Netanyahu karşıtlığı da İsrail’in krizini aşamıyor

Netanyahu karşıtlığı da İsrail’in krizini aşamıyor

Abdullah Muradoğlu, İsrail seçimlerinde Netanyahu’nun hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamamasını, Siyonist sistemin derinleşen siyasi ve toplumsal krizinin bir parçası olarak değerlendiriyor.

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

Siyonist proje çöktü!

İsrail seçimleri beklendiği gibi sonuçlandı. Soykırımcı Netanyahu hükümet kurmak için gerekli 61 sandalyeye ulaşamadı. Tabii Netanyahu karşıtı Siyonist blok da kazanamadı. Seçimlerin beklenmeyen sonucuysa İsrail’deki Filistinli Arap partilerinin kazandıkları koltuk sayısı oldu. Arap partileri dahil olmak üzere Netanyahu karşıtı partiler İsrail Meclisi’nde çoğunluğu teşkil edecekler. Bu da Netanyahu için kötü haber. Meclis başkanlığına muhalefetten biri seçilebilir.

İsrail nüfusunun yüzde 20’sini teşkil eden Arapları temsil eden ve iki ayrı listeyle seçimlere giren partilerin desteği olmadan Gadi Eisenkot Bloku’nun hükümet kurma imkânı çok zayıf. Eisenkot Arap partileriyle işbirliği yapmayacağını ilân ederek bu yolu önceden kapatmıştı. Eisenkot tutumunu sürdürür ise Netanyahu yeni bir erken seçime kadar iktidarda kalacak ve her zaman yaptığı gibi muhalefeti parçalamaya çalışacak, savaşlar çıkarmaya devam edecek.

Amerikalı Siyonist milyarder Bill Ackman’ın seçimlerden Netanyahu’nun koalisyon ortaklarından Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smortrich’in içinde yer alacağı bir hükümetin çıkmaması gerektiğini duyurmuştu. Ackman, yönetiminde Ben-Gvir ve Smotrichin olmayacağı bir İsrail’in diplerde seyreden itibarını yeniden kazanacağını savunmuştu.

Seçimden hemen önce yine Amerikalı Siyonist milyarder ve “Dünya Yahudi Kongresi” başkanı Ronald Lauder de İsrail’de yayınlanan “Haaretz” gazetesine verdiği röportajda Ackman’dan daha açık davranarak Netanyahu’nun kazanmaması gerektiğini vurgulamıştı.

Uzun süredir Cumhuriyetçiler’e ve Trump’a bağış yapan Lauder, Netanyahu’nun çok yakın dostuydu. Amerikan Merkez Bankası(FED) Başkanı Kevin Warsh’ın kayınpederi olan Lauder röportajında Netanyahu’nun kişisel çıkarları için İsrail’i çöküşe götürdüğünü söylüyordu. Seçimlerde kime oy vereceğine ilişkin soruya ise “Oy kullanmazdım, çünkü sistemden derin bir tiksinti duyuyorum. Seçmek zorunda kalsam, Eisenkot’a oy verirdim” diye cevap veriyor.

İsrail’in Avrupa’yı, diğer yerleri ve Yahudi diasporasını kaybettiğini belirten Lauder ABD’de de durumun farklı olmadığını kaydederek, “Demokrat Parti’yi kaybettiniz ve Cumhuriyetçi Parti’yi de kaybediyorsunuz. Ve bunların hepsi kendi aptallığınız yüzünden. İsraillilere şunu söylemek istiyorum: ‘Yüzünüz kara! Hepinizin yüzü kara. Babalarınız ve dedeleriniz bu yer için savaştı, siz ise aptallığınız yüzünden onu kaybediyorsunuz. Hepsi bu” diyordu.

Lauder de Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir ile Maliye Bakanı Smotrich’in Netanyahu’nun bilgisi ve rızasıyla İsrail’i mahvettiğini söylüyor. Artık İsrail’e dönmeyi bile düşünmediğini söyleyen Lauder Tel Aviv ve diğer yerlerdeki ev ve mülklerini elden çıkarmış. Lauder’in açıklamaları bölgenin kalbine hançer gibi sokulan Siyonizm projesinin çöktüğünü gösteriyor.

Son üç yılda İsrail’den 300 bin kişi kaçmış. İsrail’de yapılan anketler Netanyahu’nun yeniden iktidara gelmesi durumunda göç edenlerin sayısının daha da artacağını gösteriyor. Bu anketlere göre ülkenin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan bir kesim İsrail’den göç etmek istiyor. Kudüs İbrani Üniversitesi’nin Ekim ayı başlarında yaptığı bir ankete göreyse çocuklarının kendilerinden daha iyi bir gerçeklikte yaşayacağına İsraillilerin oranı Yüzde 25’in altında.

ABD’de yayınlanan “Foreign Policy” dergisinde 26 Ekim’de Giovanni Legorano tarafından kaleme alınan “Netanyahu’nun Zaferi Kitlesel Göç Anlamına Gelebilir mi? İsrailli seçmenlerin neredeyse beşte biri şimdiden ülkeyi terk etmeyi düşünüyor” başlıklı yazıda göç etmeye hazırlanan İsraillilerin Avrupa’da mülk satın almaya başladıkları belirtiliyor.

Makale İsrail’deki seçim sonuçlarının ve artan siyasi kutuplaşmanın ülkeden büyük bir beyin göçünü tetikleme riskini irdeliyordu. Göç etmeyi düşünen veya ülkeden ayrılan bu kesim daha çok mühendisler, bilim insanları, doktorlar ve ileri teknoloji girişimcileri gibi İsrail ekonomisini ayakta tutan eğitimli, seküler ve orta sınıf profesyonellerden oluşuyor.

İsrail’in en nitelikli iş gücündeki göç sebebiyle yaşanacak kayıpların ekonomiyi bir hayli zayıflatacağı, geride kalanlarıysa daha yüksek vergiler ve askerî yüklerle karşı karşıya getireceği belirtiliyor. Beyin göçünün iç siyasi dengeyi bozacağı, muhalefet güçlerini zayıflatacağı ve böylece daha fazla kişinin kaçmasına yol açabileceği kaydediliyor.

Lauder ve Ackman gibi Amerika’daki İsrail Lobisi’nin önde gelen isimlerinin açıklamalarından anlaşıldığı gibi İsrail kendi kendini gerçekleştiren bir yıkım kehanetine doğru ilerliyor. Bütün bunlar kötülüğün vücut bulmuş hali olan soykırımcı Siyonist projenin çöktüğünün resmidir.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir