1. YAZARLAR

  2. Haksöz

  3. Tayland’daki Müslüman Kıyımı İstanbul ve Ankara’da Protesto Edildi

Tayland’daki Müslüman Kıyımı İstanbul ve Ankara’da Protesto Edildi

Kasım 2004A+A-

Tayland'ın güneyinde Müslüman azınlığın yoğun olarak yaşadığı Narathiwat eyaletinde meydana gelen ve insanlık tarihine yeni bir utanç sayfası ekleyen vahşet sonucunda 84 Müslümanın yaşamını yitirmesi İslam dünyasında infiale neden oldu. 26 Ekim Salı günü, bölgelerinde haksız bir şekilde gerçekleşen gözaltına alma olaylarını protesto etmek için Takbai'deki bir karakol önünde toplanan insanlara karşı Tayland güvenlik güçleri vahşi bir saldırı gerçekleştirmiş ve tek suçları devletin kendilerine uyguladığı baskıları protesto etmekten ibaret savunmasız insanlar güvenlik güçlerinin ateşiyle can vermiştir. Ayrıca yüzlerce insan kadın-erkek ayırt edilmeksizin acımasızca dövülmüş, yerlerde sürüklenmiş ve vahşi hayvan muamelesine tabi tutulmuştur. Bununla da yetinmeyen Tayland güçleri gözaltına aldıkları binden fazla Müslümanı hayvanlara bile yapılamayacak bir muameleye maruz bırakarak üst üste kapalı araçlara bindirmiştir. Yedikleri dayaktan bitap düşmüş ve kapatıldıkları kafeste nefes alma imkanı dahi kendilerinden esirgenen bu insanlardan 78'i ezilme ve havasızlık nedeniyle katledilmiştir.

Dünyanın çeşitli bölgelerindeki Müslümanlardan tepki alan bu katliam Türkiye'de de protesto edildi. Gerçekleşen vahşeti kınamak ve bu ülkede zorbalığa karşı direnişlerini sürdüren Müslümanlarla dayanışma içinde olduklarını göstermek için İstanbul ve Ankara'da bir araya gelen Müslümanlar Tayland Devleti'ni kınadılar.

İstanbul'da 28 Ekim günü Fatih Postanesi önünde toplanan Özgür-Der mensupları, Tayland'ı protesto içerikli bir mektubu buradan Tayland Büyükelçiliği'ne gönderdiler. Eylem sırasında Tayland'daki vahşeti yansıtan resimler ve "Patani'deki İşkence ve Cinayetler Cezasız Kalmayacak!", "Filistin'de İsrail, Irak'ta ABD, Patani'de Tayland: İşgalci Katiller, İslam Topraklarından Defolun!", "Yeni Guantanamo Tayland mı?", "Patani'deki İşkence ve Cinayetler; BM'nin İnsan Hakları İhlali Kategorisine Girmiyor mu?" yazılı dövizler taşıyan grup, sık sık "Müslüman Patani Yalnız Değildir!", "Patani'ye Özgürlük, Katliama Son!", "İşgalci Katiller Dünyamızdan Defolun!", "Emperyalizm Yenilecek, İslami Direniş Kazanacak!" şeklinde sloganlar attı. Dergimiz yazarı Rıdvan Kaya'nın yaptığı konuşmada Müslümanların yaşadıkları coğrafyadaki mazlumiyetleri dile getirildi. Irak'ta ABD'nin, Filistin'de İsrail'in, Çeçenistan'da Rusya'nın, Keşmir'de Hindistan'ın ve Patani'de Tayland'ın katliamlarının cezasız kalmayacağını söyleyen Kaya, emperyalist saldırganlığa ve işgale karşı direnişi yükseltmenin önemine değindi.

Özgür-Der Genel Başkanı Hülya Şekerci de basına hitaben yaptığı açıklamada Tayland'da gerçekleştirilen katliamın dünyanın dört bir yanında Müslüman halklara karşı gerçekleştirilen küresel saldırganlık zincirinin bir halkası olduğunu ifade etti. Tayland Devleti'nin işlediği toplu cinayetin, Müslümanlara karşı dünyanın çeşitli bölgelerinde Amerikan emperyalizminin desteği ve yönlendirmesiyle devam etmekte olan baskı ve katliam zincirinin bir halkası olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Şekerci, açıklamasını şu şekilde sürdürdü: "Tayland Devleti'nin ırkçı, faşizan politikalarıyla on yıllardır ayrımcı uygulamalara maruz bıraktığı, ekonomik sefalete ittiği, en temel haklarını gasp ettiği Müslüman azınlığa karşı sürdürdüğü zalimce uygulamalara ivme kazandırdığını görüyoruz. Teröre karşı mücadele, yükselen fundamentalist tehdidin önünü alma ve benzeri kalıplaşmış gerekçeler dünyanın muhtelif bölgelerinde olduğu gibi bu ülkede de Müslümanlara karşı işlenen suçlara kılıf teşkil etmektedir. Oysa sorunun temelinde Patani bölgesinde yaşayan Müslümanların en doğal haklarının tanınmaması ve İslami kimlik ve taleplerin yok sayılması yatmaktadır. Tayland Devleti Amerikan emperyalizminin desteğini almak uğruna Müslümanları karalama ve tehlikeli konumda gösterme politikası izlemekte, katliamlarına meşruiyet arayışına girişmektedir. Ne var ki, başta Tayland yönetimi olmak üzere herkes bilmelidir ki, sorun baskı ve katliamlarla gizlenmeye çalışılsa da, ortadan kaldırılamaz. Müslümanların maruz kaldığı haksızlıklar ve zulümler giderilmediği müddetçe tüm dünyada olduğu gibi, bu uzak Asya ülkesinde de yara kanamaya devam edecektir."

Yaklaşık 100 kişinin katıldığı eylem, topluluğun getirdiği tekbirler ve atılan "Mazlumlar Tutsak İşgal Altında, Yaşasın Küresel İntifada!" sloganıyla sona erdi.

Ankara'da da Özgür-Der ve İLKAV'ın çağrısıyla 31 Ekim'de Tayland Büyükelçiliği önünde toplanan yaklaşık 400 kişi attıkları sloganlar ve taşıdıkları dövizlerle Tayland Devleti'ni protesto etti. Burada topluluk adına bir basın açıklaması yapan Mehmet Pamak, Tayland'da Müslümanların on yıllardır yaşadığı işkence ve katliamlara değindikten sonra, "Müslüman olmayanlara yönelik, çoğuna da bizzat kendilerinin sebep oldukları en ufak haksızlıkları büyüterek, abartarak, istismar ederek dünyanın ve BM'nin gündemine taşıyan Batılı devletler ve onların söz sahibi olduğu bütün uluslararası kuruluşlar, her zamanki gibi, katledilenler Müslüman olunca utanç verici bir sessizliğe bürünüyorlar. Müslüman halklara ait bölgelerde bizzat Batı önderliğinde ya da desteğinde yaşanan katliamlar, yine onların iğrenç çifte standardı sebebiyle uluslararası gündeme taşınmıyor. Çünkü Müslümanların yaşadığı bu bölgeler, istilacı güçlerin, terörist devletlerin tasfiye listesinde yer alıyor. Dolayısıyla buralarda her türlü kıyım, insan hakları ihlalleri, insanlık suçları mubah addediliyor! Çünkü bu bölgeler, İslam'a karşı yürütülen küresel operasyonun cephelerini oluşturuyor. Tıpkı Filistin, Irak, Afganistan ve Patani gibi. Bu sebeple Irak'ı kana bulayan katil eller, Patani'de de kanlı senaryolar uyguluyorlar. Ve Malay Müslümanlar, bugünlerde etnik soykırıma, din eksenli kıyıma maruz kalıyorlar." diyerek Müslümanların, emperyalizmin düşman ilan ettiği İslami kimliğe sahip olmaktan dolayı katledildiklerini belirtti. Pamak, konuşmasını şöyle noktaladı:

"Tayland Devleti'nin, küresel zalimlerden aldığı cesaretle, ırkçı, faşizan politikalarıyla on yıllardır ayrımcı uygulamalara maruz bıraktığı, ekonomik sefalete ittiği, en temel haklarını gasp ettiği Müslüman azınlığa karşı sürdürdüğü zalimce uygulamalara ivme kazandırdığını görüyoruz. Ancak ABD-İsrail çetesi ve işbirlikçileri bilsinler ki; insanlığın ihtiyacı olan tevhid mesajını ve adaleti temsil eden, Allah yoluna adanmış Müslümanları katliamlarla bitiremeyeceklerdir. Küresel emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin elindeki en güçlü silahlar bile, Allah'ın izniyle, biz Müslümanları Kur'an'dan ve İslami kimlikten koparma gücüne sahip değildir. Biz Müslümanlar, adaleti, merhameti ve tüm insanlığı kurtaracak aydınlık bir mesajı temsil ediyoruz. Hangi şartlar altında olursa olsun, Filistin'de, Afganistan'da, Irak'ta, Tayland'da ve tüm yeryüzünde Müslüman halklar, Kur'an'a sarılmaya, İslam'ın kurtarıcı mesajı uğrunda fedakârca mücadele etmeye inşallah devam edeceklerdir."

Eylem, sloganlar eşliğinde üzerinde "Kahrolsun İşkenceci Katiller" yazılı siyah bir pankartın Tayland Büyükelçiliği kapısına bırakılmasıyla sona erdi.

Uzak Asya'da Müslümanların yaşadığı katliamların lokal düzeyde de kalsa İstanbul ve Ankara'da mümin kardeşliği bilinciyle protesto edilmesi, acıyı paylaşmanın ve dayanışma sorumluluğunun anlamını yüreklere taşıdı.

BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR