
Kâfirler sürekli bir şüphe içindedirler. Onlar kıyâmet saati ansızın kendilerine geleceği ana kadar, veya gecesi olmayan bir günün azabı kendilerini kuşatana kadar Kur’an’dan, vahiyden şüphe içindedirler.
Evet hiç bir kâfir Allah yok derken bundan emin değildir. Bu konuda bir delile dayanmış değildir. Hiç bir kâfir diriliş yok derken bu konuda emin değildir. Kâfirlerin de, müşriklerin de dinleri, hayat programları şüphe üzerine bina edilmiştir. Esasen onlar din konusunda, hayat programı konusunda ciddi ciddi endişe taşıyan akıllı insanlar da değillerdir. Onlar için din önemli değildir. Onlar için önemli olan dünyadır.
Evet Allah’tan gelen mahza hak olan bu kitaba inanmayan, vahye karşı gözlerini ve kulaklarını kapatarak kendilerine göre bir dünya kuran insanlar elbette her şeyden şüphelenmektedirler. Bir şüpheden öteki şüpheye böyle bocalayıp duracaklardır bunlar. İşte görüyoruz, kitaba inanmayan, peygamberi reddeden insanlar bu kararlarında, bu tavırlarında hiçbir zaman emin gözükmüyorlar. Kur’an’ı ve Rasulullah’ı inkâr ediyorlar ama içleri rahat değil.
Peygambere yalancı diyorlar, ama kalpleri bunun tamamen tersini söylüyor. Ona mecnun diyorlar, ama vicdanları bunu asla kabul etmiyor. İşte bütün bunları vicdanlarında değerlendiren, beyinlerinde ölçüp biçen bu insanlar Kur’an konusunda da peygamber konusunda da şüphe içinde kıvranıyorlar. âdeta hastalığa tutulmuş insanlar gibi çok tuhaf tavırlar sergilemekten geri kalmıyorlar.
BASAİRUL KUR’AN
Zemahşerî Hac Suresi 55. ayetinde geçen ifadeleri dilsel ve anlamsal boyutlarıyla açıklar:
1- Şüphe" İçinde Kalmaları (فِي مِرْيَةٍ مِنْهُ)
Zemahşerî, inkârcıların Kur’an (veya Peygamber) hakkındaki tereddüt ve şüphelerinin sürekliliğine dikkat çeker. Kalplerindeki inat ve önyargı sebebiyle hakikati görmekten kaçındıklarını ve hayatları boyunca bu şüphe hâlinden sıyrılamayacaklarını vurgular.
2. "Kısır Günün Azabı" İfadesindeki Belagat (عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيمٍ)
Ayetin en özgün ve edebi ifadesi olan "yevmin 'akîm" (عَقِيم) tamlaması üzerinde Zemahşerî detaylıca durur:
Kısır/Uğursuz Gün Kavramı: Sözlükte "akîm" (kısır), çocuğu doğmayan/döl vermeyen kadın veya meyve vermeyen ağaç için kullanılır. Zemahşerî, bu kelimenin "gün" kelimesine sıfat kılınmasını edebi bir mecaz olarak açıklar.
Gece Doğurmayan Gün: Arapçada günler mecazi olarak geceleri "doğurur" kabul edilir. Kâfirler için o gün öyle nihai ve son bir gündür ki, arkasından başka bir gece veya ferahlatıcı yeni bir gün gelmez/doğmaz.
Hayırsız ve Faydasız Gün: Bir kısırlık nasıl soyun devamını kesip neticesiz bırakırsa, o gün de kâfirler için hiçbir hayır, rahatlık, esneklik veya kurtuluş imkânı doğurmaz; bütün umutların kesildiği "kısır" bir gündür.
3-"Yevm-i Akîm" ile Ne Kastedilmektedir?
Zemahşerî, bu ifade ile ilgili şu görüşü aktarır:
Kıyamet Gününün Kendisi: O gün artık amel etme, tövbe etme veya kurtuluş ümidi doğurmayan nihai gündür.
Özetle
Zemahşerî'ye göre bu ayet, inkârcıların batıl tutumlarındaki ısrarı ve bunun acı sonunu gözler önüne serer: Kâfirler peş peşe gelen mucizelere ve uyarılara rağmen şüphede direnecekler; bu durum ancak tevbelerin geçersiz olduğu ansızın gelen kıyametle veya kendilerine hiçbir hayır doğurmayacak mutlak azap günüyle son bulacaktır.
EL KEŞŞAF TEFSİRİ

