
Şeytan "Ey Adem, sana ebedîlik ağacını ve yok olmayan bir mülkü göstereyim mi?" dedi
Şeytan Âdem´e vesvese vererek "Ey Âdem, sana ebedîlik ağacını ve yok olmayan bir mülkü göstereyim mi " dedi.

Şeytan Âdem´e vesvese vererek "Ey Âdem, sana ebedîlik ağacını ve yok olmayan bir mülkü göstereyim mi " dedi. (Taha: 120)
Şeytan Hz. Adem’in gönlündeki en hassas noktaya dokunmuştu. İnsanın ömrü sınırlıydı. İnsanın gücü sınırlıydı. Bu nedenle insan uzun hayatı, kayıtsız bir hakimiyeti elde etmek istiyordu. İşte şeytan bu iki gedikten ona yanaşıyordu. Hz. Adem, insanın fıtratını ve insanın zaaflarını üzerinde taşıyan bir yaratıktı. Tabii ki, belirlenmiş bir planın ve gizli bir hikmetin gereği olarak … Bu nedenle verdiği sözünü unuttu. Ve yasağı çiğnedi.
Şeytan, Adem’e vesvese verdi. Dedi ki, ey Adem, sana sonsuzluk ağacını göstereyim mi? Asla sonu olmayacak bir mülke ulaştıracak bir ağacı sana göstereceğim ölümsüzlük ağacından ye ve sonunda ebedîliğe ulaş.
İşte böyle bir ortamda Şeytan harekete geçer. Adem ve Havva’yı kandırarak hem onlara hem de kıyâmete kadar onların neslinden gelecek insanlara ilk numarasını, ilk kandırma tekniğini göstermek ister ve böylece işe başlar.
Burada esas Şeytanın Adem’e yaklaşma taktiği çok önemlidir. Şeytanın bu taktiğini Rabbimiz bize anlatıyor ki ona karşı uyanık olalım.
Bakın diyor ki: Ey Adem, bu ağaçtan yediğin zaman kesinlikle bilesin ki sen bir melek olacaksın ve ebedîyen yaşayacaksın. Adem atamızı en zayıf yerinden vuruyordu.
İnsanın en büyük iki zaaf noktası vardır. Birincisi ebedîleşmek, ebedîyen yaşamak arzusu, ikincisi de yaşadığı hayatta mal, mülk, makam sahibi olmak, rahat bir hayat yaşamak. Şeytan insanların bu en büyük zaaf noktalarını çok iyi bildiği için genelde onları kandırabilmek için bu noktalarından yaklaşıyor.
Kur’an’ın pek çok yerinde azgınlaşan, tâğutlaşan, yeryüzünde tanrılığını iddia ederek Allah’a karşı savaş açma bedbahtlığında bulunan insanların genellikle mal, mülk sahibi, makam mevki sahibi, sulta saltanat sahibi kimseler olduğunu görüyoruz.
BASAİRUL KUR’AN
1. Zemahşerî, ayette geçen "vesvese" kavramını, kalbe gizlice atılan, aslı olmayan süslü sözler olarak tanımlar. Şeytan’ın Hz. Adem’e doğrudan bir emirle değil, sanki onun iyiliğini istiyormuş gibi bir "nasihatçi" maskesiyle yaklaştığını vurgular.
2. Şeceretü’l-Huld" (Sonsuzluk Ağacı)Zemahşerî’ye göre o ağacın gerçek adı "Sonsuzluk Ağacı" değildir. Bu isim tamamen Şeytan’ın uydurduğu bir pazarlama taktiğidir.
Psikolojik Etki: Şeytan, yasak olan bir şeyi, insanın en zayıf damarı olan "ölümsüzlük" ve "yok olmama" arzusuyla ilişkilendirmiştir.
İllüzyon: Zemahşerî, Şeytan'ın nesneyi (ağacı) değil, o nesnenin vaat ettiği sonucu (ebediyeti) ön plana çıkararak Hz. Adem'in muhakemesini bulandırdığını belirtir.
3. "Mülkün Lâ Yeblâ" (Çökmesi Mümkün Olmayan Saltanat)
Zemahşerî burada şuna dikkat çeker:
Şeytan sadece uzun bir ömür değil, aynı zamanda kesintisiz ve eksilmeyen bir iktidar vaat etmiştir.
Buradaki "saltanat" vurgusu, insanın sadece var olma değil, var olduğu sürece güçlü ve ihtiyaçsız kalma arzusuna hitap eder.
4. Zemahşerî, ayetteki hitap tarzını analiz ederken şunları söyler:
"Hel edüllüke" (Sana göstereyim mi?): Şeytan’ın soruyu bir teklif şeklinde sunması, muhatabında merak uyandırmak ve onu karara ortak etmek içindir.
Zemahşerî, Şeytan’ın bu vaadinde son derece emin ve kararlı bir üslup (tekit) kullandığını, bunun da Hz. Adem’i ikna etmede etkili olduğunu savunur.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ




HABERE YORUM KAT