
Gökten suyun inmesi, ardından bir gecede yerin yemyeşil görünmesi, sürekli yaşanan, pratikte görülen bir olaydır. Fakat alışkanlık bu olayın büyüklüğünü gölgelemektedir. İnsanın algılama yeteneği açılınca, duyguları uyanınca yeryüzünde gerçekleşen bu sahne insanın gönlünde değişik duygular uyandırır. İnsan kalbi, bazen kara toprağın bağrından henüz çıkmış, küçücük bir bitki fidanına baktığı zaman onun yeşilliğini ve tazeliğini bu çekici ve göz alıcı varlığa büyük bir aldırmazlıkla gülümseyen ve neşesinden nerdeyse nur fışkıracak olan küçük çocuklara benzediğini hisseder.
Bu olayı bu şekilde algılayan birisi şu değerlendirme cümlesinde ne demek istendiğini de kavrayabilir.
“Hiç kuşkusuz Allah latiftir ve her şeyden haberdardır.”
Bu ifadedeki latifliği, derinliği, bu duyarlığın çeşitli boyutlarını, bu sahnenin gerçekliğini ve tabiatını kavrayabilir. Gerçekten de bu sessiz ve yumuşak yeşerme; şu küçücük bitkinin toprağın bağrından sessizce ve yumuşakça yeşermesi, ilahi lütfun somut göstergesidir. Çünkü bu bitkicik son derece zayıf, cılız ve güçsüzdür. Onu havaya doğru çeken, yerin cazibesinden, toprağın ağırlığından kurtarıp şefkatle yukarıya doğru yükselten ilahi kudrettir. Suyun belli bir ölçü içinde, uygun bir zamanda ve ihtiyaç duyulduğu kadar inmesi olayındaki planlama ilahi bilginin eseridir. Suyun toprak tarafından emilmesi, canlı bitki hücrelerinin suyu emip, ışığa, havaya doğru yükselmeleri de ilahi bilginin kontrolünde gerçekleşmektedir.
Bu ayette Allah'ın gökten yağmur indirip yeryüzünü yeşertme gücüne sahip olduğu söylenmektedir. Fakat ayetin daha derin ve gizli bir anlamı da vardır. Bu da, bereketli vahy yağmurunun, yakın gelecekte, Arabistan'ın kısır toprağını bir bilgi ve ahlâk yuvası haline getireceği, büyük ve adil bir medeniyet ortaya çıkaracağı gerçeğidir.
FİZİLALİL KUR’AN
İmam Fahreddin er-Râzî bu ayeti şu başlıklar altında ele almaktadır:
1- Râzî, Hac Suresi'nin bu bölümünde (özellikle 61-64. ayetlerde) Allah Teâlâ’nın mutlak ulûhiyetine, kudretine ve tevhidine dikkat çekildiğini belirtir.
Hac Suresi 63. ayeti bu hakikatin arkasından pratik bir delil sunar: Ölü ve kuru toprağın, gökten indirilen suyla nasıl canlandığı, o cansız topraktan rengârenk bitkilerin ve yeşilliklerin çıkarılması, Hak olan Allah’ın hem kâinattaki hayatı yaratmaya hem de ahirette öldükten sonra insanları yeniden diriltmeye kadir olduğunun en büyük kanıtıdır.
2. "Görmedin mi?" (E lem tera) İfadesinin Anlamı
Ayetin başındaki bu hitap, sadece gözle yapılan fiziksel bir görmeye değil, "kalp gözüyle idrak etmeye, ibret nazarıyla bakmaya ve düşünmeye" delalet eder. Râzî’ye göre Kur’an’da bu tarz ifadeler, insanın dikkatini kâinattaki düzene çekerek aklını kullanmasını ve eseri görüp eseri yaratanı bulmasını amaçlar.
3- Ölü Toprağın Canlanması (Yeryüzünün Yemyeşil Olması)
Allah Teâlâ göklerden (bulutlardan) su indirir; bu su toprağın derinliklerine işler ve yeryüzü aniden canlanıp yemyeşil bir örtüye bürünür. Tefsir-i Kebir'de bu durum, Allah’ın ölüleri diriltme kudretine apaçık bir misal olarak verilir. Kuru ve yapısız görünen bir topraktan binbir çeşit bitkinin, çiçeğin ve rızkın çıkarılması, O'nun yaratmadaki eşsiz sanatını ve hikmetini gösterir.
4- Ayetin sonunda Allah’ın Latîf ve Habîr isimlerinin zikredilmesi derin manalar taşır:
El-Latîf: Fahreddin er-Râzî, Latîf isminin iki temel veçhesine dikkat çeker:
İlmi ve lütfuyla en ince, en gizli ve gözle görülmeyen detaylara nüfuz eden: Allah Teâlâ, toprağın katmanları arasına sızan suyun hareketini, orada gizlenen küçük tohumların hangi noktadan nasıl çatlayacağını, bitkinin damarlarındaki suyu yürüten en ince mekanizmaları bilir ve idare eder. İnsan aklının ve gözünün erişemeyeceği kadar ince ve latif işler yapar.
Yeryüzündeki milyarlarca canlıyı hiç zorlanmadan, en ince lütuflarla rızıklandırması bu ismin tecellisidir.
El-Habîr: Her şeyin iç yüzünden, gizlisinden açıkçasından tam anlamıyla haberdar olan demektir. Allah, tohumun toprağın altındaki halini, suyun nereye ulaştığını, hangi bitkinin neye ihtiyacı olduğunu eksiksiz bilir. Hiçbir şey O’nun ilminin ve haberinin dışına çıkamaz.
Özetle Tefsir-i Kebir'in Vurgusu
Tefsir-i Kebir'e göre bu ayet, insanlara tevhid inancını ve haşri (öldükten sonra dirilişi) tabiat üzerinden anlatır. Gökten indirilen suyla ölü toprağa can veren lütuf sahibi Yaratıcı (Latîf ve Habîr olan Allah), insanları da toprak olduktan sonra aynı hikmetle yeniden diriltmeye muktedirdir. Müşriklerin ve inkârcıların iddialarının aksine, kâinattaki her bir damla su ve yeşeren her yaprak, Allah’ın ilminin, lütfunun ve kudretinin kesintisiz olarak işlediğini göstermektedir.
TEFSİRİ KEBİR

