
Denizin ve karanın derinliklerine dalıp, gizli hazinelerini Süleyman için çıkarmak ve bunların dışında onun için daha başka işleri yapmak üzere cinlerin onun emrine verilmesi de öyle… Cinler tamamen gizli yaratıklardır. Kur’an ayetleri cin adı verilen ve bize görünmeyen bir varlık türünden söz etmektedir. İşte yüce Allah onların bir kısmını, onun adına denizin ve karanın derinliklerine dalsınlar ve bunun dışında daha başka işler de yapsınlar diye Hz. Süleyman’ın emrine vermiştir. Onları bozulmaktan ve kulunun buyruğunun dışına çıkmaktan korumuştur. Çünkü yüce Allah kulları üzerinde ezici güce sahiptir. Onları, dilediği zaman, dilediği gibi, dilediği kimselerin emrine verir.
Evet bu âyetlerde anlatıldığına göre Rabbimiz cinleri, şeytanları Süleyman (a.s) nın emrine vermiş ve Süleyman (a.s) prangalara bağlanmış olarak onları Mescid-i Aksâ’nın yapımında çalıştırıyordu. Kimilerini denizlere gönderiyor, denizlerin dibine dalıyorlar, oradan Süleyman (a.s) nın istediği nîmetleri çıkarıyorlardı.
Yine Belkıs’ı karşılamak istediğinde köşk yaptırıyordu onlara. Rivâyetlere göre Hz. Süleyman (a.s) Mescid-i Aksâ’nın yapımı esnasında gözlerinin önünde asasına yaslanarak vefat etmişti. Ama cinler inşaat bitene kadar Onun vefat ettiğini bilememişler. Nihâyet inşaat tamamlandıktan sonra asayı kurt yiyip de Süleyman (a.s) nın vefat ettiğini anlar anlamaz tüm cinler sağa sola dağılıvermişlerdi.
Bakın gözlerinin önünde bir peygamberin vefatını bile bilemiyorlardı bu cinler. İşte cinlerin bilgisi bu kadardır anlıyoruz. Sonra yine bu âyetlerin ifadesiyle cinlerin insanlardan tamamen farklı olduklarını, farklı özellikler taşıdıklarını da anlıyoruz.
Evet şeytanlar onun emrinde, cinler onun emrinde, rüzgarlar, kuşlar, kurtlar onun emrindeydi. Hayvanlarla da konuşuyordu, onların dilinden de anlıyordu Allah’ın elçisi. Ama Onun saltanatı sadece bunlarla da sınırlı değildi, tüm mevcudat Onun mülkünün Onun hükümranlığının altındaydı.
Ama demin de ifade ettiğim gibi Kur’an’da hiçbir peygamberin vefat haberi zikredilmediği halde Süleyman (as)ın vefatı anlatılır. Sebep ne? Cinlerin hiçbir şey bilmediklerini ortaya koyuyordu Rabbimiz. İkinci sebebi de, anlayabildiğimiz kadarıyla bir beşerin, bir insanın güç ve kuvveti zirvede olsa da, saltanat ve devleti sadece insanları değil tüm mevcudata ulaşmış olsa da, o bu dünyaya veda etmek zorunda kalacaktır. Ölümü tatmak zorunda kalacaktır. Anlıyoruz ki hiç kimse Allah’ın ölüm yasasından kendini kurtaramayacaktır.
Evet onlar üzerinde muhafız olan bizdik diyor Rabbimiz. Yâni onların tümünü Süleyman (a.s) nın emrine âmâde kılan biz idik.
BASAİRUL KUR’AN
Râzî’nin bu ayetle ilgili öne çıkardığı temel tahliller şunlardır:
1- Şeytanların İşletilmesi ve Güç Faktörü
Ayette geçen "dalgıçlık" (deniz altından inci-mercan çıkarma) ve "bundan başka işler" (mimarî yapılar, büyük çanaklar, saraylar inşa etme) ifadelerinden yola çıkarak; Allah'ın Hz. Süleyman'a sadece insanları değil, insan gücünü aşan fiziksel kapasiteye ve uzmanlığa sahip cin/şeytan topluluklarını da boyun eğdirdiğini belirtir.
Mizacın Aksine İtaat: Şeytanların tabiatı gereği şerre, başkaldırıya ve yıkıma eğilimli olduğunu vurgulayan Râzî, onların yapıcı, hayırlı ve zorlu sanat işlerinde çalıştırılmasının Hz. Süleyman'ın açık bir mucizesi (hârikulâde bir durum) olduğunu ifade eder.
2- Râzî, Allah Teâlâ'nın "Biz onları muhafaza ediyorduk" (وَكُنَّا لَهُمْ حَافِظِينَ) buyruğunu birkaç farklı açıdan açıklar:
İsyanı ve Kaçışı Engelleme: Şeytanların emredilen işleri terk etmesi, sabote etmesi veya Hz. Süleyman'ın hâkimiyet alanından kaçıp gitmesi ilahî muhafaza ile engellenmiştir.
Zarar Vermelerini Önleme: İnatçı ve serkeş şeytanların Hz. Süleyman'a ya da inanan insanlara bir zarar vermesi, düzeni bozmaları ilahî koruma altında tutulmuştur.
Mükerrem Kılma: Bu muhafaza, esasen Hz. Süleyman’ın mülkünü ve peygamberlik otoritesini korumak için Allah'ın doğrudan bir teminatıdır.
3. Râzî, cinlerin ve şeytanların latif (şeffaf/gözle görülmeyen) ve yüksek hareket kabiliyetine sahip varlıklar olduğunu hatırlatır. Normalde görünmeyen bu varlıkların somut işler yapacak şekilde görünür kılınması veya cismanî nesnelere etki edecek güce ulaştırılması, tamamen Allah'ın kudretinin bir delilidir.
TEFSİRİ KEBİR

