
Yine Allah, şeytan´ın sokmaya çalıştığı şüpheleri giderir ve âyetlerini muhkem kılar ki, kendilerine Allah tarafından ilim verilenler, Allah´ın indirmiş olduğu âyetlerin, rabbin tarafından gelen gerçekler olduğunu bilsinler ve onlara iman ederek gönülden bağlansınlar. Şüphesiz ki Allah, kendisine ve Peygamberine iman edenleri doğru yola iletir. Böylece şeytan´ın tuzakları onlara zarar vermez.
Yani, "Allah hem salih, hem de günahkar insanları sınamak için, şeytanın böyle tuzaklar kurmasına izin verir." Çarpık bir kafa yapısına sahip olanlar bunlardan yanlış sonuçlara varmışlar ve doğru yoldan sapmışlardır. Oysa doğru düşünebilenler tüm bunların şeytanın aldatmaları olduğunu ve Peygamber'in mesajının Hakk'a dayandığını anlayıp kabul ederler. Onlar şeytanın bu denli çok uğraşıp karşı çıkmasının bile O'nun Hakk olduğunun bir delili olduğu sonucuna varırlar.
İlim ehli kesinlikle bilirler ve inanırlar ki peygamberin ağzından vahyin dışında bir şey çıkmaz. Onlar kesinlikle bilirler ki şeytanın peygamberi saptırmada, peygambere Allah tarafından gelen vahyi değiştirmede, eksiltmede, çoğaltmada hiçbir yetkisi yoktur. Onlar kesin bilirler ki vahiy haktır. Böylece iman edenlerin kalpleri de o vahye boyun eğer. İman ederler vahye ve vahyin istediği bir hayatı yaşamaya yürürler. Allah böylece iman edenleri şüphesiz dosdoğru yoluna eriştirir.
BASAİRUL KUR’AN
İbn-i Kesir hac suresinin 54. ayetinin izahında başlıca şu hususlara vurgu yapar:
1. İlim Sahiplerinin Hakikati Görmesi
"Kendilerine ilim verilenler bilsinler ki...": Allah Teâlâ burada faydalı ilme ve basirete sahip kılınan müminleri kastetmektedir. Şeytanın vesveseleri ve batıl karıştırma çabalarına rağmen, gerçek ilim ehli olanlar vahyin ve batılın arasını ayırabilirler.
Kendilerine ilim verilen bu kimseler, Hz. Muhammed’e {s.a.v.}) indirilen Kur'an-ı Kerim'in Allah katından gelmiş mutlak bir hak ve hakikat olduğunu, içerisinde hiçbir şüphe ve çelişki barındırmadığını yakinen anlarlar.
2- Kalplerin Huşû Bulması ve Teslimiyet
"...ona inansınlar ve kalpleri ona boyun eğsin": İlim sahipleri Kur'an'ın hak olduğunu bildikleri zaman ona gönülden iman ederler.
Ayette geçen "tukhbite" (تُخْبِتَ) ifadesi; kalplerin Allah'a ve O'nun kelamına karşı saygı duyması, huzura kavuşması, boyun eğmesi ve tam bir teslimiyetle itaat etmesi anlamına gelir. Şeytanın şüpheleri kalplerinde hastalık bulunanları sarsarken, hakiki ilim sahiplerinin imanını ve teslimiyetini daha da pekiştirir.
3- "Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola ulaştırandır": İbn-i Kesir bu bölümün izahında, Allah'ın mümin kulunu dünyada batıl şüphelerden ve sapkınlıktan koruyarak hakikate ulaştıracağını ifade eder.
Allah Teâlâ, kalbinde samimi iman ve basiret bulunan kullarını dünyada doğru yola (Sırât-ı Müstakîm'e), ahirette ise cennete iletecektir.
Özetle İbn-i Kesir’in Yorumu
İbn-i Kesir'e göre bu ayet, batıl ile hakkın mücadelesindeki ilahi hikmeti gösterir. Şeytani vesvese ve fitneler, kalbi hasta olanlar için sapma sebebi olurken; faydalı ilim sahipleri için Kur'an'ın hakikatini daha iyi kavrama, imanı pekiştirme ve Allah'a tam teslimiyet gösterme vesilesi kılınmıştır.
İBNİ KESİR TEFSİRİ

