İşte böyle; kim, Allah´ın nişanelerine (Hac ibadetlerine) saygı gösterirse, şüphesiz ki bu, kalblerin takvasındandır. Hacc/32
Müfessirler, âyet-i kerimede zikredilen "Allahın nişaneleri"nin ne anlama geldiğini izah ederken, şöyle demişlerdir. "Allah´ın nişaneleri, kulun, Allah´a boyun eğdiğini gösteren Hac ibadetleridir. Bunlara saygı göstermek ise bu ibadetleri hakkıyla yerine getirmektir. Mesela, kurban kesilecek hayvanların en güzelini ve en semizini seçmek, Haccın diğer ibadetlerini, Allah Teala´nın tam emrettiği şekilde yerine getirmek bu nişanelere saygı göstermektir. Bunlara saygı göstemek ise kişinin takvasını gösterir.
Ayet, hacıların kestiği kurban ile kalplerde yer eden takva duygusunu birbirine bağlıyor. Çünkü hacda yerine getirilen özel ibadetlerin ve şiarların esas gayesi kalplerde takva (Allah korkusu) duygusunu uyandırmaktır. Zaten hac mevsiminde yerine getirilen özel ibadetler ve şiarlar evin Rabb’ine yönelişden, O’na itaat etmeyi somutlaştıran sembolik davranışlardan başka bir şey değildir. Bu davranışlar, özünde Hz. İbrahim’den bu yana yaşanan anıları barındırmaktadır; Allah’a itaat etme, O’na dönme, bu müslüman ümmet ortaya çıktıktan bu yana somutlaşan Allah’a yönelişin anıları. Dolayısıyla hac mevsiminde yerine getirilen özel ibadetler, uygulanan sembolik davranışlar dua ile, namaz ile aynı değere sahiptirler.
FİZİLALİL KUR’AN
Fahruddin er-Râzî bu ayetin açıklamasını geniş bir biçimde ele alır:
1. "Şeâir" (Allah’ın Nişaneleri) Kavramının Mahiyeti
Râzî, ayette geçen "Şeâirallâh" ibaresinin ne anlama geldiği hususunda müfessirlerin görüşlerini şöyle aktarır:
Hac Menâsiki ve Kurbanlıklar: Âlimlerin çoğunluğuna göre buradaki "şeâir", hac ibadetinin uygulandığı kutsal mekânlar (Safa, Merve, Arafat, Müzdelife vb.) ve özellikle Allah için kurban edilmek üzere seçilen hayvanlardır (hedy).
Diğer bir görüşe göre ise şeâir; ezan, namaz, cuma, cemaat ve Allah’ın dinini, ibadetlerini simgeleyen her türlü açık nişaneyi kapsar. Râzî, kelimenin kökeni itibarıyla "alamet/işaret" anlamına geldiğini, dolayısıyla insanın Allah’a kulluğunu simgeleyen her şeyin bu kapsama girdiğini belirtir.
2- Ayette geçen "tâzim" (saygı göstermek) ifadesinin pratik ve kalbi tezahürlerini Râzî şöyle açıklar:
Kurbanlıklar Açısından: Kurban edilecek hayvanların sağlıklı, bakımlı, gösterişli ve semiz olanlarını seçmek; onlara eziyet etmemek; kesim kurallarına uymak bu tâzimin bir parçasıdır.
Mekân ve İbadetler Açısından: Kutsal mekânların hürmetini korumak, ibadetleri küçümsemeden, hakiki bir edep ve ciddiyetle yerine getirmektir.
3- "Kalplerin Takvası"
Râzî, ibadetin ve gösterilen saygının değerinin doğrudan kalpteki niyete bağlı olduğuna dikkat çeker:
Şekilcilikten Uzak Şuur: Amellerin dış görünüşü (zahiri) ne kadar görkemli olursa olsun, onun takva değeri kalpteki ihlas ve tazim duygusuna bağlıdır. Ayette "Bu, kalplerin takvasındandır" denilerek, gerçek takvanın mekanının kalp olduğu vurgulanmıştır.
Görünür Ameller ile Kalbin İrtibatı: Bedenin sergilediği hürmet ve saygı, kalpte var olan Allah korkusu, sevgisi ve taziminin dışa vurumudur. Yani dıştaki tazim, içteki takvanın bir delili ve semeresidir.
4. Ayetten Çıkarılan Temel Nükteler ve Hükümler
Râzî'nin tefsirinde öne çıkan genel değerlendirme şudur:
Dini Sembolleri Hafife Almama: Allah’a nispet edilen sembolleri ve ibadetleri hafife almak kalbin nifakına veya iman zayıflığına işaret ederken; bunlara hürmet göstermek kalbin ihlaslı ve takva sahibi olduğunun göstergesidir.
Hac İbadetinin Ruhu: Hac sadece fiziksel hareketlerden ibaret değildir; her bir menasik (uygulama) kalpte Allah'ın yüceliğini hissettiren derin birer semboldür.
TEFSİRİ KEBİR




