
Savaş sona erdiyse, annem neden kanser tedavisine devam edemiyor?
Annemin yurtdışında tedavi görmesi için tıbbi sevk belgesi var, ancak karanlık bir belirsizlik içinde bekliyor; Mısır’a açılan Refah sınır kapısının ne zaman açılacağını kimse bize söyleyemiyor.
Shahed AbuAlShaikh’in n WashingtoReport on Middle East Affairs’de yayınlanan yazısını Barış Hoyraz, Haksöz Haber için tercüme etti.
Yıllarca, ailemizin en büyük sorunlarının, örneğin ağabeyimin eve geç gelmesi ve babamın ona kızması gibi şeyler olacağını düşünürdüm. Bir doktorun söylediği birkaç kısa cümle her şeyi altüst edene kadar hayatımız oldukça sakindi: Annem kanserdi.
2023 Ekiminde savaş başlamadan önce, Gazze Şehri’nde yaşayan normal bir aileydik; üç yetişkin çocuğumuz iş hayatına atılmaya başlamış, üç küçük çocuğumuz da vardı. Özellikle annemiz için hayat biraz daha kolaylaşmıştı ve hepimiz parlak bir gelecek bekliyorduk.
Savaşın başlamasıyla her şey değişti ve eski hayatımız artık aniden sona eren bir rüya gibiydi. Evimizden kaçmak ve Güney Gazze'de bir çadırda yaşamak zorunda kaldık. Aylarca açlığa dayandık, tüm rahatlık ve güvenlik duygumuzu yitirdik ve korku, çadırımızdaki istenmeyen bir misafir gibi sürekli bir arkadaşımız oldu.
Bir buçuk yıl boyunca aşırı sıcağa ve dondurucu soğuğa katlandık; ayrıca mahremiyetimiz tamamen yoktu ve hijyen koşulları çok kötüydü. Eylül 2025'te annem, göğsünde şiddetli ağrı, akıntı ve bölgede belirgin bir yumru hissetmeye başladı. Bu durum onu endişelendirdi, ancak bunu savaş, yorgunluk, hijyen eksikliği ve korkuya bağladı. Ağrıyı görmezden gelmeyi tercih etti ve basit ağrı kesiciler almaya devam etti.
Ekim 2025'te ateşkes ilan edildikten sonra, annem için acil tıbbi muayenelere başlamak üzere hızla Gazze'nin kuzeyindeki evimize döndük. Vardığımızda, annem ve ben görüntüleme için Gazze'deki El-Sahaba Kliniği'ne gittik.
Sonuçların gelmesi için geçen beş gün boyunca, annemin yağ kisti ya da önemsiz bir sorunu olabileceğini konuştuk. Hiçbir an için bunun ciddi bir şey olabileceğini düşünmemiştik.
Tüm akrabalarımız toplanmış, sonuçları beklerken, babam hayatımızı değiştiren ve annemin dünyasını karanlığa boğan raporu getirdi: Sol göğsünde, koltuk altı lenf düğümlerine yayılmış, ikinci evre bir kötü huylu tümör vardı. Bu teşhis, hayatı her zaman seven güzel annemi kaybetmişim gibi hissettirdi. Annem bu haberi kabullenemedi; çığlık attı ve ağladı, biz de onu teselli etmeye çalışarak onunla birlikte ağladık. Ama bu kanserdi; ne teselli edilebilirdi ki? Üstelik annemin durumu nadir görülen bir durum değildi. Filistin İnsan Hakları Merkezi’nin Ekim 2025’te yayınladığı bir makalede, Gazze Şeridi’ndeki 12.500 kanser hastasından 1.209’unun meme kanseri olan kadınlar olduğu bildirildi. Ve şimdi annem de onlardan biri.
Babam güçlü kalmaya çalıştı, ama gözyaşları yenilgisini ele verdi. Sürekli “Her şey yoluna girecek, Najat. Sen iyi olacaksın” diye tekrarlıyordu. Küçük kız kardeşim olan bitenin şiddetinden dolayı ağlıyordu, ama ne olduğunu tam olarak anlamıyordu. Kardeşlerim ise anneme sarılıp onu sıkıca kucaklayarak sırtını okşuyor, kendilerini toparlamaya çalışıyorlardı.
Şoku atlattıktan sonra annem tedaviye yönelik somut adımlar atmaya başladı. Birçok test yapılması gerekiyordu ve devlet sağlık merkezlerinin sınırlı kapasitesi nedeniyle bu testleri yaptırmak aylar sürerdi. Tedavi sürecini hızlandırmak için tüm testleri masrafları bize ait olmak üzere özel merkezlerde yaptırmaya karar verdik. Bu testler arasında ultrason, tomografi, kitlenin boyutunu belirlemek için biyopsi ve hormonal analiz testi vardı. Bu testlerin bazıları sadece Gazze’nin merkezinde yapılabiliyordu.
Annem, güzel bir hayatın hâlâ onu beklediğine ve hem kendisi hem de çocukları için iyileşmesi gerektiğine inandığı için, hastalığı araştırmaya ve internette insanların deneyimlerini okumaya başladı.
Gerekli testleri tamamlamak için bir hafta boyunca gidip geldikten sonra, annem Gazze Şehrindeki El-Hilo Hastanesinde kemoterapi seanslarına başlayabilmesi için isminin onaylanmasını bekleyen iki haftalık zorlu bir bekleyişe girdi. (Kemoterapi seanslarının masrafları Ramallah’taki sağlık bakanlığı tarafından karşılanıyor; bu nedenle Gazze’deki hastalar tedaviye kaydolup tedaviye başlamak için onay bekliyorlar.) 26 Ocak'ta sıra anneme geldiğinde, doktorlar tedavinin başlamasından hemen önce vücudunun tedaviyi kaldırabileceğinden emin olmak için kan, böbrek fonksiyonu, bağışıklık fonksiyonu ve demir seviyeleri konusunda çok sayıda test yaptılar. Annem şöyle dedi: “Onkoloji bölümüne girdiğimde, sanki hiçbir suçum olmamasına rağmen bir hapishaneye giriyormuşum gibi göğsümde bir sıkışma hissettim ve kaçma isteği duydum.”
Doktor, her seansa damara bir kanül yerleştirerek başlıyordu; vücut, bu kanül aracılığıyla soğutulmuş kemoterapi solüsyonunu alıyordu. Her infüzyonun tamamlanması yaklaşık iki ila iki buçuk saat sürüyordu; bu süre zarfında annem koğuşta bulunan diğer kadınlarla konuşuyor, onların hikâyelerini ve deneyimlerini dinliyordu. İkinci evre kanser olan bir hasta ona şöyle dedi: “İlk kemoterapi seansımdan sonra tüm saçlarım döküldü, kaşlarım da ve gerçekten bir kanser hastası gibi görünüyordum. Bir parçam hâlâ buna inanamıyor.”
İlk seansın ardından annem, tanıştığı diğer hasta gibi, çok değişti. Onu zar zor tanıyabiliyorduk. Zayıflamış, mesafeli ve sürekli sessiz birine dönüşmüştü. Saçları tamamen döküldü, tedaviye verdiği tepki nedeniyle vücudunda morluklar belirdi ve en önemlisi, kemikleri artık sağlam hissettirmiyordu. Un, şeker, pirinç ve yağ gibi birçok gıdadan uzak durması gerekiyordu ve beslenmesini çoğunlukla meyve ve sebzelere ağırlık vermeye başladı. Asla tok hissetmiyordu, çünkü satın alabileceğimiz miktar sınırlıydı.
Najat Abu Al Shaikh’in Al-Hilo Hastanesindeki kemoterapi kanülü
Her seansın ardından üç immünoterapi iğnesi oluyordu; bu da fiziksel yorgunluk nedeniyle hareket edememesine ve en basit işleri bile yapamamasına neden oluyordu. Aynalardan nefret etmeye başladı ve evin içinde başını örtmeden oturmayı istemiyordu. Bana şöyle dedi: “Shahed, hayatım boyunca iğnelerden hep korkmuşumdur ve doktora gitmekten hep kaçınmışımdır. Şimdi ise o kadar çok iğneye ihtiyacım var ki. Vücudumun bir parçasını kesip alacaklar, Shahed.”
Evimizin en büyük kızıyım ve annem her zaman hayatımın kahramanı, her konuda dayandığım kişi olmuştur. Şimdi ise her gün onun gücü olmaya çalışıyorum. Onun bir zamanlar hiç zorlanmadan üstlendiği yükü taşımaya çalışıyorum. Her geçen an kalbim parçalanıyor. Hazır olmadığım sorumlulukları üstlendim: ona destek olmak için kendimi toparlamaya çalışırken, evin ve kardeşlerimin bakımını üstlenmek. İçim parçalanıyor olsa bile, annemin asla yalnız hissetmemesi için mücadele ediyorum.
Her seans arasındaki 21 günlük aralıkta, annem yorgunluk ve hastalıkla mücadele ediyor; tam biraz güç toplamaya başlarken bir sonraki seans geliyor ve rahatlamaya fırsat bırakmıyor.
Annem 2 Nisan’da dört kemoterapi seansını tamamladı; şimdi kanserin kemoterapiye nasıl yanıt verdiğini belirlemek için yeni testlerden geçmesi gerekiyor. Ardından tam mastektomi kararı alınacak ve Gazze Şeridi dışında radyoterapiye devam etmesi için bir hastaneye sevk edilecek. Gazze'de radyoterapi imkanı bulunmuyor ve bu geciktirilmemesi gereken kritik bir adım. Ancak Filistin İnsan Hakları Merkezi'nin Mayıs 2025'te yayınladığı bir rapordan, kanser hastalarının yalnızca yaklaşık yüzde 8'inin (12.500 kişiden 1.100'ü) tedavi için Gazze'den çıkabildiğini biliyoruz. Bu durum annemi çok endişelendiriyor.
Babamın yükü daha da ağırlaştı ve saçları ağardı. Annem hiçbir zaman sadece bir eş ya da anne olmadı; o, hayatımızın özüydü. Küçük kardeşlerim olan bitenin ağırlığını kavrayamıyor, “kanser”in gerçekte ne anlama geldiğini de anlamıyorlar. Masum bir şaşkınlıkla anneme bakıp durmadan “Anne, neden saçın yok?” diye soruyorlar. Büyük kardeşlerim ise acılarını belli etmemek ve annemin önünde üzgün ve moralleri bozuk görünmemek için, eve sadece uyumak için gelmeye başladılar.
Annemin yurtdışında tedavi görmesi için tıbbi sevk belgesi var, ancak karanlık bir belirsizlik içinde bekliyor; Mısır’a açılan Refah sınır kapısının ne zaman açılacağını kimse bize söyleyemiyor. Bu gecikme onu endişelendiriyor ve üzüyor. Annem yalnız değil; kanser artık tedavi edilemeyecek aşamalara yayılmadan önce sevk işlemlerinin acilen tamamlanması gereken pek çok kadın var. Hepsi hâlâ hayatlarını kurtarabilecek tedaviyi bekliyor. Endişeli aileleri de onlarla birlikte bekliyor.
*Shahed AbuAlShaikh, İslam Üniversitesi'nde İngilizce çevirmenliği okuyan bir son sınıf öğrencisi. Hayali, uluslararası bir kuruluşta çalışmak. “Okuduğum her alıntı beni bir şekilde etkiliyor. Gazze'yi seviyorum ve Gazze'de doğmuş olmayı seviyorum” diyor. Filistinli genç yazarların sesini duyurmayı amaçlayan “We Are Not Numbers” projesinde eğitim görüyor.


HABERE YORUM KAT