1. YAZARLAR

  2. Ayhan Yüce

  3. Liberal ahlâksızlığın sufizmle örtüştüğü alan "Sufi Gözüyle Kadın"

Liberal ahlâksızlığın sufizmle örtüştüğü alan "Sufi Gözüyle Kadın"

Kasım 1995A+A-

Süleyman Uludağ'ın sufilerin kadın anlayışıyla ilgili yaptığı araştırmalar "Sufi Gözüyle Kadın" adı altında İnsan Yayınları tarafından yayınlandı. Yüzelli sayfadan oluşan kitapta Sufilere Göre Evlilik, Kadın ve Takva, Evliya Kadınların Faziletleri, Tarikatlarda Kadın vb. konular işleniyor.

İnsan Yayınevi'nin modernizm karşıtlığı ve eleştirisiyle ilgili yayınladığı kitaplar ve bu anlamda gelenekçi yaklaşım tarzı herkes tarafından bilinmektedir. Ancak garip(!) olan yayınlanan bu kitaplarda da görüldüğü gibi modernizm karşıtlığı adına gelenekçilerin modernizmle aynı kapıya varmasıydı.

Modernizmin kişiyi bireye dönüştürmesi ve ahlaksızlığı yaygınlaştırmasının onanacak bir tarafı yoktu. Ancak modernizm karşıtlığını kendine referans alan gelenekçilerin de sufizm (ya da mistisizm) adına kişiyi bireyselleştirmesi... Dini her yönüyle içsel bir yaşam gibi sunup kişinin toplumdan tecrit edilmesi... Ya da liberallerin İnsanları manipüle etmek için ahlaksızlığı yaygınlaştırmasıyla gelenekçilerin modernizm karşıtlığı adı altında liberal ahlaksızlığı aratmayacak ahlaklı (!) kitaplar yayınlamasının bizce garipsenecek hiçbir tarafı da yok.

Çünkü kendi varoluş ve mücadele alanlarını modernizm karşıtlığıyla belirleyen ve bu anlamda Kur'an'ı sadece hakikatin bir parçası sayan gelenekçilerin vardığı sonucun modernizmle örtüşmesini doğal bir sürecin sonu olarak görmek gerekiyor. Burada olayı İslami bir yaklaşım açısıyla değerlendirmeden önce modernizm karşıtı olan gelenekçilerin nasıl bir tutarsızlık ve çelişki içerisinde olduklarını göstermek istedik.

Sömürgeci zihniyetin hem kendi toplumlarını hem de Üçüncü Dünya halklarını sömürmek için ortaya çıkardığı bireyci ve hazcı insan tiplemesinin bir değişik adla (sufizm) hem Batı hem de Doğu'da yaygınlaştırılmaya çalışılmasının hangi amaçlara ve mercilere hizmet ettiği ise düşündürücüdür.

Liberallerin malum yayınları vasıtasıyla yaygınlaştırmaya çalıştıkları ahlaksızlıkların, "geleneğimizi öğrenip akılcı ve gerçekçi bir şekilde ortaya koymak" adına "İslami" görünümle sunulmasının mümin olma sorumluluğu ile ne derece bağdaşacağı da bir başka konu. Hele ifsad olmuş bir toplumda bu tür ameliyelerin İslam adına meşruiyet zemini bulmasına yardımcı olmanın ahlaki sorumluluğu da ayrı bir sorgulamayı gerektirmektedir.

Bahsini yaptığımız kitapta müslümanların iffet sınırını aşan anlatı ve fıkraların bolca yer aldığı görülüyor. Bunların dışında tevhid akidesiyle örtüşmeyen unsurlarla kitabın örüldüğü bir vakıa.

Kitapta, "İki yaşındaki kız çocuğuna sorulan müstehcen bir sorunun cevabından sonra çocuğun evliya olduğunun anlaşılması" (sh. 104), "meleklere ders veren" (sh. 68), "alemlere tasarruf eden" (sh. 72), "alemin sanatkarı (Rabia) kadınlar"(sh. 48) ve benzeri birçok şirk unsuru yer alıyor.

Bu unsurların yer aldığı bölümlere sıkça rastlanmakla birlikte kitapta temel mantık tutarsızlıklarına da şahit oluyoruz. Mesela kitabın bir yerinde "İbni Arabi kadını Allah'ın ibda ve icza sıfatının mazharı olarak görür. Çocuk dünyaya getirince Allah'ın yaratıcılık sıfatı onda tecelli eder" (sh. 82) şeklinde kadınlara yaratıcılık vasfı izafe edilirken, bir başka bolümde ise, "kadının din ve akıl yönünden eksik olduğu", "şeytan suretinde geldiği" (sh. 17), "erkekleri ifsad eden birer müfsit ve şeytan oldukları" (sh. 22-24) belirtiliyor.

Ayrıca kitaptaki yansımalardan da anlaşıldığı gibi, sufi mantığı İslam toplumunun temel taşı olan aile kurumuna karşıdır. Bununla ilgili olarak kitaptan bir kaç örnek verecek olursak:

" 'Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşmanlar varan' (Tegabun, 14 mealindeki ayeti özellikle işaret ediyorlardı. Bu hususu meşru göstermek için ayrıca bir takım hadisler rivayet ederler ki, bunların bazıları Şunlardır: 'İki asır sonra en hayırlınız yükü hafif olanınızdır, yani çoluk çocuk, ev bark sahibi olmayanınızdır.' (Tirmizi, Zühd, 35; Acilini, 1. 386; Gazzali, II, 24) (sh, 27). 'Karısını dul, çocuklarım yetim gibi bırakıp köpeklerin barındıkları mezdeliklere çekilmeden sıddıklar mertebesine ulaşılmaz.' (Şerhistani, X, 46) (sh. 27). Hatta 'Öyle bir zaman gelecek ki, o vakit kişinin bir enik beslemesi çocuk yetiştirmesinden daha hayırlı olur.' " (Kutu'l-Kulub,II.4S2)(sh.27).

Fakat evlilik karşısında bu kadar net tavır alan sufiler "Alımlı ve edalı bir dilberle evlendiğiniz zaman amacınız şehvet olmasın. Maksadınız onu yaradanın tecellilerini onda temaşa etmek olsun. Onu böyle seyrederseniz, tarifi imkansız bir haz alırsınız. Bu Allah'la olmanızı sağlar. Bunu gerçekleştirmek için büyük meblağlar ödeyerek güzel kadınlar alınmasında bir sakınca yoktur. Ona, bunu yapması emredilir." (sh. 38)

Burada bizim bahsetmeye haya ettiğimiz Peygamber Efendimizin aile hayatıyla ilgili anlatılan menkıbelerden tutun da, "bedenini kocasının yanında şeyhi Beyazıt-ı Bestami'ye açıkça teşhir eden kadınlar" (sh. 63) gibi, liberal ahlaksızlığı aratmayacak birçok olayın anlatıldığına şahit oluyoruz.

Kitap, bir müslümanın imanı gereği kabul etmemesi gereken birçok unsurlarla dolu. Buna rağmen yazar, Kur'an öğretisine en aykırı düşen noktalan bile te'vile başvurarak İslam adına kabullendirmeye çalışıyor. Yazarın bu tevilleri ne adına yaptığı ve kendine neyi referans aldığı hayli merak konusu... Yayınevine gelince; buna benzer kitapların daha önce de yayınlanmış olduğu malum. Mesele yine İnsan Yayınlan arasında çıkan İbn Hazm'ın Güvercin Gerdanlığı adlı kitabında da aynı unsurlara rastlarız. Bu tür, İslam ahlakına ters düşen yayınların, Kur'an ve Sünnete uygunluğu üzerine özel vurgular yapılarak yayımlanmış olması da ilginçtir.

BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR