Amasya'da "Terörsüz Türkiye ve Bölgesel Etkileri" konuşuldu

Amasya'da "Terörsüz Türkiye ve Bölgesel Etkileri" konuşuldu

Özgür-Der Amasya Temsilciliği ve İHH iş birliğiyle düzenlenen 2026-2027 eğitim dönemi aylık seminerlerinin ilki, Özgür-Der Diyarbakır Şubesi'nden Haksöz Dergisi yazarı Hasip Yokuş’un konuşmacı olarak katıldığı "Terörsüz Türkiye ve Bölgesel Etkileri" başlıklı programla gerçekleştirildi.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, bölge ve ülke gündemine dair kapsamlı değerlendirmelere ev sahipliği yaptı.

Çocuk ve Gençlik Faaliyetlerine Vurgu

Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Özgür-Der Amasya Temsilcisi Özgür Eryiğit, bu eğitim dönemindeki aylık seminerlerin ilkini gerçekleştirdiklerini belirtti. Eryiğit, çocuklarımızı kuşatamadığımız günümüz süreçlerinde çocuk, gençlik ve eğitim faaliyetlerine gereken desteğin verilmesinin önemine dikkat çekti.

"Terörsüz Türkiye Süreci Çok Yönlü ve Kuşatıcı Bir Paradigmadır"

Açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen Hasip Yokuş, "Terörsüz Türkiye" sürecinin yalnızca güvenlik odaklı olmadığını, askeri tedbirlerin yanında siyasi, sosyal ve eğitim gibi çok yönlü boyutlarla işlediğini vurguladı. Yokuş, Türkiye'de yaklaşık 50 yıldır devam eden meselenin yalnızca bir güvenlik sorunu olarak ele alınmasının başarısızlığa yol açtığını ifade etti. Önceki çözüm sürecinin ise Suriye'de PYD'nin elde ettiği kazanımlar ve bunun Türkiye üzerindeki etkileri nedeniyle başarısız olduğunu belirtti. Bugünkü devlet aklının geçmiş tecrübelerden ders çıkararak meseleyi daha geniş ve kuşatıcı bir perspektifle ele aldığını vurguladı.

Tarihsel Arka Plan ve Kürt Meselesi

Sürecin en önemli ayaklarından birinin Kürt sorunu olduğunu belirten Yokuş, meselenin doğru okunabilmesi için tarihsel gelişime bakılması gerektiğini ifade etti. Osmanlı döneminde her türlü etnik yapının uzun yıllar barış içerisinde yaşadığını belirten Yokuş, İttihat ve Terakki döneminde ırkçı, etnik kökenci ve Türkçü devlet anlayışının ön plana çıktığını kaydetti. Cumhuriyet'in Osmanlı bakiyesi bir devlet olduğunu hatırlatan Yokuş, bugün bölgede yaşanan sorunların ulus-devletçi ve ulusçu bir mantıkla çözülemeyeceğini, ortak tarih ve medeniyet birikiminin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Ortak aidiyetimiz İslam iken Türklüğün öne çıkarıldığını, ümmetten ulus çıkarmaya çalışan Batıcı ve seküler bir ulus inşa edildiğini ve aramızda suni sınırlar çizildiğini belirtti. Geçmişte çizilen bu sınırların Müslümanlar nezdinde bir geçerliliği olmadığını ve bugünkü Kürt sorununun temelinde bu anlayış ve politikanın yattığını söyledi.

Mağduriyetler ve Toplumsal Yansımalar

Bu politikanın mağdurunun sadece Kürtler olmadığını ifade eden Yokuş; Anadolu'da İskilipli Atıf Hoca, Alevi kesimde Seyyid Rıza ve Kürtler nezdinde Şeyh Said gibi kişilerin hain ilan edilerek öldürüldüğünü, bu politikaların Türklerin de sekülerleşmesine zemin hazırladığını dile getirdi.

Bölgesel Gelişmeler ve Suriye Devrimi

Devletin bu süreci başlatmasında sadece Türkiye'deki Kürtlerin değil, Suriye ve Irak'taki Kürtleri de kapsayan bir süreci işletmesinin etkili olduğunu belirten Yokuş, bölgesel sorunların Kemalist politikayla çözülmesinin mümkün olmadığını, devletin Kürtleri tahkir ve inkâr eden tutumdan vazgeçerek daha kuşatıcı bir yol izlediğini kaydetti.
Suriye ve Irak'taki süreçlerin doğru okunması gerektiğine dikkat çeken Yokuş, Baas rejiminin zaten despot olduğunu ancak Kürtlere daha fazla despotluk yaptığını ifade etti. 2011'de başlayan intifada sürecinde Kürtlerin Baas rejiminin karşısında tavır aldığını belirten Yokuş; İran ve Baas rejiminin Kasım Süleymani'nin eliyle Kürt bölgesini PYD'ye teslim ettiğini, PYD'nin Amerika ile iş tutarak Rojava bölgesinde özerk bir alan oluşturmak istediğini söyledi. Suriye'de gerçekleşen devrimin bu planı bozarak PYD’nin Rojava provokasyonunu engellediğini, PYD'nin Suriye'deki yeni yönetimle entegrasyon sürecine girmek zorunda kaldığını ve Amerika'nın da PYD'yi bırakmak zorunda kalmasıyla yaşanan sürecin Türkiye sürecine olumlu katkı sağladığını ifade etti.

Ayrıca Türkiye'nin savunma sanayiindeki gelişmelerin, İHA ve SİHA'larla yapılan mücadelenin Irak ve Kuzey Irak'taki PKK yapılaşmasını etkisiz hale getirdiğini ve ekonomik iş birliğinin önünü açarak sürecin önünü açtığını ekledi.

Dış Politika ve Bölgesel Birlik Ruhu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye Cumhuriyeti'nin 2 bin yıldan fazla tecrübesi olan köklü bir devlet olduğuna ve bu coğrafyada misafir ya da işgalci değil ev sahibi olduğuna yönelik sözlerine atıfta bulunan Yokuş, bu konuşmanın Türkiye'nin bundan sonraki süreçte içeride ve Orta Doğu'da birlik ruhuyla hareket edeceğinin sinyallerini verdiğini belirtti. Suriye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerle olan ilişkilerde bu durumun net bir şekilde görüldüğünü ifade etti.

İç Siyaset, Milliyetçilik Anlayışları ve Riskler

Devlet Bahçeli'nin olayı sahiplenmesinin ulusalcıların süreci sabote etmesini engellediğini belirten Yokuş, iç siyasette Kürtlere yönelik inkâr dilinin terk edilerek ortak tarihe vurgu yapıldığını, Kürtçe yayın, Kürtçe konuşma ve Andımız'ın kalkması gibi politikalarla sürecin Kemalist anlayışla yürütülemeyeceğinin anlaşıldığını ifade etti.

Sürecin risklerine ve kesimlerin yaklaşımlarına değinen Yokuş, milliyetçilik algılarını ayrı ayrı ele alarak şunları kaydetti:

Türk Milliyetçileri: Bu süreci bir ihanet olarak değerlendirmektedir.

Kürt Milliyetçileri: "Biz bunun için mi mücadele ettik, neyin karşılığında vazgeçiyoruz?" anlayışıyla yaklaşmaktadır.

İsrail Faktörü: İsrail, Kürt ulusalcılara "devlet olmadan silah bırakmayın" çağrısı yapmaktadır.

Tüm bu yaklaşımların ortak amacının "kavganın devam etmesi" olduğunu vurgulayan Yokuş, bu kavganın hiç kimseye yaramadığının altını çizdi. Sadece askeri tedbirlerin yeterli olmadığını, bu sebeple toplumsal uzlaşı ile devlet aklını birleştirerek bu sürecin desteklenmesi ve sahiplenilmesi gerektiğini belirtti.

Bu Coğrafyanın Mayası İslam'dır

Kemalistlerin ve PKK'nın kendilerini kurtarıcı olarak gördüklerini ancak kökenlerinin olmadığını ifade eden Yokuş; Kemalist ve diğer ideolojilerin kökeni olmadığını, bu toprakların mayasının İslam olduğunu hatırlatarak Gazze sürecinin Batı'nın balonunu patlattığını, insanlığı yine kendi medeniyetimiz ve kültürümüzün kurtaracağını söyledi.
Sürecin sonunda PKK'nın silah bırakmaktan başka şansı olmadığını ekledi.

Program, Ali İmran Suresi 110. ayetinin meali olan "Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız ve Allah’a inanırsınız" ayetinin okunması, sürecin Müslümanlar için hayırlara vesile olması temennisi ve ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümü ile sona erdi.

hasip-yokus-amasya

whatsapp-image-2026-11-07-at-22-33-59

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir