1. HABERLER

  2. ÇEVİRİ

  3. İran'da kara savaşı, Amerika'nın bugüne kadarki en büyük stratejik hatası olur
İran'da kara savaşı, Amerika'nın bugüne kadarki en büyük stratejik hatası olur

İran'da kara savaşı, Amerika'nın bugüne kadarki en büyük stratejik hatası olur

​​​​​​​İran'da kara birliklerinin bulunması, ABD'nin gücünün değil, sınırlarının bir göstergesi olacaktır.

03 Nisan 2026 Cuma 12:29A+A-

Michael Harrison’ın Foreign Policy in Focus’da yayınlanan yazısı, Haksöz Haber için tercüme edilmiştir.


Trump yönetimi, İran'la çatışmayı tırmandırma tehdidini, gerekli bir güç gösterisi olarak masada tuttu. Ancak bu söylemin altında, İran'da bir kara savaşının sadece tehlikeli değil, aynı zamanda Amerika için stratejik bir felaket olacağını gösteren giderek artan bir askeri, analitik ve tarihsel kanıt bütünü yatıyor.

CNN ve diğer Amerikan medya kuruluşlarının bir dizi raporunda, yönetim içindeki ve dışındaki dış politika analistleri, İran topraklarında bir çatışma olması durumunda ağır Amerikan kayıplarının yaşanma olasılığının yüksek olduğunu öngörüyor. Bu sadece bir spekülasyon değil. Aksine, bu tahminler, devam eden olaylardan ve sahadaki gerçeklerden elde edilen bilgi birikimine dayanmaktadır.

En son askeri gelişmeler bile ABD gücünün sınırlılıklarına işaret ediyor. Reuters'ın haberine göre, ABD istihbarat değerlendirmelerine göre, "İran'ın füze cephaneliğinin büyük bir kısmı, yoğun bombardımana rağmen, büyük ölçüde yer altı tesisleri ve cephaneliğinin dağılım biçimi sayesinde çalışır durumda kalıyor." Başka bir deyişle, İran savunması, en yoğun saldırılara dayanacak ve aynı zamanda misilleme araçlarına sahip olmaya devam edecek şekilde tasarlanmıştır.

Pentagon'un kara harekâtı olasılığına ilişkin açıklamaları, ABD birliklerinin savunmasızlığına dair endişelerle de birlikte geldi. Kara birliklerinin, ister amfibi çıkarma ister hava indirme yoluyla olsun, konuşlandırılması, özellikle Hürmüz Boğazı'nda, birlikleri bir karşı saldırıya karşı savunmasız bir konuma getirecektir.

Temel sorun, çatışmanın doğasında yatıyor. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'ne göre, İran on yıllardır balistik füzeler, insansız hava araçları, vekâlet güçleri, siber savaş ve merkezi olmayan komuta yapılarını içeren asimetrik savaşa dayalı bir askeri doktrin geliştirmiştir. Daha geleneksel savunma biçimlerinin üzerine eklenen bu "katmanlı savunma stratejisi" veya "mozaik savunma stratejisi", teknolojik olarak gelişmiş rakipleri şaşırtmak ve engellemek için tasarlanmıştır. Kesin bir yenilgiyi önlemek için kuvvetleri çeşitli alanlara ve bölgelere dağıtarak, bu yaklaşım, savaş alanında kesin bir zafer elde etmek yerine, sürekli maliyetler getirir ve düşmanın siyasi iradesini tüketir.

Kara operasyonlarının en savunmasız yönü lojistik olabilir. Tedarik zincirleri ve iletişim bağlantıları, herhangi bir operasyonun başarısı için kritik öneme sahiptir. Geniş mesafeler ve geçilmesi zor araziye sahip bir ülke olan İran örneğinde, bu tür bağlantılar her zaman saldırı altında olacaktır.

Geçmişten alınan dersler bu endişeyi destekliyor. Vietnam, Irak ve Afganistan savaşlarında Amerika Birleşik Devletleri operasyonun ilk aşamalarında her muharebeyi kazandı. Ancak savaşı asla kazanamadı. İran örneğinde ise riskler daha da yüksek olacaktır, çünkü ülke daha büyük bir nüfusa sahip ve hükümeti daha birleşik. İran, geçmişten ders almış gibi görünüyor. Amerika Birleşik Devletleri ise şimdiye kadar bunları görmezden geliyor gibi görünüyor.

İnsani ve siyasi sonuçları çok ağır olacaktır. Bu savaşta şimdiye kadar yapılan sınırlı askeri müdahaleler bile, sivil kayıp oranları ve yoğun nüfuslu bölgelerdeki hava saldırılarının isabetliliği konusunda endişelere yol açmıştır. Tam ölçekli bir işgalin insani sonuçları ise daha da kötü olacaktır.

Stratejik sonuçlar açısından bakıldığında, İran'ın küresel sistemlere müdahale edebilme yeteneği başka bir risk seviyesi daha getiriyor. Hürmüz Boğazı, dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biridir ve kısmi bir aksama bile önemli ekonomik sonuçlar doğurabilir. Bu koridorun korunması, tehdit altında bile olsa, sürekli askeri varlık gerektirecektir.

Hedefler açısından da temel bir asimetri söz konusudur. Amerika Birleşik Devletleri için başarı, iyi tanımlanmış ve ulaşılabilir hedefleri (rejim değişikliği, caydırma veya silahsızlanma) içerir. İran için ise başarı, sadece hayatta kalmak ve direnişte ısrar etmek anlamına gelebilir. Bu tür bir asimetri, doğası gereği savunmacı için avantajlıdır. İran bir arada kaldığı ve saldırgana bedel ödetmeye devam ettiği sürece stratejik olarak başarılıdır.

Böyle bir senaryoda, İran'daki kara savaşı, son noktası olan geleneksel bir savaş olmazdı. Çeşitli alanlarda uzun, yıpratıcı bir savaş olurdu; kaynak yoğun, bölgesel olarak genişleyen ve Amerika Birleşik Devletleri için siyasi olarak yıpratıcı bir savaş olurdu.

Asıl mesele, ABD'nin böyle bir savaşı başlatıp başlatamayacağı değil, böyle bir savaşı kazanıp kazanamayacağıdır. Stratejik düşüncenin tüm göstergeleri –istihbarat analizleri ve askeri modellemeler– ABD'nin böyle bir savaşı kazanamayacağına işaret etmektedir. Bu nedenle, İran'a yapılacak bir kara harekâtı, ABD'nin gücünün değil, sınırlarının bir göstergesi olacaktır.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum