Büyük İsrail hayalinden iç hesaplaşmaya

Büyük İsrail hayalinden iç hesaplaşmaya

Abdullah Muradoğlu, İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde seküler ve eğitimli Yahudilerin kitlesel kaçışının siyonist iddianın ve rejimin iflasını gözler önüne serdiğini belirtiyor.

Yeni Şafak / Abdullah Muradoğlu

İsrail’i bekleyen felaket!

İsrail’de Ekim ayının sonlarına doğru seçimler yapılacak. Soykırımcı Netanyahu için bu seçim öncekilerden çok daha önemli. Şimdiye kadar hakkındaki yolsuzluk davalarından mahkum edilmekten kurtulan Netanyahu için yolun sonu görünüyor. Ekim seçimleri Netanyahu’nun son seçimi olabilir. Netanyahu karşıtı Siyonist blok için de seçim zaferi çantada keklik değil.

Bu aralar Siyonist yayınlarda İsrail’den kaçan Yahudiler’in seçimlerde oynayacağı rol çok konuşuluyor. Kaçan Yahudiler’in daha çok liberal, seküler ve laik kesimlerden oldukları belirtiliyor. Bu göç dalgasının Netanyahu’nun lehinde olduğu söyleniyor. İsrail yasalarına göre seçmenler dışarda oy kullanamıyorlar. Oy kullanabilmeleri İsrail’e gelmeleri gerekiyor.

Ekim 2023’ten bu yana İsrail’den kaçan Yahudilerin sayısının en az 250 bin olduğu belirtiliyor. Bu rakam İsrail nüfusuna göre azımsanmayacak ölçülerde. İsrail’den başka ülkelere göç dalgası siyaseten Netanyahu’nun işine gelse bile bu gelişme Siyonizm’in iflas ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu durum Siyonistler arasında çatışmaya yol açıyor.

Siyonistler, Batı’lı güçler tarafından Filistin topraklarında cebren kurdurulan İsrail’in Yahudiler için dünyadaki en güvenli sığınak olduğunu savunuyorlardı. “Siyonizm” artık İsrail’de de, İsrail dışındaki Yahudiler arasında da gözden düşüyor. ABD’de Siyonizm’den boşandığını söyleyen Yahudiler’in sayısı giderek artıyor. “Ben artık Siyonist değilim” diyen çok sayıda Yahudi, Filistinliler’in soykırıma uğratılmasının lanetini paylaşmak istemiyor. Bu yaklaşım İsrail’in hamisi ABD’de bilhassa genç Yahudiler arasında ziyadesiyle dile getiriliyor.

Netanyahu Amerikan gücünü kullanarak sözde “Büyük İsrail” için sınırları genişletmeye kalkışırken yaşanan bu göç dalgası Siyonizm’in iflasını gözler önüne seriyor. İsrail’in Batı kamuoylarında parya bir devlet olarak nitelenmesiyse Siyonizmin dış desteğini eritiyor.

Siyonist yayınlarda İsrail’den göç eden Yahudilerin ekseriyetinin doktor, mühendis, akademisyen, yüksek teknoloji sektöründe çalışanlar ve yüksek lisans veya doktora derecesine sahip kişilerden oluştuğu ifade ediliyor. Bu göç dalgası sıradan bir göç değil, İsrail bilimsel, tıbbi ve kültürel gücünün büyük bir kısmını oluşturan eğitimli laik-liberal nüfusunu kaybediyor. “Umutsuzluk göçü” olarak da nitelenen bu göç dalgası nüfusun önemli bir kesiminin artık İsrail’de kendileri için bir gelecek görmemeleriyle bağlantılandırılıyor.

İsrail’de Haredi Yahudiler’e ait “Tevrat Okulları”nın(Yeşiva) öğrencileri askerlikten muaf tutulurken diğer kesimlerin yedek asker olarak uzayan görevleri göç dalgasının sebeplerinden biri. Bazı Siyonist yazarlar Netanyahu’nun muhalefet seçmenlerinin İsrail’den ayrılmasını kabullenmekle kalmadığını, onların dışarıya kaçmalarını kolaylaştırdığını da söylüyorlar.

Buna göre Netanyahu seküler profesyonellerin kendilerini siyasi olarak güçsüz, ekonomik olarak sömürülen ve kültürel olarak istenmeyen hissettikleri bir ortamı bile isteye inşa ediyor. Netanyahu mevcut Koalisyon’a sadık sektörlere fon sağlamaya devam ederken, asıl askerî ve malî yükü bu koalisyona karşı çıkanların omuzlarına yükleyerek iktidarda kalmaya çalışıyor. Yeşivalar’a tanınan ayrıcalıklarsa eğitimli, seküler, laik kesimleri rahatsız ediyor. Yeşiva öğrencilerini askere alma girişimleriyse polisle Harediler’i sık sık karşı karşıya getiriyor.

Keza birçok Siyonist yazara göre göç dalgası İsrail için bir felaketin habercisidir. Bu yazarlar Netanyahu’nun siyasi hayatta kalmak için İsrail’in en üretken insan kaynaklarını feda ettiğini söylüyorlar. Netanyahu’nun göç yoluyla nüfus yapısını değiştirerek seçimlerin sonuçlarını etkilemeye çalıştığına dikkat çeken bu yazarlara göre Netanyahu İsrail’in liberal ve eğitimli kesimini ülkenin artık kendilerine ait olmadığına inandırdı. Bu yazarlar nüfus yapısındaki çarpıcı değişimin Netanyahu’nun iktidarda kalmasına yardımcı olabileceği, ancak bunun bedelinin İsrail’in geleceğinin tehlikeye sokulmasıyla sonuçlanacağı uyarısında bulunuyorlar.

Bölgedeki güç dengesi yeniden şekillenirken İsrail bu gelişmeyi sekteye uğratmak için bir “şer ekseni” oluşturmaya çalışıyor. Ne ki İsrail, gücünün sınırlarını fersah fersah aşan cüretkarlık içerisinde debeleniyor. “Büyük İsrail” hayali Siyonizm’in paramparça olmasıyla sonuçlanabilir.

Özetlemek gerekirse İsrail’deki Siyonistler arasında büyük bir iç hesaplaşma söz konusu. Dolayısıyla “Ekim seçimleri” bu iç çatışmanın nereye doğru evrileceğini de gösterecektir.

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir