1. YAZARLAR

  2. Haksöz

  3. Filistinli Karşıt Gruplar Barışı Nasıl Karşılıyor?

Filistinli Karşıt Gruplar Barışı Nasıl Karşılıyor?

Mayıs 1994A+A-

"Gazze-Eriha İttifakı" ittifaka ve reis Yaser Arafat'a muhalif on grubu zor bir imtihanla karşı karşıya bıraktı. Özellikle de Arap-İsrail görüşmelerinin ilerlemesi ve İsrail'in Suriye, Ürdün ve Lübnan'la ayrı ayrı görüşmeleri sürdürmesinden beri. O halde, eğer barış gerçekleşirse bu gruplar onu nasıl karşılayacaklar? Ve bu grupların, Filistinliler'in "Gazze-Eriha muhtariyeti"inde karşılaşacakları zillete düşmelerindeki mesuliyetleri nedir? El-Vasat, grup liderlerine bunu sordu ve cevaplarını aldı.

Birinci Soru: Ne zamana kadar "önce Gazze-Eriha" muhtariyeti karşısına Filistin sorununun yükümlülüklerini taşıyacaksınız?

Filistin'in Özgürlüğü İçin Halk Cephesi Genel Sekreteri George Habbaş:

"Gazze-Eriha" muhtariyeti münferid bir muhtariyet değil. Çünkü Filistin halkı siyasi özgürlükten bir pay almış değil. Eğer biraz daha dikkatli bakarsak olaya, görürüz ki "Gazze-Eriha'ya muhtariyeti" aslında Yaser Arafat ve fırkasına muhtariyet demektir. Bilmiyorum niçin, Filistin davasının birçok cihetten kesilmesinde bu kadar ısrar ediyor? O bir kere tüm Filistin halkının temsilcisi değil. Zaten kendi özgürlüklerini intifada ile arayan, kendini İşgalci İsrail ordusuna karşı feda eden ve siyasi hürriyetlerine de kendilerine tarihi haklarını veren devletler hukukunun kararlarına sahip olan Filistin halkının geneli bu muhtariyete itibar etmiyor.

"Gazze-Eriha" muhtariyetine ulaşılmasının sorumluluğunu Arafat'ın ve fırkasının üzerinde görüyoruz ve tabii onları takip eden Arap rejimlerinde. Onlar ki Filistin halkına her zorlamayı yaptılar. Bu kimi zaman tehcir oldu, kimi zaman katliam, kimi zaman da hayat yollarını kestiler. Buradan hedef elbette ki halkı yeise düşürüp önlerine gelen her seçeneği kabule zorlamaktı.

Uzun zamandan beri Arafat'a ve beraber siyaset yaptığı bazı Arap rejimlerine karşı mücadele veriyoruz. Bu rejimlerin Arafat'ı siyonist düşmanlarla yapılacak herhangi bir barış meselesinde işin başına getirmek istiyorlar. Burada bizim tarihi mesuliyetimiz onu, bir ittifak anlaşmasından menetmek, örgütün müesseselerini tahrip edecek ya da ilgasına sebebiyet verecek hareketlerine engel olmaktır. Tabii yönetimi; etrafı kendisi gibi şahıslarla dolu bir "tek adam" sultası haline getirmesine de engel olmaktır. Bunun yanında bizim ve diğer Filistinli grupların siyasi içtimai başarıları da Arafat'ı engelleyecektir. Halk Cephesi ve onunla birlikteki İslami, demokratik ve vatansever kuvvetler Arafat'ı ve onun siyasi muhtariyetinin iskatıyla övünmeyi sürdüreceklerdir.

İslami Mukavemet Hareketi (HAMAS) Siyasi Büro Azası Muhammed Nizal:

Acaba Filistin halkı amacına ulaşmaktan ve işgale mukavemetten acziyetini ilan mı etmiştir? Liderinden davayı tasfiye etmesini mi istemiştir? Oysa iflas eden ve Filistin halkını acz ve yeis içine çekmek isteyen liderliğin ta kendisidir ve M. Nizal soruyor: "Filistin liderliğini bu zelil ittifakı kabule zorlayan nedir?" Halbuki mukavemet seçeneği de onun önünde bir seçenekti. Halka sarılmak da onun önünde bir seçenekti. Onun muvafakatına aldırmadan ya da istişare etmeden hareket etmekte.

Gazze-Eriha liderliğin senelerdir süren hatalı siyasetlerinin sonucudur. Ben inanıyorum ki HAMAS ve diğerlerini sorumluluktan uzaklaştırmaya teşebbüs Filistin davasındaki zilleti eksiltmez. Bu ancak sorumlulukta bir kaçış ve olayı inkardır. HAMAS'ın düşmana karşı gösterdiği artan mukavemet ve silahlı siyasi mücadele gereklidir. Yani ya tavrınızı sertleştirip sebat edeceksiniz ya da boyun eğip davayı terk edeceksiniz.

Filistin İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Dr. Fethi eş-Şıkaki:

"Sorunun devamından anlıyorum ki biz İslami Cihad olarak cehdimizde ve nasihatlerimizde yeterli varlık göstermemişiz ya da Filistin Kurtuluş Örgütü'ne ve liderine karşı bir tehdit oluşturmuşuz ki o bu imzayı atmakta bu kadar acele etti ve onun üzerinde fazla konuşmayı da gerekli görmedi bu kadar acele etti. Yahut da biz, hepimiz, gereken siyasi tepkinin tam tersini uyguladık.

FKÖ ve lideri tüm imkanlara sahipti. Öyle ki İslami Cihad kurulduğundan beri öyle imkanlara sahip olmadı. Ve onlar ailesinin kendisine sunduğu tüm imkanları sorumsuzca savuran ve sonunda kendisiyle beraber ailesini de fesada sürükleyen şımarık bir çocuk gibi davranıyorlar. Son olarak bu iş bize göre ruhunu satmak ve intihar etmektir. Bundan sonra biz hangi mesuliyeti taşıyalım?

Biz onların üzerlerinde bir "demokles kılıcı" olmadık. Biz sizin makamlarınızı istemiyoruz-Şiddetli ve saldırgan bir program tercih ettik ve sizin için de destekleyici olacağız. Bugün Filistin'de İslami hareketi geliştirdiysek, işleri başarılı olmuş ve halk da ona itibar ve iltifat ediyorsa bunun sebebi onlar: düşmana karşı korumamız, baş eğmeyi reddetmemizdir. Anlaşılması gereken budur. Düşmana karşı savaşçılarımız kılıçlarıyla beraberdir ve zaten FKÖ lideri tek bir gün bile onlara karşı ciddi olmadı.

Fakat biz genel olarak Filistinli muarızlarız. Amaçlarımız tam manasıyla aynı değil. Ki bu da doğaldır. Yalnız şunu anlamanız gerekir ki şu andaki beynelmilel dengeler ve kurallar bizim aleyhimizedir ve Amerika tarafından vaz edilmektedir. O dünyanın tepesindeki süper güç, Araplarsa parça parça. Hele bunun yanında Filistinliler kaale bile alınacak gibi değil. Yani ha kabul etmişsin, ha reddetmişsin. Kabul edenlerin zenginlik, müessese ve devletlerarası ilişkilerde nelere malik olduklarını gözönüne alırsak aslında bu kabulü tefrit ve boyun eğme olarak görmek pek manalı olmadığı ortaya çıkar. Fakat eğer başarıların gerçekleşmesi merhale merhale olmadıysa bu en azından özellikle içinde büyük bir mücadele gücü taşıyan Filistin davası için sebat ve dayama merhalesidir. Fakat biz davadan yüz çevirirsek ve sayın başkan (Arafat) Eriha'da idareci olacak diye tüm kuvvet unsurlarımızı bir yana bırakırsak bu haramdır, büyük bir ihanettir.

Ve şunu kabul ediyoruz muarrızların andlaşması gecikmiştir. Yanlış anlamalar, suizanlar taşımıştır. Bunu gidermek için vakte ihtiyacımız var Hızla gelişmedik ve hala rekabet devresi yaşıyoruz. Bazılarımız münferid çalıştığını inkar etmiyorum. Bu özelin genele üstün gelmesine sebep oluyor ve böyle yapanlar bu ikisini mutabık sanıyorlar. Bilinmeli ki vazgeçme siyaseti izleyenler sonuçta fırsatları değerlendiremezler.

Filistin'in Özgürlüğü İçin Silahlı Mücadele Genel Komutanlık Genel Sekreteri Ahmed Cibril:

Soruyu şöyle düzeltelim, "Filistin sorununda dakik bir teşhis taşımıyor" Gazze ve Eriha ittifakı münferit bir seçimdir. Siyonist düşmanla olan mücadele ve vatanın menfaatleri, gene düşman tarafından dikte ettirilen böyle bir muhtariyeti kabul edemez. Çeşitli değişiklikler ve zorlamalar hareketin işleyişine ve üslubuna tesir edebilir ve mücadelenin şeklini değiştirebilir.

Gazze-Eriha ittifakı Siyonist düşmanla sınırlı bir grubun yapmış olduğu bir yakınlaşmadan ibarettir. Bu aslında halkımızın topraklarındaki tarihi ve kanuni haklarını inkar demektir. Bu yüzden bu ittifak gerçek bir hürriyet getirmez ve bir şekilde bu imzayı atanlar halkımızın iradesinin temsilcileri olarak görülemezler. Biz, çağdaş devrimin başından beri Filistin'in Kurtuluşu için Halk Cephesi'nin genel sekterliğindeyiz. Silahlı mücadele zafere varmak için esas yoldur. Biz şehidleri takip ediyoruz. Hiç bir şekilde taktik ve stratejimizi değiştirecek değiliz. Biz şuna inanıyoruz: Silahlı mücadele hayatta kalmak için tek seçenektir.

İntifadanın Fethi Örgütü Sekreter Yardımcısı Ebu Halid el-Amele:

İttifak ya da "hain avuntu" tek seçenek değildir. Zaten bunun böyle olduğu halkımızın tepkisinden de anlaşılmaktadır. Bu anlaşma halkımızın ve ümmetimizin dışındaki bir grup tarafından imzalanmıştır.

İttifakı da şuraya bağlıyoruz: Bu uzun zamandır Arafat grubunun sapkın siyasetlerinin bir sonucudur. Kurtuluş Örgütü'nün başına musallat olduklarında başlamıştı bu sapma. Sedat Kudüs'ü ziyaretini Mısır meclisinde açıkladığı zaman Arafat ona sırtını döndüğünde başlamıştı. Bugünkü durumun sorumlusu Aralat ve onun örgütteki sultasıdır. Siyasi tefritidir.

Biz İntifada hareketimizin başladığı 1983'den beri bu sapkınların tertiplerinin farkındayız.

Filistin'in Kurtuluşu için Demokratik Cephe Genel Sekreter Naif Havatme:

Asıl sorumluluk örgüt İçerisindeki bürokratik sağa aittir. Bu Filistin mukavemetinin önünü kesecek bir harekettir. Bu yeni bir Camp David'dir. Halkımızın meşru haklarının yenmesidir. Reis Arafat'ı da Washington'a ve İsrail'e teslim olmakla Filistin halkını satmakla suçladı. Burada kurulacak herhangi bir yönetimin aslında İsrail denetiminde bir Filistin polis teşkilatı olacağını ve sadece Filistinliler'e bekçilik edeceğini belirtti.

Gazze-Eriha Muhtariyeti Filistin'in özgürlüğü demek değildir. Sadece "sağ bürokrasinin" muhtariyetidir. Sizin de bildiğiniz gibi Oslo Kararlarına katılan grup şu anda Filistinliler arasında azınlıkta. Hatta Fetih Hareketi bile Oslo ve Kahire ittifaklarına karşı fiili mevkiini koruyor ve liderliğinin Tunus'ta aldığı kararlardan sonra işgal gücüne karşı operasyonlarını durdurdu.

Şu anda iki seçenek var. Biri Filistin halkının kalbinde yer etmiş olan ve intifada ile vücud bulan vatanın gerçek temsilcisi demokratik, vatansever İslami kuvvetler ve buna mukabil olarak geliştirilen Gazze-Eriha muhtariyeti. Zira bu nihai karardır. Bundan ötesi yoktur.

Tekrar halk meclisinin 338 ve 212 sayılı ve genel cemiyetin 194 sayılı halkın birleşik temsilcilerinin almış olduğu kararlara çağrıda bulunuyoruz. Bugün Suriye, Ürdün ve Lübnan'da oturan birtakım azledilmişlerin kararlarına da itibar edilmemesi gerekir.

Son olarak halkı Amerika-Rusya çıkarları doğrultusunda gerçekleşen Oslo-Kahire ittifaklarını reddetmeye ve Filistin'in haklarını tanımaya çağırıyoruz.

Filistin Özgürlük Cephesi Genel Sekreteri Yusuf el-Mikdak:

Gazze-Eriha ittifakının tüm Filistinliler'i kapsadığını reddediyoruz ve bu düşmana teslim olan onun şartlarına boyun eğen döneklerin anlaşmasıdır.

Yıldırım Örgütü Genel Sekreteri Asım el-Kadı:

Kendi mesuliyetimiz olarak gördüklerimizi şöyle sıralıyoruz:

1. Biz ve diğer bazıları zaman zaman FKÖ'nün liderliğine güvendik.

2. Yetmişlerde "on nokta" olarak adlandırılan ayrı ayrı bölgelere liderlik tarafından yerleştirilmeyi kabul ettik, bu hepten bölünmemize yol açtı.

3. FKÖ'nün Filistin halkının tek meşru temsilcisi olduğunu kabul etik.

4. Çok duygusal hareket ettik.

Devrimci Filistin Komünist Partisi Genel Sekreteri Arabi Avad:

Gazze ve Eriha ittifakının Washington tarafından tezgahlanmış bir teslimiyet olduğunda birleşiyor ve bu konuda kendi hizbimizin herhangi bir mesuliyetinin olduğunu da kabul etmiyoruz.

İkinci Soru: Bütün cepheleri şamil bir barış tahakkuk ederse grupların geleceği ne olur? Siyasi partilere mi dönüşür yoksa Irak, Sudan, İran gibi ülkelere mi taşınırlar yahut da silahlı mücadeleye devam mı ederler?

George Habbaş:

Geleceğin portresini çizmek için henüz erken. Araplar'ın tüm isteklerine uygun bir barış böyle hızlı ve acelecidir anlaşmayla ortaya çıkamaz. Ben şamil bir barış için halk cephesine uygun bir görüntü tasavvur edemiyorum. Şu anda barış görüşmelerine katalım Arap tarafının aleyhine. Düşmana gelince o şamil bir barışın kurulmasına rağbet etmiyor. Onun derdi Araplar'ı parçalayıp her birimi Siyonist emellerine ayrı ayrı alet edebileceği anlaşmalara çekmek. Halk Cephesi'nin geleceğine bakacak olursak: O zaten Filistin halkının haklarını elde etmek için savaşan siyasi bir partidir. O ilk sınırlara dönüp başkenti kutsal Kudüs olan tam bağımsız bir Filistin devletinden yanadır. Silahlı mücadele, bu dilden başkasını anlamayan düşmana karşı kullanılabilecek en etkili yoldur. Biz işgal altındaki topraklardaki askeri ameliyemizin yolunda atılan adımlardan geri dönmeyiz.

Hangi Arap başkentinde olursa olsun Halk Cephesi'nin mevcudiyeti o başkentin kurallarına bağlı olarak devam etmektedir. Fakat onlar da bizim içişlerimize karışmazlar ve hareket serbestisi tanırlar. Cephenin karargahı dışarıdadır. Gözden kaçan mesele ustalık ve ileride gerçekleşecek gelişmelerin tabiatıdır. Çünkü görüyoruz ki gelecek bizi amacımıza ulaştıracak birçok çizgiler tanıyor. Sonuç olarak cephe kendi imkanlarıyla, Filistin halkı için esas şeklini kaybetmeden mücadelesine devam edecektir.

Muhammed Nizal:

Bulundukları yerlerde Filistinli gruplarda yeni şekillenmeler olacaktır. Fakat biz HAMAS hareketi içinde az etkileneceğiz böylesi gelişmelerden. Ki HAMAS hareketi birçok Filistinli gruba muhaliftir. Hareket Filistin'in içinden neşet etmiştir. Askeri ve gayri askeri organizasyonunu Filistin'de gerçekleştirmiştir. Sahip olduğu mallar kendisinindir. Dışardan bir Arap ya da farklı bir İslam ülkesinden gelmemektedir. Bu yüzden ne gibi bir siyasi gelişme olursa olsun HAMAS'da sözü edilen gelişme ya da şekillenmelere rastlanmayacaktır. O halkı ve ümmetiyle kaynaşmış olarak işgale karşı mukavemetini sürdürecektir.

Fethi eş-Şikaki:

Cihad hareketi seksenlerde Filistin'de doğdu. Teşkilatının önemli bir bölümü hala Filistin'dedir. Hareketin kimi komutanlarının dışarıda yaptıkları birtakım operasyonlar Filistin dışında da hareketin varlığını göstermek içindir ve bu son yıllara denk gelir.

Bu hareket belirli bir ülkeyle sınırlı değildir. Haklarımızı ve vatanımızı gasbeden düşmanla herhangi bir barış imzalanması bize son derece elem vermesine rağmen, bu bizim özgürlük yolunda düşmana karşı cihadımıza tesir etmeyecektir. Özgürlük zaman ve mekan olarak çeşitli şekiller alabilmektedir. Fakat biz bir mekanda siyasi olarak hareket ederiz, bir başka mekanda da kültürel ve içtimai olarak hareket ederiz, Kısa bir müddet için belirli bir süre durmuş olabiliriz, fakat düşmana karşı Filistin içerisinde asla durmayacağız.

Mali kaynaklarımızı azalarımızın iştiraklerinden ibaret iken biz intifada ateşini yaktık. Bizim Filistin haricinde daimi ve sabit bir karargahımız da yok. Biz vatanımızın her şehrinde, her köyünde, her bölgesindeyiz ve düşman bizi vatanımızdan sökemeyecektir.

Ahmed Cibril:

Açılacak yeni yollar ve kurulacak yeni münasebetler silahlı mücadelemizin sürmesi içindir. Olup bitenler her şeyin sonu değildir. Biz farklı bir dünyada yaşıyoruz. Amerika'nın aldığı kararlar ve zorlamalar bizi sınırlamaz. Yeni dünya düzeni de öyle kalıcı bir şey değildir. Bugün görülen siyasi ve iktisadi manzaralar yeni düzenin istikbalinin ne olacağını bize pek güzel göstermekte.

Bölgemiz yani Arap mıntıkası mutlaka şerefine kavuşacaktır. Bir gün mutlaka toprağımıza kavuşacağız ve bu silahlı mücadeleyle olacak.

Ebu Halid el-Amele:

"Tüm Filistin'in kurtuluşu kavmi, dini ve insani bir vecibedir. Bu yüzden hiç bir zaman ve mekanda ve hiç bir kaydu şart dahilinde silahlı mücadeleyi bırakmayacağız." ardından şunları ekledi: Gazze-Eriha bir zorlamadır ve çok sürmeyecektir. Bu iş demagojiyle olmaz, ancak inkılabı bir vaka ile gerçekleşebilir, inkılap ise ümmetimizin kalbinde ve vicdanındadır.

Naif Havaime:

Yapılacak tek şey ittifakın ıskatı ve birliğe geri dönüştür. Arap ülkeleri de hakiki niyetlerini artık açıklığa kavuşturmalıdır.

Cephe'nin geleceği Filistin halkının geleceği ile bağlantılıdır. Mücadele İsrail'in alacağı tavır ve olayların şekline göre belirlenecektir.

Cephe'nin sahip olduklarına gelince; Cephe kendi kaynaklarından yararlanmaktadır ve hiç bir Arap ya da İslam ülkesinden yardım almamaktadır.

Yusuf el-Mikdak:

Bizim mücadelemiz sürecektir. Özgürlük coğrafyaya bağlı bir müessesenin unvanı değildir. O, halkın hareketidir. Halkın içinden gelen harekettir ve biz orada bulunmayı sürdüreceğiz.

Asım el-Kadı:

Biz Şam'dayız, başka bir yerimiz yok.

Arabi Avad:

Hareketlerinin İşgal altındaki topraklar, Lübnan ve Suriye'de kuruldu. Tüm zorluklara rağmen mücadelemiz devam edecek. Genel Merkez Şam'da bulunuyor ve Hafız Esad'a büyük destekleri için teşekkür ediyoruz.

el-Vasat

Çeviren: Mehmet Serdar

BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR