Silahlı mücadeleyi bırakıyorlar, İslam düşmanlığını bırakmıyorlar

Silahlı mücadeleyi bırakıyorlar, İslam düşmanlığını bırakmıyorlar

İstanbul Valiliği’nin, Müslüman halkın evlatlarının en tabii hakkı olan ibadet imkânını teminat altına almak amacıyla 39 ilçe kaymakamlığına gönderdiği okullarda mescit açılması kararı, DEM Parti’nin bilinç altındaki İslam düşmanlığını bir kez daha hortla

HAKSÖZ HABER

Kendi söylemlerinde her fırsatta "özgürlükten", "halkların değerlerinden" dem vuranlar, söz konusu Müslümanların ibadet hakkı ve gençlerin manevi değerleri olunca derhal vesayetçi rejimin diliyle konuşmaya başladılar. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit, İstanbul Valiliği’nin bu adımı üzerinden İslam’a ve Müslümanların ibadetlerine olan tahammülsüzlüğünü Meclis kürsüsünden dışa vurdu.

Cuma namazını ve mescidi "irtica" bahanesi yaptılar!

Koçyiğit, öğrencilerin bodrum katlarında, tozlu köşelerde ibadet etmekten kurtarılmasını ve Cuma namazı için nezih alanların oluşturulmasını açıkça hedef alarak şu ifadelerle saldırıya geçti:

“- Özgürlükçü laiklik anlayıştan vazgeçilmiş, eğitim dinselleştirilerek içi boşaltılmıştır.

- Sanki eğitimin tek eksiği Cuma Namazı kılınacak bir alanmış...”

İslam düşmanlığının Sol terminolojiyle maskelenmesi

DEM Parti yetkililerinin bu hazımsızlığı, Türkiye’de yıllardır sol-Kemalist çevrelerin propaganda aracı olarak kullandığı "Eğitim dinselleşiyor!" hezeyanının birebir kopyasıdır.

Halbuki bir okulda spor salonu, tiyatro sahnesi veya müzik odası açılması ne kadar tabii ise; nüfusunun ezici çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede çocukların ve öğretmenlerin namaz kılacağı bir mescidin bulunması da o kadar tabii ve anayasal bir haktır. Bunu bir "tehdit" veya "eğitimin içinin boşaltılması" olarak sunmak, düpedüz İslam düşmanlığının Sol terminolojiyle maskelenmesidir.

"Sanki tek eksik Cuma namazıymış" ifadesi, bu zihniyetin halkın inancına ne kadar yabancılaştığını ve İslami şiarlara karşı ne derece derin bir aşağılama hissettirdiğini açıkça göstermektedir. Cuma namazı ve ibadet, bir "eksiklik" değil, bir kimlik, bir aidiyet göstergesidir.

Öte yandan bölge halkının muhafazakâr ve Müslüman kimliğinden oy devşirmeye çalışan anlayışın, İstanbul’da laik-Kemalist koroya öncülük ederek mescit kararına savaş açması tam bir ikiyüzlülüktür. Özgürlüğü sadece kendi marjinal ideolojileri için isteyen bu anlayış, Müslüman gençlerin en temel hakkı olan ibadet özgürlüğünü baskılamayı "ilericilik" sanma sığlığından kurtulamamıştır.

Müslüman halkın çocukları artık vesayet döneminin "kaçak-göçek namaz kılma" çilesine mahkûm edilemez. Valiliğin bu kararı sonuna kadar arkasında durulması gereken hayırlı bir adımdır; DEM Parti ve benzeri odakların hezeyanları ise halkın vicdanında mahkûm olmaya devam edecektir.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir