"Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler olun"

"Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler olun"

Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler olun. Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışmış veya rüzgâr onu uzak bir yere sürükleyip atmış gibidir. Hacc/31

Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler olun. Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışmış veya rüzgâr onu uzak bir yere sürükleyip atmış gibidir. Hacc/31


Bir göz açıp kapama anı gibi kısa bir zamanda paramparça oluyor. “Kuşlara yem olmuş.”

Ya da rüzgâr alıp onu gözden uzak bir yere savuruyor. “Ya da rüzgâr tarafından sürüklenerek ıssız bir köşeye atılmış gibi olur.”

Uçsuz bucaksız bir boşlukta, yuvarlanıp gider.

Burada, dikkati çeken şey, sahnenin sertliğinin, ifadedeki “fa” harfi ile sağlanan hızlı sıralanışın yanında hareketin çabukluğudur. Özellikle gökten boşluğa doğru düşen adamın kuşlar tarafından kapılıp götürülmesini dile getiren ifade bunun en somut örneğidir. Bu da Kur’an-ı Kerim’de başvurulan tasvirli ifade tarzının örneklerinden biridir.

Aslında bu, Allah’a ortak koşanların durumunu dile getiren gerçek bir tablodur. Onlar da imanın yüce ufuklarından yokluğa, uçsuz bucaksız bir boşluğa doğru yuvarlànırlar. Çünkü insanın kendine güven duymasını sağlayan sağlam temeli kaybederler. Bu temel tevhiddir. Sığınabilecekleri güvenlik yurdunu yitirirler. Dolayısıyle sınırsız arzular, bitmez tükenmez ihtiraslar kapıp götürür onları. Rüzgârın sürüklemesi gibi asılsız kuruntular, karanlık bir boşluğa doğru sürükler onları. Çünkü sağlam bir kulpa bağlanmamışlar, sarsılmaz bir temele; kendilerini içinde yaşadıkları varlıklar alemine bağlayacak bir temele dayanmamışlar.

Bu misalde "gök" insanın aslî fıtratı anlamındadır. İnsan başkasının değil Allah'ın kuludur ve yaratılıştan tevhid ilkesini kabule hazırdır. Bu nedenle peygamberlerin davetini kabul edenler fıtratlarında sabit kalırlar ve yükselirler. Bunun aksine Allah'ı inkar eden veya O'na ortak koşan kimse ise bu aslî fıtrat "gök"ünden düşer. İşte o zaman ya misaldeki düşen adamı kapan kuşlara benzer, lider ve şeytanların kurbanı olur, ya da misaldeki rüzgara benzeyen arzu, istekler veya nefsinin kölesi olur. Bunlar onun diğer tarafa doğru alçaltırlar ve sonunda onu sapıklığın en derin çukuruna götürürler.

"Sahik" "sahak"tan türemiştir. Parçalanmış, ezilmiş anlamına gelir. Sahik, içine bir şey düştüğünde parçalanacak kadar derin bir yere denir. Burada ise sahik, ahlâki ve düşünce bakımından, içinden çıkılması mümkün olmayan derin uçurumlar anlamında mecazen kullanılmıştır. Yani böyle bir yere düşen kimse, ahlâken paramparça olur.

FİZİLALİL KUR’AN


Zemahşerî, bu ayet-i kerimede müşrikin ve şirkin durumunu şöyle açıklar:

​1. Yüksekten Düşüş: İmandan Şirke Yuvarlanma

​Gök: İmanın, tevhidin ve hakkın yüksek makamını temsil eder. İman, insanı ruhen ve ahlaken en yüksek mevkiye (a'lâ-yı illiyyîn) çıkarır.

​Gökten Düşmek: Müşrik, tevhidin o yüce ve emniyetli makamını terk edip şirke düşerek felakete sürüklenmiştir. Düşüş, insanın helak olma sürecinin başlangıcıdır.

​2. Kuşların Kapışması: Batıl Arzular ve Şeytanlar
​Kuşların Kapışması (yathaṭṭafuhu'ṭ-ṭayr): Gökyüzünden yuvarlanan birinin henüz yere çakılmadan yırtıcı kuşlar tarafından parçalanması gibidir. Zemahşerî'ye göre bu durum, kişinin tevhid merkezini kaybettiğinde nefsinin hevalarına, batıl arzularına ve şeytanların vesveselerine yem oluşunu simgeler. Kişi artık kendi iradesine sahip değildir; nefsi ve şeytanlar onu parça parça eder.

​3. Rüzgârın Savurması: Felaket ve Mutlak Helak

​Uzak ve Derin Bir Yere Atılmak (mehvâ muḥtaḳ): Rüzgârın savurup dipsiz, helak edici bir uçuruma attığı durumdur. Zemahşerî, buradaki rüzgârı kişiyi hakikatten tamamen koparan, geri dönüşü olmayan felaketlere ve dalalete (sapıklığa) sürükleyen kuvvetler olarak açıklar.

​Zemahşerî'nin Çıkardığı Ana Nükte
​Zemahşerî'ye göre ayet, şirkin insan ruhundaki yıkımını ve kararsızlığını şu iki zıt durum üzerinden çarpıcı bir dille anlatır:
​İman: Tutarlı, sabit, yüksek ve emniyetli bir sığınaktır.

​Şirk: Sığınağı olmayan, boşlukta savrulan, tutunacak tek bir noktası dahi bulunmayan mutlak bir çaresizlik ve perişanlıktır.
​Müşrik, tutarlı bir esasa sahip olmadığı için parçalanmaya, savrulmaya ve yok olmaya mahkûmdur.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir