Ey insanlar, size bir misal verildi. Dinleyin onu: Sizin, Allah´tan başka taptıklarınız tek bir sinek dahi yaratamazlar. Hatta bir araya gelip yardımlaşsalar bile. Şayet sinek onlardan birşey kapacak olsa, bunu ondan kurtaramazlar. Heyhat! İsteyen de âciz, istenen de! Hacc/73
Ey insanlar size bir misal verildi. Allah’ı bırakıp ta tapındıklarınız bir araya gelseler bir sinek bile yaratamazlar.
Eğer sinek onlardan bir şey koparsa; meselâ milyonlarca insanın tapındığı bir put bir kuşun üzerine pislemesine bile engel olamıyor. Veya milyonlarca askeri olan bir tanrı kral bir sineğin kendisinden alıp kaçtığı bir damla kanı bile geri alamaz. Tüm ordularını toplayıp üzerine gönderse yapabileceği bir şey yoktur. İşte şirk mantığı. Kendini bile korumaktan âciz, kullarının korumasına muhtaç putlara tapınıyorlar zavallılar. Müşrikler tarih boyunca böyledir. Onların aklını, mantığını, gerçekten anlamak mümkün değildir. Zaten akılları, mantıkları olsaydı bu adamlar müslüman olurlardı. Be beyinsiz adamlar! Eğer bu put kendi kendini korumaktan âcizse niye ona tapınıyorsunuz?
Sinek küçücük zayıf bir yaratıktır: Ama bu düzmece tanrılar, biraraya gelseler birbirleriyle yardımlaşsalar bile bir sinek yaratamazılar.
Bir sineği yaratmak, bir fiil, bir deve yaratmak gibi imkânsızdır. Çünkü sinek de o esrarengiz sırrı, hayat sırrını içermektedir. Bu bakımdan sineğin yaratılışının imkânsızlığı devenin ya da filin yaratılışının imkânsızlığı ile eşittir. Kur’anın olağanüstü ifade tarzı örnek olarak küçücük, zayıf sineği seçiyor. Çünkü bir sineği yaratamamanın verdiği eziklik, bir deveyi ya da fiili yaratamamanın verdiği eziklikten daha derin ve insan üzerinde daha büyük etki bırakır.
Ardından bu aşağılayıcı zayıflığı belirginleştirmek için daha geniş bir adım atılıyor.
“Buna karşılık eğer sinek onların vücudundan son derece küçük bir parça kapıp götürse onu onun ağzından geri alamazlar.”
İster put olsun, ister heykel olsun, ister şahıs olsun, bu düzmece tanrılar sineğin kendilerinden kapıp götürdüğü bir şeyi geri alamazlar. Nice güçlü insanlar vardır ki, kendisini ısırıp kaçan sineğe engel olamazlar. Burada sinek özellikle seçilmiştir, çünkü küçücük ve zayıftır. Sinek aynı zamanda en tehlikeli hastalıkların mikrobunu taşıyan, insanın en değerli organlarını alıp götüren bir varlıktır. İnsanın gözlerini, organlarını, hayatı ve ruhları alıp götürür. Sinek, verem, tifo, dizanteri ve ophtalmi denen göz hastalığı mikrobunun taşıyıcısıdır. Bu zayıflığına ve küçüklüğüne rağmen insandan bir daha geri getirilmesi mümkün olmayan şeyleri alıp götürür.
Bu da Kur’anın olağanüstü ifade yönteminin kullandığı bir diğer gerçektir. Şayet “Bir yırtıcı hayvan onlardan bir şey kapıp götürseydi bunu geri alamazlardı” denseydi, bu ifade zayıflıktan çok güçlülüğü vurgulayacaktı. Sonra yırtıcı hayvan sineğin insandan alıp götürdüğü şeyden daha büyük şeyler kapıp götürmez. Ama gerçekten Kur’anın ifade tarzı olağanüstüdür.
“Demek ki kovalayan da aciz, kovalanan da.”
FİZİLALİL KUR’AN
Zemahşerî’nin Hac Suresi 73. ayetni ele alması şu başlıklar altında özetlenebilir:
1- Zemahşerî, ayetteki putperest eleştirisini edebî bir tahlille ele alır. Ona göre Yüce Allah bu misalle, putların hakîki anlamdaki acziyetini en somut ve küçültücü boyutuyla gözler önüne serer. Putların sadece büyük şeyler yaratmaktan aciz olmakla kalmayıp, en hakir ve küçük canlılar karşısında bile tamamen zavallı durumda olduklarını vurgulamak için özellikle "sinek" (zübâb) örneği seçilmiştir.
2- Ayetin sonundaki "İsteyen de âciz, kendisinden istenen de" cümlesi (ضَعُفَ الطَّالِبُ وَالْمَطْلُوبُ) Zemahşerî'nin kelâmî ve belâgat yönünden üzerinde en çok durduğu kısımlardan biridir:
Tâlib (İsteyen/Tapan): Putlardan yardım uman, onlara dua eden ve onlardan bir menfaat bekleyen putperest insandır. Bu insan, o değersiz ve cansız nesnelere ibadet etmekle aklını ve iradesini zayıf düşürmüş, en büyük yanlışı yapmıştır.
Matlûb (İstenen/Tapılan): Kendisine ibadet edilen, yardım dilenen puttur. O da bir sineğin üzerinden bir şey kapıp götürmesine mani olamayacak kadar aciz, cansız bir maddedir.
Zemahşerî, buradaki zayıflık ve acziyetin hem inen yönüyle (tapanın akılsızlığı) hem de taptığı nesnenin varlıksal yetersizliği yönüyle karşılıklı bir denklem oluşturduğunu vurgular.
3-Tevhit Delili Olarak Yaratma Acziyeti
Zemahşerî, ayetteki "hepsi bir araya gelseler bile bir sinek yaratamazlar" vurgusunu, Allah’ın dışındaki hiçbir varlığın hakiki anlamda "fiil ve yaratma" gücüne sahip olmadığını kanıtlayan katı bir delil olarak yorumlar. Çokluk, güç birliği veya topluluk putların bu acziyetini ortadan kaldırmaz; aksine sayıları ne kadar çok olursa olsun, cansızlıkta ve yaratmada yetersizlikte hepsi eşittir.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ

