1. YAZARLAR

  2. Abdurrahman Dilipak

  3. Mısır’da neler oluyor?
Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Yazarın Tüm Yazıları >

Mısır’da neler oluyor?

10 Aralık 2012 Pazartesi 04:56A+A-

Bir haftadır Mısır’daydım.. Ekrem Kızıltaş’la birlikte rehberliğini üstlendiğimiz, RİNTUR tarafından düzenlenen bir tura katıldık..

Dr. Muammer Yıldız ve Mehmet Ali Bulut beylerle de birlikteydik..

Tam da krizin içine düştük.. Meydanlarda öfkeli konuşmalar yapılırken biz başka vadilerdeydik, ama gözümüz kulağımız Ezher’den gelecek haberlerde idi, Tahrir meydanındaydı.

Aslında yolculuğa çıkarken “Tahrir’in kalbine yolculuk”a çıkıyoruz diye düşünmüştük ama, bu kez kalbi bölünmüş bir Mısır’la karşı karşıya kalmıştık..

Hemen söylemeliyim, Mısırlıların büyük bölümü, olan olaylarla pek de ilgili değil.. Mısır’ın geleceğine söz sahibi olmak isteyen örgütlü güçler arasındaki bir hesaplaşma sözkonusu..

Ve yine hemen ifade etmeliyim ki, bütün bu olanlar sürpriz değil.. Hayat kendi tabii mecrasında akıp gidiyor.. İhvan da yerinde duruyor, eski rejim yanlıları, milliyetçiler, solcular, liberaller yerli yerinde ve kimse iddiasından vazgeçmiş değil..

İhvan için herşey çok yeni. Bu güne kadar hep muhalefet dili kullandılar. Yapıları savunmaya yönelikti. Şimdi artık iktidardalar. Bir öğrenme dönemi geçirecekler. Aynı durum diğer bütün iktidara aday grublar için de sözkonusu..

Bütün bu olanlar, bir çocukluk hastalığına benziyor. Bunlar yaşanacak.. Bazı şeyleri yaşayarak öğrenecekler.. Türkiye’de bizim yaşadığımız güçlükler Mısırlı kardeşlerimiz için baht kaynağı olsun.

Şimdi Erdoğan’ın Kahire’de söyledikleri, demokrasi vurgusu daha iyi anlaşılıyor..

Mısırlı laikçilerin korkularına dayalı reflekslerin üzerinde Mısırlı yöneticilerin iyi bir şekilde düşünmesi gerek.. Bize şer gibi gelen şeyde Allah (cc) hayır murat etmiş olamaz mı?

İnanın bu laikçi refleksin öyle bir görünmeyen yanı var ki, bu karşı çıkış, İhvan ve dindar çevrelerin dayanışmasına sebeb oldu.. Bazı şeyleri yeniden düşünmeleri için hayati öneme sahip bir ders oldu..

“Meydan boş değil”di. “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” da vardı..

Mısır tecrübesi dilerim Suriye, Libya, Tunus, Yemen için ve bundan sonraki inkılablar için de bir gözaydınlığı olur.. Gecenin karanlığından aydınlığı çıkartan Allah’ın bize bir ibret dersi olur bu olaylar.

Siyaset acemisi dindar çevrelerin çoğulculuk, siyasi pragmatism, tedricilik üzerinde yeniden düşünmeleri gerekiyor şimdi. “Bekara karıyı boşamak kolay”. Şimdi toplumsal ve siyasal gerçekler üzerinde kafa yormaları gerekecek.. Tabi oportinizme kaçmadan. Tabi ilkelerinden vazgeçmeden.

Mısır’da dikkatlerden kaçan bir ayrıntı var.. Bütün muhalefet antitez durumuna savruldu ve kendi aralarında aslında görüş birliği yok..

Mursi olsun ya da olmasın, ülkede en güçlü monoblok yapı dindarlar.. Onlar olmadan sonuç olmayacak.. Sonuçta Mısır’ın geleceğinde söz sahibi olacak güç belli.

Tahrir’i ele geçirmeleri, Halkın sesi oldukları anlamına gelmiyor. İnsanlar cuma günü, namazda Tahrir’de değil Ezher’deydi.. Muhalifler de oradaydı.. Cuma namazı saatinde Tahrir’de kalanlar beynamaz takımı idi.. Dışlanan izole olan, inançsız, gayri müslim çevreler.. Cami o gün bir turnosol kağıdı idi..

Bir gün önce çıkan olaylarda 6 kişi hayatını kaybetmişti. İki kişi İhvan’dandı, ama ölen altı kişi de Müslümandı ve hepsinin cenaze namazı Ezher’in önündeydi. Muhalefet de oradaydı. Ezher imamı muhteşem bir hutbe okudu ve sloganlar durmadan, topluca resule salavat getirilmeden namazı kıldırmadı.. Salondan ayrılırken herkes tek bir slogan haykırıyordu: Kanımız canımız İslam’a feda olsun.. Oysa camiye gelirken, kanımız şehidimize feda olsun, intikam intikam diye geliyorlardı..

Madem Müslümanlar Ezher’de buluşuyorlar, Mısır’ın kalbi orada atıyor demektir..

Bir gün önce o kadar insan hayatını kaybederken, şehrin 3 büyük meydanlarında büyük kalabalıklar toplanmışken, Cuma hayata damgasını vurdu, hiç bir can kaybı ve şiddet yaşanmadı..

Şimdi Mursi de bazı konuları yeniden konuşmak için diyaloğa evet dedi.

Bu konuyu yarın da yazacağım, inşallah..

Yakından bakınca herşey çok kötü, ama 3 adım geriden bakınca, güzel günler göreceğiz inşallah. İstikbal inkılabatı içinde en gür sada İslam’ın sadası olacaktır. Selam ve dua ile..

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT