
Karun kıssası bize ne söyler?
“İnsanın, dışarıdaki Karunlarla sağlıklı mücadele edebilmesi için öncelikle içindeki Karun’u bastırması gerekir.”
Kur’an Günlüğü -20. cüz- Karun Kıssası bize ne söyler?
Mahmut Ay / Yenişafak
Her insanın nefsinde Karunluk özentisi vardır. Şayet nefs terbiye edilmezse Karunlara hayranlıkla bakıp imrenir, bir gün fırsat ele geçerse Karun olma hayaliyle yanıp tutuşur. Dolayısıyla insanın, dışarıdaki Karunlarla sağlıklı mücadele edebilmesi için öncelikle içindeki Karun’u bastırması gerekir.
Hikmetli Kitabımızda anlatılan kıssalar dört konuda bize bilgi ve bilinç verir: 1. Geçmişte yaşanmış bir olay gerçek hâliyle anlatılır. Böylece tarihî bir olay doğru bir şekilde öğrenilmiş olur. 2. Hz. Peygamber’in (sav) yaşadığı dönemdeki bir hadiseye ışık tutar. Zira Kur’an kıssaları ile asr-ı saadette yaşananlar arasında çok ciddi bir paralellik vardır (Bu konuda “Kur’an Kıssalarını Sîret Bağlamında Okumak” isimli kitabımıza bakılabilir). 3. Anlatılan olaylar her dönemde meydana gelebilecek örnek olaylardır. Kıssalarda yer alan şahıslar ise prototiplerdir. Bu kişilik yapısındaki insanlar her zaman ve zeminde mevcuttur. Kur’an, onları bize bazı özellikleriyle tanıtır. 4. Kıssalardaki olaylar ve şahıslar, bir cihetten insanın iç dünyasında yaşayabileceği manevî gerilimlere, her insanda bilkuvve mevcut bazı eğilimlere ve arzulara işaret eder.
Kur’an’da Karun, Kasas Suresi’nde detaylıca anlatılır. İki surede de yalnızca adı zikredilir (Bk. Ankebut 29/39, Ğâfir 40/24). Kasas Suresi’nin 76-82. âyetlerinin muhtevası özetle şöyledir:
İsrailoğullarından olan Karun, sahip olduğu muazzam servet nedeniyle azıp şımarır. Bazıları kendisine “Şımarma! Allah var, ölüm var, ahiret var. Bunların hesabı sana mutlaka sorulur.” dediğinde küstahlaşıp şöyle der: “Bu serveti kendi bilgim ve becerimle, kendi emeğim ve çabamla elde ettim.” Karun, insanların arasına tüm ihtişamı ve gösterişçiliğiyle çıktığında çoğu kimsenin “içindeki Karun” depreşir. Bu kimseler ona hayranlıkla bakar ve onun gibi olma arzusuyla yanıp tutuşur. Lâkin hakikate dair bilgisi olanlar Karun’a ve Karunlaşmaya imrenenlere “Yazıklar olsun size! Nedir bu sizdeki servet ve şöhret arzusu! İnanıp güzel amel işleyen kimseler için Allah’ın vereceği mükafat, bundan çok çok daha hayırlıdır!” der ve sabırlı olmayı öğütler. Sonunda Karun da sarayı da yerle bir olur. Daha dün ona imrenenler, onun bu feci akıbetini görünce “Demek ki rızkı veren Allah’mış. Dilediğine bol, dilediğine az veriyormuş. Biz, ahmaklık edip bunu görmemişiz. Allah bizi korumasaydı biz de Karun gibi yerle yeksan olmuştuk!” der.
Burada anlatılan Karun, vahyin nüzul döneminde Mekke’nin en zenginlerinden olan Ebu Leheb’i hatırlatır. Zira bu sure, boykot zamanında inmiştir. O, diğer akrabalarının aksine, yeğeni Hz. Muhammed’i (sav) boykotun en zorlu zamanlarında yalnız bırakıp müşriklerle ticarî faaliyetlerine devam etmiş, servetinin derdine düşmüştür. Yıllar sonra da Karun’un akıbetine dûçâr olmuştur.
Karun, bir prototiptir. Günümüzde Karun, serveti veren Rezzâk’ı göremeyip “Ben kendi zekâm, bilgim ve emeğimle kazandım; kendi ürettiğim teknoloji sayesinde buralara geldim; bilime yatırım yaptım ve bu muazzam teknolojiyi ben ürettim.” diyerek kibirlenen, sermaye biriktirmeyi en büyük gaye edinip serveti putlaştıran, kurduğu kapitalist sistemle insanları tüketim kölesine çevirip sömüren, ürettiği kitle imha silahları ile tüm insanlığı tehdit eden kapitalist sermayedarı temsil eder. Bu tür insanlar, dünyada her zaman ve zeminde var olagelmiştir elbet. Ancak Karunlar, dünya kurulduğundan beri günümüzdeki kadar güçlü olmamıştır. ABD’nin ve Yahudilerin başını çektiği günümüzdeki kapitalist sistem tam bir Karunlar hegemonyasıdır. Bugün, dünya genelinde siyasî yönelimler başta olmak üzere dinî ve ahlâkî yönelimleri belirlemeye, sanat ve bilim dünyasına yön vermeye çalışanların bu “Küresel Karunlar Çetesi (KKÇ)” olduğunda şüphe yoktur. Filistin’de, Lübnan’da, Irak’ta, Ukrayna’da ve İran’da akan kan, bir avuç KKÇ’nin menfaatleri uğruna akmaktadır. Kur’an’da Firavun, Hâmân ve Karun üçlüsü iki yerde birlikte zikredilir. Böylelikle, zulüm ve sömürü düzeni için bu üçlünün her zaman birlikte hareket ettiğine işaret edilir. Firavun devlet başkanlarını, Hâmân bakanları ve bürokratları, Karun da sermayedarları temsil eder. Bugün KKÇ, kurduğu sistemde devlet başkanlarını ve bürokratları kendi avucunun içine almış durumdadır. Kurdukları çirkin tezgahlarla devlet adamları ve bürokratlara istedikleri şantajı yapabilecek konumdadırlar. Epstein dosyalarındaki iğrençlikler bunun en somut göstergesidir.
Her insanın nefsinde Karunluk özentisi vardır. Şayet nefs terbiye edilmezse Karunlara hayranlıkla bakıp imrenir, bir gün fırsat ele geçerse Karun olma hayaliyle yanıp tutuşur. Dolayısıyla insanın, dışarıdaki Karunlarla sağlıklı mücadele edebilmesi için öncelikle içindeki Karun’u bastırması gerekir.
İçimizdeki Karun’u dizginleyip dışarıdaki Karunlarla en doğru şekilde mücadele edenlerden olabilmek ve âyette zikri geçen Karun gibi günümüzün Karunlarının sonunu bir an evvel görebilmek niyazıyla.



HABERE YORUM KAT