“İnsanlardan öylesi vardır ki, hiçbir bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışmaya girer”

“İnsanlardan öylesi vardır ki, hiçbir bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışmaya girer”

“İnsanlardan öylesi vardır ki, hiçbir bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın/inatçı şeytanın peşine takılır.” (Hac: 3)

hacc-3

Allah Teala bu âyet-i kerimede, öldükten sonra dirilmeyi ve Allah´ın, ölüleri diriltmeye kadir olduğunu inkar eden ve birtakım yakışıksız sıfatları ona isnad eden ve bunları yaparken hiçbir ilme dayanmayan ve sadece Şeytanlara tâbi olan insanları kınamaktadır.

Zira bunlar, sadece kendilerini saptıranları dinlerler. Allah´ın, Peygambe­rine indirdiği hükümleri görmezlikten gelirler.

Allah hakkında tartışmaya girmek, ister varlığı, ister birliği, ister gücü, ister bilgisi, ister sıfatlarından birisi hakkında olsun… Evet bütün insanları bekleyen ve Allah korkusundan ve O’nun hoşnutluğundan başka bir yolla kurtuluş imkânı bulunmayan bu korkunun gölgesinde böyle bir tartışmaya girmek… İnsanı tiril tiril titreten, insanın ödünü koparan bu korkunun zararından sakınmayan akıl ve kalp sahibi birinin böyle bir tartışmaya girmesi son derece tuhaf bir tutum olarak beliriyor.

Bana göre Allah’ın dini böyledir. Allah’ın kitabı da böyle olmalıdır diyerek; Allah’ı şartlandırmaya, Allah’a yol göstermeye, akıl vermeye kalkışırlar. Halbuki Allah kitabıyla ve elçilerinin beyanıyla bilinir. Allah’ın ne istediği, nasıl istediği, neden yana olduğu kitabı ve o kitabının pratiği olan peygamberinin hayatıyla bilinir. Allah hakkında konuşabilmek için kitaba ve elçilerine müracaat şarttır. Kitabı ve peygamberi tanımayanların Allah hakkında, Allah’ın dini hakkında söz söyleme yetkileri yoktur, olamaz.

Keşke bu tartışma bir bilgiye, kesin bir ilme dayansaydı! Ama ne gezer! Bilgisizce girişilen bir tartışmadır bu. Kanıttan yoksun ileri geri konuşmaktan başka bir şey değildir. Şeytana uymaktan kaynaklanan sapıkça bir tartışmadır. İnsanların bir grubu heva ve hevesi doğrultusunda Allah hakkında tartışmaya girer.

“Ve her şarlatan şeytana uyarlar.”

Haddi aşan, gerçeğe karşı çıkan ve şımarık olanlar şeytanın peşine takılırlar.

FİZİLALİL KUR’AN

Zemahşerî’nin (el-Keşşâf) Tefsirindeki Temel Vurgular

Nüzul Sebebi ve Nadr b. el-Hâris Vurgusu

Zemahşerî, bu ayetin hususi olarak Mekke müşriklerinden Nadr b. el-Hâris hakkında indiğini belirtir.

Nadr b. el-Hâris, ahirete, yeniden dirilmeye (ba's) ve meleklerin "Allah’ın kızları" olduğuna dair asılsız iddialar ortaya atar; meleklerin ve Allah'ın mahiyeti hakkında hiçbir ilme dayanmadan Peygamberimiz (sav) ile tartışmaya girerdi.

"Bilgisizce Tartışmak" (Bi-Ğayri 'İlm)

Zemahşerî, buradaki "ilimsizliği" üç temel kavrayışın eksikliği olarak detaylandırır:

Mantıksal ve tutarlı bir bürhana (delile) dayanmamak.

Allah’tan indirilmiş bir kitaba veya peygamber bildirimine sahip olmamak.

Tartışmayı tamamen hissi, atalardan kalma ön yargılar veya asılsız kuruntularla sürdürmek.

"Azgın Şeytan" (Şeytânin Merîd) Nitelemesi

Merîd kelimesini "hayır ve iyilikten tamamen sıyrılmış, inatçı, azgın ve serkeş" şeklinde açıklar.

Ayette geçen "her azgın şeytana uyar" ifadesiyle hem cinlerden olan şeytanlar (insana batılı fısıldayanlar) hem de insanlardan olan şeytanlar (Nadr b. el-Hâris gibi inkâra sevk eden kişiler) kastedilmektedir.

Zemahşerî, cehaletiyle tartışmaya giren kişinin, aslında kendi aklını ve iradesini şeytanın yönlendirmesine teslim ettiğini vurgular.

Özetle Zemahşerî'nin Yaklaşımı

Zemahşerî, bu ayet üzerinden delilsiz inancın ve ilimsiz tartışmanın tehlikesine dikkat çeker. İnsanın ilahi gerçekler (özellikle ahiret ve tevhid) hakkında konuşurken sağlam bir akla veya sahih bir nakle dayanması gerektiğini; aksi halde yapılan her tartışmanın, insanı batıl önderlerin ve şeytanın oyuncağı haline getireceğini ifade eder.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir