İngiltere'nin başkenti Londra ile Hollanda'nın Lahey kentinde, Mısır'ın siyasi tutuklularının serbest bırakılması talebiyle Mısır büyükelçilikleri önünde protesto gösterileri düzenlendi.
Gösteriler, son haftalarda Mısır'daki tutukluların durumu, tutukluluk süreleri, basın özgürlüğü ve cezaevi koşullarına ilişkin insan hakları kuruluşlarının faaliyetlerinin ve uluslararası açıklamaların yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleştirildi.
Eylemler, tutukluluk uygulamalarına yönelik insan hakları kampanyalarının yanı sıra Bedr 3 Cezaevi'ndeki öğrencilerin koşulları ve Eylül ayının sonlarında “Metsaddakş” adlı doğrulama ve araştırmacı gazetecilik platformunun gazetecilerinin gözaltına alınmasıyla yeniden gündeme gelen tutuklular dosyasının ardından geldi.
Londra ve Lahey'deki gösteriler
İlk gösteri Londra'daki Mısır Büyükelçiliği önünde gerçekleştirildi. Çok sayıda aktivistin katıldığı eylemde siyasi tutuklularla dayanışma mesajı verildi. Katılımcılar arasında Mısır cezaevlerinde açlık grevi yapan tutuklulara dikkat çekildi.
Göstericiler tutukluların serbest bırakılmasını isterken, cezaevlerindeki koşullara dikkat çekti ve düşünce suçlularının tutukluluğunun sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Lahey'de de Mısır Büyükelçiliği çevresinde, Londra'daki eylemle eş zamanlı olarak siyasi tutukluların serbest bırakılması talebiyle bir protesto düzenlendi.
Her iki eylem de Mısır dışındaki aktivist ve insan hakları gruplarının, özellikle Mısır'ın diplomatik temsilcilikleri önünde gerçekleştirdiği ve tutukluların durumunu kamuoyunun gündemine taşımayı amaçlayan faaliyetler kapsamında düzenlendi.
Tutukluluk süreleri yeniden tartışma konusu
Gösterilerden önce insan hakları kuruluşları, Mısır'daki tutukluların durumuyla bağlantılı temel meselelerden biri olarak tutukluluk uygulamasına odaklanan kampanyalar başlattı.
Şihab İnsan Hakları Merkezi, “Tutukluluk istisnadır, ceza değil” başlıklı bir kampanya başlattı. Kampanyada tutukluluğun hukuki çerçevesi, alternatif tedbirler, yasal süreler ile savunma ve adil yargılanma güvenceleri ele alındı.
Kampanyada özellikle tutukluluk sürelerinin uzamasına ve kesin hüküm verilmeden önce kişilerin uzun süre cezaevinde tutulmasının sonuçlarına yönelik eleştiriler öne çıktı.
Human Rights Watch'un 2026 Dünya Raporu'na göre, Mısır'da binlerce kişi uzun süre yargılama öncesi tutukluluk altında kaldı veya kuruluşun adil yargılanma güvencelerine uyulmadığını belirttiği davalarda verilen cezaları çekti.
Örgüt ayrıca bazı tutuklular hakkında yeni davalar açılarak tutukluluk sürelerinin fiilen uzatılmasına yol açtığı belirtilen “davaların döndürülmesi” uygulamasına ve tutukluluk sürelerinin uzatılmasına ilişkin duruşmaların video konferans sistemiyle yapılmasına dikkat çekti.
Bedr 3 Cezaevi'nde öğrencilerin eğitim mücadelesi
Cezaevlerine ilişkin tartışmalar yalnızca tutukluluk süreleriyle sınırlı kalmadı. İnsan hakları kuruluşları, Bedr 3 Cezaevi'nde tutulan öğrencilerin eğitimlerini sürdürmelerini zorlaştıran kısıtlamalara da dikkat çekti.
Şihab İnsan Hakları Merkezi, cezaevindeki öğrencilerin sınavlara girme, kitap ve kaynaklara ulaşma, kâğıt ve kalem temin etme konusunda sorunlarla karşılaştığını belirtti. Merkez, bazı öğrencilerin eğitim süreçlerinin kesintiye uğraması nedeniyle yıllarca aynı eğitim seviyesinde kaldığını öne sürdü.
Merkeze göre üniversite, diploma, lisansüstü ve yüksek lisans öğrencilerinin cezaevlerinde sınava girmesiyle ilgili uygulamalar 2019'dan bu yana durdu. Öğrencilerin üniversitelerine yakın cezaevlerine nakledilmesi veya sınav komisyonlarının tutukluların bulunduğu cezaevlerine gönderilmesi konusunda da sorunlar yaşandığı belirtildi.
Adalet Komitesi de eylül ayında yayımladığı raporda Bedr 3'te tutulan öğrencilerin eğitim ve sınavlardan mahrum bırakıldığını belirterek sınavlara girmelerine ve eğitim ihtiyaçlarını cezaevlerine sokmalarına izin verilmesini istedi.
Gazeteciler yeniden gözaltı gündeminde
Eylül ayının sonunda basın özgürlüğü tartışması, haber doğrulama ve araştırmacı gazetecilik platformu “Metsaddakş” çalışanlarının gözaltına alınmasıyla yeniden gündeme geldi.
Mısır Kişisel Haklar Girişimi, platformun altı gazetecisinin 28 ve 29 Eylül'de gözaltına alındığını açıkladı. Girişime göre gözaltına alınanlar Muhammed Eşref Ebu Umeyra, Abdullah Kadri, İslam Berekat, Ömer Hilal, Muhammed Mahmud ve Muhammed Adil.
Girişim, gözaltıların bazı gazetecilerin evlerine düzenlenen baskınlarla başladığını, daha sonra ekibin diğer üyelerini de kapsadığını ve soruşturmanın ilk aşamasında gazetecilerin nerede tutulduğunun bilinmediğini bildirdi. Ailelerin ve avukatların gazetecilerle iletişim kurmakta zorluk yaşadığı da belirtildi.
İnsan hakları ve medya kuruluşları davaya ilişkin çeşitli girişimlerde bulunurken, Mısır Gazeteciler Sendikası da tutuklu gazetecilerin ve düşünce suçları kapsamında cezaevinde bulunan kişilerin serbest bırakılması çağrısı yaptı.
Human Rights Watch, Mısır güvenlik güçlerinin altı gazeteciyi gözaltına aldığını belirterek tutuldukları yerlerin açıklanmasını ve avukatlarıyla iletişim kurmalarına izin verilmesini istedi.
Mısır İçişleri Bakanlığı ise daha sonra altı gazetecinin gözaltında olduğunu doğruladı. Bakanlık, gazetecileri Müslüman Kardeşler'e bağlı bir medya komitesiyle bağlantılı olmak ve yurt dışından finansman almakla suçladı. Bakanlık ayrıca “Metsaddakş” platformunun ruhsatsız faaliyet gösterdiğini ve yanlış bilgiler yayımladığını öne sürdü.
İnsan hakları dosyaları
Gösteriler, insan hakları kuruluşlarının yıllardır cezaevinde tutulduğunu belirttiği aktivist ve tutuklulara ilişkin başka dosyaların devam ettiği bir dönemde gerçekleşti.
Uluslararası Af Örgütü 30 Eylül'de insan hakları aktivisti ve çevirmen Merve Arafe'nin altı yıldan uzun süredir tutuklu olduğunu ve sağlık durumunun tutukluluğu sırasında kötüleştiğini açıkladı. Örgüt, Arafe'nin terör suçlamalarıyla bağlantılı bir davayla karşı karşıya olduğunu belirtti.
Örgüt ayrıca ağustos ayında avukat ve insan hakları aktivisti Huda Abdülmünim'in yedi yıldan uzun süredir tutulduğunu bildirdi. Abdülmünim'in Ekim 2023'te tamamladığı beş yıllık hapis cezasına rağmen iki ayrı davada yargılanmaya devam ettiği belirtildi.
Uluslararası kuruluşların eleştirileri
Uluslararası insan hakları kuruluşları, söz konusu vakaların Mısır'daki daha geniş siyasi tutukluluk tablosunun bir parçası olduğunu savunuyor.
Human Rights Watch, binlerce kişinin Mısır cezaevlerinde zor koşullarda tutulduğunu belirterek uzun süreli tutukluluk ve adil yargılanma güvencelerinin yeterince sağlanmadığını öne sürdü. Örgüt ayrıca sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılma ve uzun süreli tecrit uygulamalarına ilişkin raporlara dikkat çekti.
Örgüte göre Adalet Komitesi'nin verileri, 2025 yılında Mısır'daki gözaltı ve tutukluluk merkezlerinde 44 kişinin hayatını kaybettiğini gösteriyor.
Geçen temmuz ayında ise BM uzmanları, İsmail el-İskenderani ve Seyyid Subhi Ahmed Eid'in durumları hakkında endişelerini dile getirdi. Uzmanların mesajında keyfi gözaltı, kaybolma, kötü muamele ve hukuki güvencelere getirilen kısıtlamalarla ilgili kaygılar yer aldı.




