ile ABD'nin dış politika öncelikleriyle aynı çizgiye geldi.

Bogota, işgalci İsrail'in bölgesel ortağı haline geliyor

Karşılıklı vize muafiyeti, Kudüs'te büyükelçilik açma planı ve işgal edilmiş toprakların ilhakının tanınması, de la Espriella hükümetinin iktidara gelmesinden sonraki kısa süre içerisinde Kolombiya'nın dış politikasında kapsamlı bir kırılma yaşandığını gösteriyor.

Bu adımlar, işgalci İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını sürdürdüğü ve işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim faaliyetlerini genişlettiği bir dönemde Kolombiya'yı Latin Amerika'daki en yakın siyasi ortaklarından biri konumuna taşıyor.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir