Ali Mohammad Sbaih’in WANN’da yayınlanan yazısını Barış Hoyraz, Haksöz Haber için tercüme etti.
YouTube’da Uluslararası İngilizce Dil Test Sistemi (IELTS) sınavına hazırlanırken ekran aniden dondu. Videonun devam etmesini bekleyerek telefonuma bakıp durdum, ancak bağlantı yeterince güçlü değildi. Sonunda uykuya daldım.
Gazze’de eğitim almaya çalışmak, her küçük adımın bir mücadeleye dönüşmesi anlamına geliyor. Her donmuş ekranın ve dengesiz bağlantının ardında, akademik yolculukları savaş, yerinden edilme, elektrik kesintileri ve güvenilmez internet erişimi nedeniyle sürekli olarak kesintiye uğrayan öğrencilerin gerçekliği yatıyor.
16 yaşına bastığımda, Education USA Gazze tarafından finanse edilen ve yurtdışında okumak isteyen öğrenciler için bir basamak olarak kabul edilen, iki yıllık bir program olan Amideast’in ACCESS Burs Programı’na katıldım. Bu program, İngilizce dil becerilerimi ve liderlik becerilerimi geliştirmemi sağladı.
Ayrıca, dünyanın dört bir yanındaki farklı kültürleri öğrenmeye karşı bir tutku geliştirdim ve yurtdışında okumayı hayal ediyordum. Bunun için iki şey gerekiyordu: lise son sınıf sınavımı (Tevcihi) tamamlamak ve Amerika Birleşik Devletleri’nde okumak üzere Amideast Hope Fund Bursu’na başvurmak. Ancak yıl 2023’tü ve ben mezun olamadan savaş patlak verdi. Sonunda Tevcihi’yi tamamlamayı başardım, ancak bu, başlangıçta planladığımdan iki yıl sonra oldu.
Dünyanın dört bir yanındaki üniversitelere başvurdum ve birçok kurumdan kabul aldım, ancak tam burslu bir üniversiteye ihtiyacım vardı. Sonunda, Yunanistan’ın Atina kentindeki Hellenic American University’de işletme okumak üzere, öğrenim ücretinin tamamını karşılayan koşulsuz bir burs teklifi aldım. Bu kabul mektubunu almak, sadece bir üniversiteye kabul edilmekten çok daha fazlasını ifade ediyordu. Yıllarca süren mücadele ve azmin karşılığı gibi hissettim. Yıllar sonra ilk kez, uğruna o kadar çok mücadele ettiğim hayale gerçekten çok yaklaştığımı hissettim.
Ancak vize almak için nelerin gerekli olduğunu öğrendiğimde içim çöktü. Ya resmi bir sınav merkezinde – ki savaş nedeniyle Gazze’de böyle bir merkez yoktu – ya da çevrimiçi olarak bir sınava girmem gerekiyordu. İkincisi de benim için imkânsızdı çünkü sınav sırasında video görüşmesinde göstermem gereken fiziki pasaportum bende yoktu. Pasaportum Refah sınırının öbür tarafında, Mısır’da kalmıştı. Neden mi? Sadece Gazzeliler böyle hikâyelere sahiptir. Filistin pasaportları, Ramallah’taki (Batı Şeria’da) Filistin Yönetimi tarafından verilir. Benim pasaportumu oradan Mısır’daki amcama göndermiştim ve sınırın kapalı olması nedeniyle hâlâ orada duruyor.
Nisan 2026’da Gazze’de “Rüya ve Sınır Arasında” ya da kısaca Arapça’da “hareket” anlamına gelen Herak adlı bir öğrenci protesto hareketi başlatıldı. Talepleri basitti: Refah sınır kapısı açılsın. Herak, Cezayir’de okumak üzere kabul edilmiş ancak Gazze’den çıkamayan küçük bir öğrenci grubu tarafından başlatıldı. Öğrencilerden biri olan Yaqeen Ebu Anza, Gazze’de mahsur kalan öğrencilerin seslerinin daha fazla etki oluşturabilmesi için bu girişimi, dünyanın dört bir yanından burs ve üniversite kabul belgesi almış tüm öğrencileri kapsayacak şekilde genişletmeyi önerdi.
Herak yönetimi, 18 ile 30 yaşları arasındaki yaklaşık 30 öğrenciden oluşan bir komite aracılığıyla kuruldu. Hareket, çok çeşitli disiplinlerden ve yükseköğretimin tüm kademelerinden erkek ve kadınları bünyesinde barındırıyordu. Herak’ın amacı, Gazze’de mahsur kalan öğrencilerin durumlarını belgelemekti ve 55’ten fazla ülkeden kabul mektubu veya burs almış yaklaşık 1.800 öğrenciye ilişkin veriler toplamıştı.
İrlanda, İtalya, Fransa, İsviçre ve Birleşik Krallık gibi az sayıdaki ülke, üniversite kabul mektubu veya burs sahibi bazı öğrenciler için tahliye operasyonları düzenlemiş olsa da, ülkelerin büyük çoğunluğu bunu yapmamıştır. Sonuç olarak, Almanya, Yunanistan, Malezya, Avustralya ve tüm Arap ülkeleri gibi ülkelerdeki üniversiteler tarafından kabul edilen öğrenciler, eğitim alacakları yerleri garantilemiş olmalarına rağmen Gazze’de mahsur kalmaya devam etmektedir. Ayrılmak için resmi bir yol bulunmadığından, bu eğitim fırsatları sadece kâğıt üzerinde kalmakta ve öğrencilerin burslarını kullanmalarını ve eğitimlerine devam etmelerini engellemektedir. Buna karşılık Herak, ağlar kurmaya başladı ve Batı Şeria’daki Filistin Yönetimi’ne ulaşarak, bu ülkelerin büyükelçileriyle iletişime geçmelerini ve hükümet yetkilileriyle tahliye tedbirlerini görüşmelerini istedi.
Yunanistan’da üniversiteye kabul edilmiş öğrencilerin temsilciliğini üstlendim. Bir zamanlar kendilerini sıcak karşılayan kurumlar tarafından terk edilmiş hisseden, üç yıldır bekleyen öğrencilerle tanıştım. Onların hikâyelerini ve hayal kırıklıklarını dinlemek, beni değişim için mücadele etmeye motive etti. Gazze Şehri’nde düzenlenen protestolardan birinde Abdulrahman Ebu Raya ile tanıştım. Onunla röportaj yapmak ve hakkında kısa bir belgesel film çekmek istediğimi söyledim. Gazze’deki Press House ile birlikte “Gaza Digital Voices” adlı bir eğitim programına katılmıştım ve mobil gazetecilik dersi kapsamında bir final projesi, yani bir belgesel hazırlamam gerekiyordu. Abdulrahman’ı konu olarak seçtim çünkü o, Herak hareketinin kurucularından biriydi. Onun hikâyesine —sesine, mücadelesine ve hayaline— duyulabilmesi için bir platform sunmak ve bu yolla bu hareketin amacını ortaya koymak istedim.
Bu davaya dikkat çekmek amacıyla Herak, Gazze Şehri’ndeki Gazeteciler Sendikası binası önünde protesto gösterileri düzenledi. Onlarca öğrenci bir araya gelerek, ulaşmak için mücadele ettikleri geleceklerinin kanıtı olarak pasaportlarını ve üniversite kabul mektuplarını salladılar. Öğrenciler, “Çok geç olmadan sınır kapısını açın” ve “Geleceğimizi kaybetmenin eşiğindeyiz” diye haykırdılar. Al-Jazeera ve Al-kofiya muhabirleri gösterileri haber yaparak mesajımızı Gazze’nin fiziki sınırlarının ötesine taşıdılar. Gazze Şehri’ndeki protestolardan birine katıldım çünkü sadece kendi hayallerime değil, tüm o öğrencilerin hayallerine karşı da bir sorumluluk hissediyordum.
Birlikte, kaliteli eğitime erişebilmek ve yıllardır hayalini kurduğumuz ülkelere ve üniversitelere ulaşabilmek için, hayal edilebilecek en zorlu ve en acı verici koşullara karşı mücadele ediyoruz. Özel bir muamele istemiyoruz; öğrenme, gelişme ve bir gelecek inşa etme konusundaki temel hakkımız için mücadele ediyoruz. Eylemler planlamaya devam ediyoruz ve başarıncaya kadar durmayacağız. Herak’a daha fazla dâhil oldukça, eğitim hakkımızı savunmak ve hikâyelerimizin duyulmasını sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağıma kendime söz verdim. Protestolardan birinin ardından Deyr Al-Belah’taki mülteci kampına dönerken kendime şöyle diyordum: “Üniversitedeki yerimi kazanmak için çok mücadele ettim, ama onu kaybetmemek için daha da çok mücadele edeceğim.”
Hayalimden vazgeçmemi isteyen bu gerçeği kabul etmeyi reddediyorum. Gerçeklik, buradan ayrılamayacağımı, burada kapana kısıldığımı ve Gazze sınırlarının ötesine seyahat edemeyeceğimi söylüyor. Ama ben bu kaderi kabul etmeyeceğim. Hayalim, yurtdışında okumak, bilgiye ve fırsatlara kendimi kaptırmak; böylece geri dönüp topluluğuma hizmet edebilmek. Bu bursu alacağım ve attığım her adımda, öğrendiklerimi Gazze’yi yeniden inşa etmeye, umut vermeye ve hepimiz için bir gelecek yaratmaya yardımcı olmak amacıyla geri getireceğim.
* Ali Mohammad Sbaih, 2006 Tawhiji mezunları arasında yer alan bir lise öğrencisidir. Amideast Gazze tarafından desteklenen Access burs programından mezun olmuştur. Gazze’nin kuzeyinde düzenlenen birçok yüzme yarışmasına katılmıştır ve dil öğrenmeye ve oyunculuğa büyük ilgi duymaktadır.
“Yurtdışında endüstri mühendisliği okumayı umuyorum,” diyor. “Hedefim, topluluğuma katkıda bulunmak ve onu yeniden inşa etmektir.”

