
“İran’la tırmanan gerilim küresel ekonominin sinir uçlarına dokunuyor”
“ABD yönetimi savaşın kısa süreceğini söylese de İran’la tırmanan gerilim küresel ekonominin sinir uçlarına dokunuyor. Petrol fiyatlarından tahvil piyasalarına, tedarik zincirlerinden enflasyona kadar riskler büyüyor.”
İran Savaşı: Jeopolitik riskten jeoekonomik krize
Rana Foroohar / Financial Times
28 Şubat’tan beri ara vermeyen İran Savaşı’nın beklenenden çok daha uzun süreceği ve yüksek maliyetli olacağı yönündeki öngörüler, her geçen gün daha fazla zemin kazanıyor. Çatışmanın küresel ekonomiye olan yıkıcı etkileri şimdiden emtia piyasalarından lojistik hatlarına kadar her alanda hissedilmeye başlandı. ABD yönetiminden gelen iyimser açıklamalara ve hızlı çözüm vaatlerine rağmen, jeopolitik dengeler bu savaşta hiçbir taraf için “mutlak zafer” olmayacağına işaret ediyor. Ekonomi gazetecisi ve yorumcusu Rana Foroohar, Financial Times’taki köşesinde daha karamsar bir tablo sunuyor.
Fikirturu’nun çevirdiği yazıdan öne çıkan bölümleri aktarıyoruz:
Savaş gerçekten kısa mı sürecek?
“ABD Başkanı Donald Trump, sadece birkaç gün önce dünyaya İran’daki savaşın kısa süreceği sözünü vermişti. Ancak Savunma Bakanı Pete Hegseth, şimdiden bu iyimser tablodan uzaklaşıyor gibi görünüyor. Hegseth, geçtiğimiz hafta daha fazla mühimmat ve savaş uçağı sevkiyatı sözü verirken durumun “yavaşlamadığını, aksine hızlandığını” itiraf etti. Çatışma, uluslararası sularda bir İran firkateyninin batırılmasıyla bölge sınırlarını aşarak küresel bir boyuta ulaştı.
Peki, bu süreç nasıl nihayete erecek? Yanıt; insansız hava araçlarından, gemilerden veya ağır mühimmattan ziyade tedarik zincirleri, enflasyon ve borç piyasalarıyla ilgili olabilir. 2022’de Ukrayna’da başlayan savaşta gördüğümüz üzere; enerji ve ticaretin birer silah olarak kullanılması enflasyon şoklarını tetikleyebiliyor. Bu durum, kısa vadeli tahvillerde sert satış dalgasına (sell-off) yol açarak siyasi olayların tüm seyrini değiştirebilir.
İngiltere’de Liz Truss’ın kısa süren başbakanlığını bitiren devlet tahvili (Gilt) krizi, tam da bu tür bir iklimde yeşermişti. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD’nin küresel gümrük vergisi savaşları, Avrupa’nın sanayi politikası ve savunma harcamalarındaki tarihi dönüşümü de beraberinde getirdi. Yakın geçmişte ABD’nin gümrük vergileri ve Çin’in nadir toprak elementleri ihracat yasağına yönelik tahvil piyasasındaki tedirginlikler hala hafızalarda. Trump, Hazine tahvillerinde yaşanan büyük satış dalgası ve getirilerin (yields) keskin yükselişi nedeniyle gümrük vergilerinin çoğunu askıya almak zorunda kalmıştı. Sonuçta hisse senetleri ve doların da zayıfladığı, nadir görülen “üçlü satış” tablosu yaşanmıştı.
Tahvil piyasası ABD ordusunu yenebilir mi?
Peki, piyasalar bize şu anda ne anlatıyor? Bu savaş ne kadar sürecek? Benim tahminim: Umduğunuzdan daha uzun sürecek.
Petrol fiyatlarının Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçilere zarar verme ihtimali, ABD’nin çatışmayı hızlıca bitirmek istemesi için en büyük motivasyon. Ancak İran rejimi; insansız hava araçları saldırıları ve Körfez’deki komşularına yönelik hamleleriyle süreci uzatarak çok şey kazanabilir. Bu durum enerji piyasalarını bozarak dünya çapında enflasyonu körükleyecektir. Analist Luke Gromen’in de belirttiği gibi: “İran’ın ABD ordusunu sahada yenmesi gerekmiyor; sadece ABD tahvil piyasasını yenmesi yeterli.” Zira tahvil piyasasındaki ciddi bir çöküş, ABD’yi stratejik geri çekilmeye zorlayacaktır.
Bu senaryo ne kadar olası? Kesinlikle birkaç haftadan uzun süreceği aşikâr. Çünkü her şey Trump’ın kontrolünde değil. ABD’de akaryakıt fiyatları yükselirken, 10 yıllık Hazine tahvili faizi yeniden yüzde 4 barajının üzerine çıktı. Bu, ABD konut piyasasındaki toparlanma çabalarına adeta “soğuk duş” etkisi yapacaktır. Faiz indirimlerini bekleyen ve tahvilleri güvenli liman (hedge) olarak gören yatırımcılar için büyük bir hayal kırıklığı kapıda. Petrol şoku kısa vadede Avrupa’yı ve gelişmekte olan ülkeleri daha sert vururken, doların güçlü seyri bu kırılganlığı artırıyor.
Enflasyon dalgaları ve tedarik zinciri baskısı
Ukrayna krizi bize gösterdi ki; enflasyon tek seferlik bir darbe değil, yayılan bir dalgadır. Önce yakıtta, ardından gıdada, akabinde ise gübre gibi enerji yoğun mallarda etkisini gösterir. Londra merkezli tedarik zinciri danışmanlık şirketi Efficio’nun Direktörü Matt Lekstutis; savaştan kaynaklanan maliyet enflasyonunun malzeme ve lojistik kalemlerinde yukarı yönlü ilerlediğini, transit sürelerinin uzamasının işletmeler üzerinde nakit baskısı yarattığını belirtiyor. En yüksek risk altındaki sektörler ise petrokimya, plastik ve alüminyum.
Bu noktada İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin, jeoekonomik avantajını kullanabilir. Dünyanın dört bir yanındaki stratejik limanları ve küresel gemi filosunun büyük bir kısmını kontrol eden Pekin, bu gücü devreye sokarsa nakliye maliyetleri ve mal enflasyonu kontrol edilemez bir hızla yükselebilir.
Finansal sistem yeni bir krize mi gebe?
Küresel tahvil piyasalarındaki mevcut kırılganlıkları da unutmamak gerek. 2026 OECD Borç Raporu’na göre; hazine bonosu gibi kısa vadeli varlıklar, piyasa katılımcıları için giderek daha kritik bir finansman kaynağı haline geldi ve ihraç hacminde sabit faizli tahvilleri geride bırakarak borç stokunun yüzde 15’ine ulaştı.
Aynı zamanda devlet ve şirket tahvillerinin büyük bir kısmı, fiyata duyarlı serbest yatırım fonları (hedge funds) tarafından tutuluyor. Bu yatırımcıların jeopolitik tansiyon dönemlerinde sergilediği “satış eğilimi” ve şeffaflık eksikliği, piyasaları savunmasız bırakıyor. Serbest yatırım fonları, likiditeye en çok ihtiyaç duyulan anda piyasadan çekilme eğilimindedir. Buna finansal sistemdeki kripto varlık risklerini de eklediğimizde, hızla gelişen bir piyasa krizini öngörmek zor değil.
Jeopolitik bugün ne kadar karmaşıksa, jeoekonomi ondan çok daha çetrefillidir. ABD’nin enerji kaynakları üzerindeki baskısı Çin için bir dezavantaj gibi görünse de; uzun vadede tahvil getirilerinin ve açıkların artmasıyla tetiklenecek büyük bir satış dalgası, küresel ekonomiye kalıcı zararlar verecektir. Ne yazık ki bu savaş ve beraberindeki piyasa çalkantısı, daha uzun süre gündemimizde kalacak gibi görünüyor.”



HABERE YORUM KAT